Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
56,1275
Dolar
Arrow
48,6353
İngiliz Sterlini
Arrow
65,5447
Altın
Arrow
6774,4058
BIST
Arrow
14.236

Korku, dağları bekliyor. Bas bayağı korkuyor

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

İpini koparanın “analist”, “uzman” ya da “siyaset bilimci” diye ekranlarda boy göstermediği, önüne gelenin bilmiş bilmiş siyasi yorum yapmadığı o eski güzel günlerde bizim mesleğin büyüklerinden biri, “vatandaşın dediğine dikkat etmek lazım, bazen çok güzel 12'den vurur” demişti.

Aynı Özgür Özel’in Ardahan’daki esnaf gezisinde karşısına çıkan emekli imam gibi!

Ayaküstü, 25 yıl çalıştığını, emeklilikten sonra festivallerde su satarak geçindiğini anlatmış, “İmamlığı bıraktım, kızıl komünist oldum” demiş, “Sizin yumuşak muhalefetinizden rahatsızım” sözleriyle beriki mahalledekilerin binbir bahane uydurup söylemekten imtina ettiği cümleyi çat diye Özgür Özel’in yüzüne yapıştırmıştı.

Oh ne güzel, içimizin yağları eridi, hislerimize tercüman oldu; diyenler eminim çoktur, ancak burada imamın tepkisi kadar Özgür Özel'in buna verdiği karşılığın üzerinde durmak gerekiyor.

Belki farkında değil, cevabı genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra iktidarın dümen suyuna girmek için neden bu kadar telaş ettiğini bir güzel anlatıyor.

“Öyle değil... Bak, katı muhalefet yapayım deyip milleti rahatsız eden bir gerginliğin parçası olunca, Tayyip Bey ne yapıyor biliyor musun? Karşısındakini önce ötekileştiriyor, sonra şeytanlaştırıyor, kutuplaştırıyor, kendi arkasındaki kalabalığı taşıyor. Biz o oyunu artık bozmak durumundayız. Bu kavgalardan hep kendi arkasındaki kalabalığı tutup 'Tehlikedeyim, tehlikedeyim' diye. Hiçbir tehlikesi yok, millet tehlikede; açlık, sefalet, işsizlik tehlikesi var. Hepsini çözeceğiz. Onun için ne lazım? İktidar lazım. Onun için de herkese açık bir siyaset yapmak lazım. Hep muhalefet, bak katı muhalefet yapayım deyip milleti rahatsız eden bir gerginliğin parçası olunca... Başbakanlık döneminden beri aynı oyun. Biz o oyunu artık bozmak durumundayız. Hiçbir tehlikesi yok milletin; açlık, sefalet, işsizlik tehlikesi var. Hepsini çözeceğiz. Onun için ne lazım? İktidar lazım. Onun için de herkese açık bir siyaset yapmak lazım"

Bu cümlelerinden ne anlamamız gerekiyor?

Yani, Özgür Özel gerçekten yalnızca Tayyip Erdoğan’ın kutuplaştırma tuzağına düşmemek için mi frene basıyormuş?

İsmet İnönü’nün dediği gibi, hadi canım sen de...

Korku dağları bekliyor. Bas bayağı korkuyor.

Öyle böyle değil...

Açık açık Tayyip Erdoğan'dan ödüm patlıyor, beni kulağımdan tutup içeri atarsa, sittin sene çıkamam, misal İmamoğlu... Kimse benden milletin öfkesini meydanlara taşıyacak bir muhalefet beklemesin; diyemiyor da demeye getiriyor.

Kendi zaviyesinden haklı olabilir. Korkmak için yeterince nedeni var.

Çünkü karşısında seçim kaybettiğinde çekilip köşesine oturacak bir iktidar yok.

63 fezleke Demokles'in kılıcı gibi başının üstünde sallanıyor. Dokunulmazlığının kaldırılması talimatı Tayyip Erdoğan'ın iki dudağı arasında. Sabahın köründe polis kapıya dayanırsa, bugüne kadar kendi siyasi hayatına yaptığı bütün yatırım heba olacak.

Bunun farkında!

Onca yıl Kılıçdaroğlu'nun dizinin dibindeki ılık kozasında boşuna mı bekledi! İmamoğlu'nu vücut çalımıyla saf dışı bırakma riskini boşuna mı göze aldı? Mansur Yavaş'ı git öte, gel beri diyerek boşuna mı oyundan düşürdü?

Ne yaparsa yapsın, ne derse desin Özgür Özel'e toz kondurmayan Yeni Partili seçmen, şimdi anladı mı acaba neden genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra ılıklaşayım, yumuşayalım, normalleşelim diye iktidara yaranmaya çalıştığını, neden Tayyip Erdoğan'ın alameti farikası kareli ceketle arzı endam ettiğini, neden elinde mesir macunuyla Saray'a koştuğunu, neden Meclis'teki Abdullah Öcalan komisyonuna balıklama atladığını, neden çerçeve yasaya 'evet' dediğini, neden siyasal İslamcıların özgül ağırlıklı abisi Bülent Arınç ile kapalı kapılar ardında görüştüğünü, neden Bahçeli'nin karşısında el pençe divan durduğunu, neden İmamoğlu tutuklandıktan sonra Saraçhane'de toplanan on binlerin gazını alıp evine yolladığını, neden Üsküdar'a çatır çatır çökerlerken sağda solda çek bir yiğidim aslanım, diyerek yurdum insanını oyaladığını...

Uzatmayalım, şimdi bir güzel itiraf etti. Tabii anlayana ya da anlamak isteyene.

Daha önce dile getirmiştik ama tekrar edilmeyen, hafızanın misafiri olur diyerek bir kez daha yazalım.

İktidarla doğrudan cephe savaşından kaçınmasının asıl nedeni burada! 

Özgür Özel zaman kazanmaya çalışıyor. Çünkü, Tayyip Erdoğan sonrasına oynuyor. Siyasi varlığını bir şekilde koruyarak kazasız belasız o güne ulaşmanın hesabını yapıyor. Siyaset meydanının doğal yollardan kendisine kalacağını düşünüyor olmalı.

Bu nedenle tonunu ve dozunu sürekli ayarlıyor. Miting yapıyor ama sınırı kolluyor. Sert konuşuyor ama köprüleri tamamen atmıyor. Meydan okuyor, ardından “herkese açık siyaset” vurgusu yapıyor. Bir ayağını gazda tutarken öbür ayağını frenden çekmiyor.

Ama:

Özgür Özel kendince zaman kazanırken yurdum insanı kaybediyor.

Özgür Özel, doğru anı beklerken insanlar hayatlarından eksilen yılları geri alamıyor.

Özgür Özel, Tayyip Erdoğan’ın oyununa gelmemek için geri dururken Tayyip Erdoğan kendi oyununu kurmaya ve oynamaya devam ediyor.

Ardahan’daki yurttaşın itirazı tam buna. Belli ki adamın siyasetin teorisi ile ilgisi yok, hayatında teori falan kalmamış.

Tayyip Erdoğan bizi kutuplaştırmanın içine çekmesin diye hesap yaparken, adam çoktan hayatın kenarına itilmiş.

Özgür Özel, kendi aklınca “milleti korkutmayalım” diyor.  Ama adam zaten korkuyor.

Geçinememekten, kirasını ödeyememekten, çocuğunun geleceğinden, polisten, adaletten, devlet karşısında kimsesiz kalmaktan, muhalefetin kendisini yalnız bırakmasından...

Sonunda Özgür Özel’in gözünün içine bakıp:

“Yumuşak muhalefetinizden rahatsızım” demiş.

Adam daha ne söylesin?

Altını kalın kalemle çizerek yazalım.

Bugünün ceberut ahval ve şeraiti içinde, ürkek adımlarla ve iktidarın çizdiği sınırlardan korkarak muhalefet yapılamaz.

Yurdum insanı puslu havada binbir ayak oyunuyla koltuk kapmaya çalışanlardan hazzetmez, fırtınaya karşı göğsünü siper edenleri sever. Sadece vaatlere değil o vaatlerin arkasında duracak mangal gibi yüreğe bakar. Memleketin bekası ve milletin refahı uğruna her türlü bedeli ödemeyi peşinen göze almayan, konforlu alanından çıkıp yumruğunu masaya vuramayan bir anlayışa, yurdum insanı sittin sene iktidar yüzü göstermez, devletin mührünü teslim etmez.

Muhalefetin asıl gücü, iktidarın gölgesinde "ılıklaşmak, yumuşamak, normalleşmek" falan değil; o gölgeyi yırtıp atacak bir iradeyle meydanlarda, adliye koridorlarında ve halkın bağrında en önde saf tutmak olmalıdır, diyerek yazımıza noktayı koyalım.