Dünya, ABD’nin Venezuela’ya saldırısını ve ülkenin lideri Maduro’ya yaptığı barbarlığı, haydutluğu, eşkıyalığı, zorbalığı, korsanlığı konuşmaya devam ediyor. Maduro ve eşine yaptığıyla Trump; devlet şeklinde örgütlenmiş haydutluk olan ABD emperyalizmi; saldırı ve işgallerle, uluslararası hukuku, uluslararası ilişkilerin temel ilke, değer ve kavramlarını, uluslararası örgütleri, devletlerin bağımsızlığı, bütünlüğü ve egemen eşitliğini hiçe saydığını bir kez daha gösterdi. Başka neleri gösterdiğini maddeler halinde sıralayalım.
Birincisi, ABD emperyalizmi savaşsız yapamaz. Savaşa bağımlıdır. Savaşmaya mecburdur. Bu mecburiyet sadece ABD ekonomisinin başat sektörlerinden olan askeri endüstriyel yapı açısından değil, bunun yanında ABD’nin siyasal kültürü, askeri örgütlenmesi, dış politikası ve maliyesi açısından da zorunluluktur.
İkincisi, ABD; 2025 yılının son aylarında açıklanan ve ABD Başkanı Trump’ın adıyla da anılan (bu ABD’de bir gelenektir, ulusal güvenlik strateji belgesi, o dönemki başkanın adıyla anılır) güvenlik strateji belgesinde, Monroe Doktrinine atıf yaparak, bir kez daha Amerika Amerikalılarındır vurgusunu öne çıkarıyordu. Bunun anlamı, ABD’nin uzun yıllar arka bahçesi olarak gördüğü Orta ve Güney Amerika’da, Trump yönetimiyle birlikte de kuzeydeki Kanada’da, tam ve mutlak nüfuz istediğidir. Latin Amerika’da, Venezuela dahil birkaç ülkede, Çin’in son yıllarda artan ağırlığından rahatsızlığı bilinen, Panama Kanalı’na da yine Çin korkusu nedeniyle, son yılların moda deyimiyle çökmek isteyen Trump; bu doktrini, kendi adına gönderme yaparak Donroe Doktrini olarak tanımlıyor.
Üçüncüsü, Trump; Venezuela’yı kendilerinin yöneteceğini söylerken, ABD’li petrol şirketleri ellerini ovuşturmaya başladılar. Dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olan, doğalgaz kaynakları açısından zenginliği bilinen ülke, kıymetli metaller, nadir elementler, değerli madenler açısından da zengin. ABD, bunlara çöküyor.
Dördüncüsü, ABD emperyalizmi, saldırganlığını, barbarlığını temellendirmek, gerekçelendirmek için Maduro’nun büyük bir uyuşturucu ağı yönettiğini, silahlandığını, terör örgütlerini desteklediğini öne sürüyor. Aklı, mantığı, sağduyusu ve vicdanı olan, biraz tarih bilen hiç kimse, bunlara inanmıyor.
Beşincisi, ABD’den başka, İngiltere, İsviçre gibi para aklama konusunda yetenekli olan batı ülkeleri, ortada mahkeme hükmü yokken, Venezuela’nın yurt dışındaki varlıklarına, bankalardaki paralarına çöktüler. Bu durum, kapitalizmin, liberalizmin en temel kurallarına, mülkiyet hakkına, güvencesine, kapitalizmin en ileri gelen ülkelerinin bile uymadığını gösteriyor.
Altıncısı, ABD; haydutluğuyla dünyaya gözdağı veriyor, sopa sallıyor. Bizzat ABD’nin kurallarını koyduğu, kurumlarını kurduğu düzene, uymayacağını gösteriyor. Trump, Küba, Meksika, Kolombiya, İran, Panama’ya tehditler savuruyor. NATO ve AB üyesi olan Danimarka’nın toprağı Grönland’a çökmek, Kanada’yı ABD eyaleti yapmak istiyor.
Yedincisi, İran’da haklı ve meşru talepleri olan halkın barışçıl gösterilerinin çok ötesine geçen ve şiddet içeren gösteriler, ABD – İsrail ikilisinin bu Tahran’da rejim değiştirme çabalarıyla birlikte düşünülmeli. Fakat Maduro’ya yaptıklarını, İran’da yapamazlar.
Sekizincisi, bu yıl ABD’de ara seçimler var. Trump, dış politika başarısına gereksinim duyuyor. Venezuela’ya çökmesini, iç siyasette kullanacaktır. Önceki ABD başkanlarını kameralar önünde eleştirmesi, hatta aşağılaması bunu gösteriyor.
Dokuzuncusu, birkaçı dışında, ülkelerin sessizliği, ABD’den nasıl korkulduğunun kanıtı. BM’nin zaten esamisi okunmuyor.
Onuncusu, batıda, Hristiyan aleminde, Venezuela ve Maduro, İsrail’in siyonist politikalarına, Gazze’deki soykırımına yüksek sesle karşı çıkan bir ülke ve lider. İsrail büyükelçisini istenmeyen kişi ilan eden Maduro’nun kaçırılmasına, 57 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan, 22 üyeli Arap Birliği’nden ciddi bir tepki gelmemesi, İslam dünyası ve Arap aleminin durumunu gösteriyor.
Onbirincisi, Maduro’nun ABD askerlerince bu kadar kısa sürede, bu kadar kolayca bulunup, rahatça kaçırılması, etkili bir direnişin olmaması, tek bir ABD hava aracının düşürülmemesi, ABD’nin askeri kayıp vermemesi, Venuzuela’da büyük bir istihbarat, güvenlik, koruma zaafı olduğunu gösteriyor. Maduro’nun yakın çevresinden, sivil – asker güvenlik bürokrasisinden ihanete uğradığı yönündeki şüpheleri artırıyor.
Onikincisi, Venezuela; Çin’in en önemli petrol tedarikçilerinden biri. ABD; haydutluğuyla Çin’e de mesaj veriyor. Çin’in Latin Amerika’da artan yatırımlarından, verdiği kredilerden, gelişen ilişkilerinden ABD’nin rahatsızlığı biliniyor.
Onüçüncüsü, ABD; önemli bir petrol üreticisi ve ihracatçısı olması yanında, son yıllarda LNG ve kaya gazı satışında da öne çıkan bir ülke. Venezuela petrollerine çökerek, ülkesi dışındaki enerji kaynakları, enerji güzergahları ve hasımlarının (Çin’in özelikle) enerji tedarikçileri üzerinde baskı kurmak istiyor.
Ondördüncüsü, ABD emperyalizmi; Latin Amerika’da darbe ve darbe girişimleri konusunda çok kirli ve kanlı bir geçmişe sahiptir. Latin Amerika’daki darbecileri eğitmek için bir okul bile vardır ABD’de: The School of the Americas.
Onbeşincisi, Venezuela halkı, Maduro karşıtları dahil, bu durumdan kurtulmak için birlikte mücadele etmelidir. Örgütlü bir halkı kurtaracak olan, öncelikle ve özellikle, yalnız ve ancak kendisidir. Şu Fransız atasözü öğreticidir: Bir millet için en aşağılayıcı, onur kırıcı durum, bir başka ülkenin ordusunun işgaline uğramaktır. Bundan daha aşağılayıcı, onur kırıcı olanı bir başka ülkenin ordusu tarafından kurtarılmaktır.
Onaltıncısı, ABD’nin Venezuela’ya saldırmasına, Maduro’yu kaçırmasına sevinen, Venezuela içindeki ve dışındaki muhaliflerin, en başta da Nobel ödülü alan, ödülü Trump’a ithaf eden, ABD ve İsrail hayranı muhalefet liderinin durumu, bizdeki şu deyimi anımsatmaktadır: Anadolu’da işgalci Yunan askeri görse, enişte diye boynuna sarılır.
Çok Okunanlar
Bilal Erdoğan'a hazırlık mı?
Kendi maçına bahis oynayan futbolcuyu açıkladı!
Güllü'nün kızının yeni görüntüleri ortaya çıktı
7 vali merkeze çekilmişti: Dikkat çeken Süleyman Soylu detayı!
Öğrencilerini ders saatinde evine götürüp temizlik yaptırmış
Adliyedeki soygun skandalında tutuklu sayısı 16'ya yükseldi
Özgür Özel'den normalleşme çıkışı
'Veyis Ateş kokoreç getirecek' sözleri iddianameye girdi
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi ajanları bir kadını vurarak öldürdü
Shelvey 'deliydi' demişti Arda Turan'dan eski futbolcusuna yanıt geldi