Yine bildik hikâye…
Mazota zam geliyor, taşımacılık maliyetleri yükseliyor, ardından iğneden ipliğe kadar her şeyin fiyatında yeni bir hareketlenme başlıyor.
Yurdum insanı açısından asıl mesele bunun mutfakta yaratacağı sonuç.
Çünkü Türkiye'de tarladan sofraya uzanan zincirin hemen her halkasında mazot var.
Mazotun yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 75 pahalanması bile meselenin boyutunu anlatmaya fazlasıyla yetiyor.
1 Ocak'ta İstanbul Avrupa Yakası'nda litre fiyatı 54,46 lirayken 16 Eylül'de 95,60 liraya, Ankara'da 55,43 liradan 96,75 liraya yükseldi.
Yani, mazot 100 lirayı geçti geçecek!
Cümbür cemaat, çaresizce çarşıda, pazarda, markette etiketlerin değiştirilmesini bekliyoruz.
Öğrenilmiş çaresizlikle zaten bunun hesabını soran yok, bizim yerimize hesap soracak olanlar memleketin yakıcı gündemine başka frekanstan bağlandığı için onlara boşuna umut bağlamamamız gerektiğini çoktan öğrendik.
Ama yine de iktidarın bu ve benzeri meselelerde işini şansa bırakmadığını çok iyi biliyoruz.
Ucu yurdum insanına dokunan hiçbir şey “teflon tava” misali üzerlerine zaten yapışmıyor.
Tam, bir günah keçisi bulurlar, mutfakta harlanacak yangının sorumluğunu da ona yüklerler, diyorduk ki, birkaç gün önce yaş sebze ve meyve piyasasına yönelik operasyon başlatıldığı, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildiği, 22 ilde 109 iş yeri ve ikamette arama yapıldığı basına yansıdı.
Soruşturmanın gerekçesi, bazı firmaların arzı düşük, maliyetleri yüksek göstererek fiyatları yukarı yönlü manipüle ettiği iddiasıydı.
Yanlış anlamalara mahal vermeyelim, varsa suç, elbette soruşturulsun. Haksız kazanç varsa hesabı sorulsun.
Ancak;
Mazotun fiyatı bir yıldan kısa sürede yaklaşık yüzde 75 artmışken, gıda fiyatlarındaki yükselişin faturasını kabzımala kesmek ne kadar gerçekçi?
Bu düzenin içinde kabzımal nereye oturuyor?
Dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışalım. Kabzımalın kamyonu da mazotla çalışıyor. Köylünün traktörü, patozu, biçerdöveri de...
Ürün tarladan hale mazotla gidiyor, halden depoya mazotla taşınıyor, depodan markete yine mazotla ulaşıyor.
Mazot, tarladan sofraya uzanan zincirin dışındaki bir ayrıntı değil ki; zincirin maliyetini baştan sona etkileyen temel girdilerden biri.
Şimdi siz bu zincirin en önemli maliyet kalemlerinden birinde böylesine büyük bir artış yaratacaksınız, sonra domatesin, biberin, patatesin fiyatı yükselince yurdum insanının karşısına kabzımalı çıkaracaksınız.
Olacak iş mi?
Elbette piyasa manipülasyonu yapan varsa bunun üzerine gidilmeli. Ancak mazotun fiyatındaki artışı, enerji maliyetini, işçilik giderini, ambalajı, depolamayı ve finansmanı bir kenara koyup gıda enflasyonunun faturasını birkaç dağıtıcıya kesmek, ekonomik gerçeği açıklamak anlamına gelmez.
Gelin yakın gözlüğümüzü takalım.
Bu, iktidarın ilk kez başvurduğu bir yöntem de değil.
Soğan fiyatları yükseldiğinde Polatlı'daki depolara baskınlar yapılmış, depolardaki yüz binlerce ton soğan üzerinden “stokçuluk” tartışması yürütülmüştü.
Oysa soğanın depolanması tarımsal üretimin olağan bir parçası. Üretici, hasat ettiği ürünü aynı gün tüketiciye ulaştırmıyor.
Ayçiçek yağı fiyatları yükseldiğinde de “stokçuluk” tartışmaları yine gündeme taşınmış, bu kez zincir marketler, fahiş fiyatın başlıca sorumlularından biri haline getirilmişti.
Anlaşılan şimdi sıra kabzımalda.
İktidar “Fiyat yükseliyor çünkü birileri fırsatçılık yapıyor” algısı üzerinden işini yürütüyor. Elbette bu çürümüş sistem içinde fırsatçılık yapanlar var, bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Peki ya mazot?
O da her seferinde sessizce zamlanıyor, üretim maliyeti yükseliyor, taşıma maliyeti fırlıyor, gıda ateş pahası oluyor; ardından bütün bu zincirin sonunda vatandaşın önüne bir operasyon haberi konuluyor.
İktidar bu maliyet artışlarının yarattığı enflasyonla mücadele etmek yerine neden her seferinde zincirin başka bir halkasını işaret ediyor?
Kabzımal suçluysa hesabı sorulsun. Ama mazotun hesabını kabzımala çıkarmayın.
Çünkü kamyonun deposundaki mazot pahalıysa, o kamyonun taşıdığı domatesin ucuz kalmasını beklemek, ekonominin matematiğiyle kavga etmektir.
Mutfaktaki yangının üzerine her seferinde yeni bir günah keçisi atabilirsiniz. Fakat yangını büyüten benzini ortadan kaldırmadığınız sürece, sonuç değişmez, diyerek yazımıza noktayı koyalım.
Çok Okunanlar
Kurtlar Vadisi Pusu dizisine FETÖ incelemesi!
Bellingham'dan Arda Güler'e büyük saygısızlık!
Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinin tarihi belli oldu!
Hamdi Akın’a ait iş jetinin kazasında iki pilot ile ilgili çarpıcı iddia
Aziz Yıldırım'dan başkanlığı bırakma kararı
AJet'ten 19 dolarlık yurt dışı bilet kampanyası
Türkiye 2026 yazında 32 gün fazladan riskli sıcak yaşadı
Kademeli emeklilik bekleyenlere kötü haber
Sucuk, döner ve köfte için yeni düzenleme
Samsunspor'dan Olympiakos'a rekor transfer