Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,5348
Dolar
Arrow
43,0921
İngiliz Sterlini
Arrow
57,9409
Altın
Arrow
6083,5516
BIST
Arrow
10.729

Atatürk’ün mirası, Uğur Mumcu’nun sözü ve düşünsel konfor

Aşılmaz ve aşınmaz gazeteci, Cumhuriyet Devrimi şehidi Kuvayı Milliyeci Uğur Mumcu’nun sözüdür; “Bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi olunmaz”. 

Uğur Mumcu’nun bu sözü, sadece gazetecilik bağlamında değil, sadece politik polemikler düzleminde değil, aynı zamanda bilimsel bir yöntem olarak, akademide de geçerlidir. Çünkü ister ideolojik olsun, ister ekonomi politik tercihleri yansıtsın, ister bilimsel bir merakın peşinden gitsin, sorunsalın yanıtını arasın, her hükmün, her kanaatin arkasında güçlü bir düşüncenin, mantık örgüsünün, bilimsel dayanakların olması beklenir. 

Son yıllarda nicelik olarak artsa bile nitelik olarak hayli zayıf düşen Türk üniversitelerinde, hele de toplum bilimlerinde sıkça rastlanan bir durumdur, bilgiye dayanmayan fikirlerin öne çıkması. 

Kesin önyargıların, peşin hükümlerin öne çıkması, hiçbir temeli olmayan, keskin, iddialı, büyük sözlerin edilmesi, kuşkuyu, şüpheyi, bilimsel merakı, bilimsel çabayı, bilimsel kanıtı, emeği, gayreti anlamsız, gereksiz, işlevsiz kıldığı gibi, komplo teorilerinin de önünü açmaktadır. 

Kabul etmek gerekir ki, bu tercih, bu tutum konforlu bir alan sunmaktadır. Popüler olmayı, ilgi görmeyi de kolaylaştırmaktadır. 

Çünkü komplo teorilerine güçlü bir zemin sunmaktadır. Komplo teorilerinin de alıcısı, meraklısı çoktur, hem de her cenahta. İster siyasal İslamcı olsun ister milliyetçi, ister liberal olsun ister solcu, komplo teorilerinin yaygın bir takipçisi vardır. 

Çünkü kaynak göstermeye, delil sunmaya, güçlü mantıksal, siyasal, tarihsel, bilimsel dayanaklar sıralamaya gerek yoktur. Söylemek (kafadan sallamak da denebilir) yeterlidir. 

Çünkü rahat, risksiz bir alandır. Savunulanları kanıtlamak, savunana düşmez. Aksini kanıtlamak karşı çıkanlara düşer. 

Çünkü insanlığın tüm birikimi, tarihi, sınıf mücadeleleri, ulusal çelişkiler, bilimsel gelişmeler, coğrafi keşifler, teknolojik atılımlar üç sözcükle, iki kelimeyle izah edildiğinden, herhangi bir mantıksal zemin, bilimsel referans gerektirmediğinden, tüm tarih, tüm emek, tüm bilgi bir anda çöp olabilmektedir. Aksini kanıtlamaya çalışanların işi zordur, gerçekten zordur. Atomu parçalamaktan da, deveye hendek atlatmaktan da zordur. 

Çünkü ideolojik mücadeleyi, politik mücadeleyi, sınıfsal mücadeleyi gereksiz, faydasız, sonuç alıcı olmaktan uzak gören bu anlayış, insanları, daha baştan yenilgiye mahkûm etmektedir. 

Meraklıları bilirler, üniversitelerde, lisansüstü çalışma (yüksek lisans ve doktora) yapmak isteyen gençlerimize, öğrencilerimize (ben öğrencilerime, kıymetlilerim derim) hemen şu sorular sorulur:

Önerilen, yazılan, savunulan, dillendirilen tezin araştırma soruları nedir, sorunsalı nedir? Cevap aradığı bir soru, çözümüne katkıda bulunmak istediği bir sorun, bir mesele var mıdır? 

Tez yazılırken, hangi teorik çerçeveye, yani kuramsal çerçeveye dayanılacaktır? 

Tezin hipotezi, yani varsayımı nedir? Tez; hangi metot, yani hangi yöntem izlenerek yazılacaktır? 

Bu sorular yanıtlandıktan sonra, sıra şu soruları yanıtlamaya gelir.

Yazılacak tezin konusu özgün mü? 

Yazılacak tezde kullanılacak kaynakça güncel mi, yeni mi? 

Yazılacak tezde bakış açısı, kuramsal dayanak, yöntem, soru farklı mı? 

Tüm bu aşamalardan sonra, tez yazılır ve tezin sonunda ulaşılan bulgular, varılan sonuç, yine bu sorular ışığında değerlendirilir. 

Sözün özü, ister ideolojik mücadele olsun, ister bilimsel faaliyet, akıl ve bilimden şaşıldığı zaman, varılacak yer bellidir. Sonuç hüsrandır, hezimettir. 

Büyük kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk; o nedenle gençlere, takipçilerine seslenirken, “Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır” demiştir.