Sizin yerinize utanmaktan yorulduk
Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalarak siyaset yapma azmi ve kararlılığı gösteren herkesi yıldırdınız.
Ahlakı, çapı, liyakati olmayan kim varsa makam ve mevki sahibi yaptınız. Her dönem paranın gücüne eğildiniz.
Memleket için, vatan için gerçek kaygısı, çabası, ideali olan kim varsa ezdiniz; güç sahiplerine ezdirdiniz.
2010 yılında, Türkiye’ye ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik doğrudan saldırı ve komplonun sonucunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğa oturmasıyla başlayan süreçte, parti içerisinde emek veren Kemalistler birer birer tasfiye edildi. Bu süreçte grup başkanvekilliği koltuğuna oturan Özgür Özel, ilkesizlik ve tahribat karşısında en çok susan ve bunları destekleyen isimlerden biri oldu.
2010 yılında Kemal Kılıçdaroğlu, partinin genel başkanı olarak yönetimi ele geçirdiğinde haklı uyarılarımızı ısrarla dile getirdik.
AKP iktidarından yorulmuş seçmenin “Ne olursa olsun, Tayyip Erdoğan kaybetsin” zihniyeti ve Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine gösterilen koşulsuz güven bizi bugünlere taşıdı.
Özlem Çerçioğlu’nun ikinci döneminden sonra usulsüzlükleri, parti içerisinde gençlik kollarına kadar yaygın biçimde biliniyordu.
Burcu Köksal, milliyetçi damarı güçlü olduğu için hem Kemal Kılıçdaroğlu döneminde hem de Özgür Özel döneminde parti yönetimi tarafından dışlanan, yıldırma politikalarıyla sessizce yıpratılan bir kadın siyasetçiydi.
Aynı durum, başka bir açıdan Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl için de geçerliydi. Ekrem İmamoğlu ile ilişkileri mesafeli olan Eren Ali Bingöl, Kemal Kılıçdaroğlu döneminin gençlik kollarından gelen bir siyasetçi olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile son derece sinir bozucu bir süreç yaşadı.
Elbette bu iki durum, ne Burcu Köksal’ı ne de Eren Ali Bingöl’ü bu ilkesiz ve soysuz tercihlerinde haklı çıkarır.
Ancak somut gerçekler de bunlardır.
Beylikdüzü ekibinin kadrosundan Beykoz Belediyesi’ne yerleştirilen ve belediye başkanvekili olarak seçmenin iradesini AKP’ye geçerek satan Özlem Vural Gürzel’den bahsetmiyorum bile.
Cemil Tugay’ın Mehmet Cengiz ile yaptığı pazarlığı ve bu pazarlık sonucunda Kemal Kılıçdaroğlu tarafından üzerinin çizildiğini, Cumhuriyet Halk Partisi siyasetinin içinde olup da bilmeyen yok. Türk milletinin büyük umutlarla kandırıldığı değişim kurultayında, açıkça Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu’nu destekleyen tek belediye başkanı olduğu için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ödüllendirildiğini de…
Son süreçte, 7 Ekim 2026 tarihine kadar parti değiştiren 36 belediye başkanı ve iki belediye başkanvekili, şüphesiz Türk siyasetinin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşundan bugüne taşıdığı en büyük utanç lekesi olarak tarihe geçecektir.
Ancak bu çirkin davranışın gerisindeki sosyolojik derinlik incelendiğinde ortaya çıkan gerçek çok daha acıdır.
2010 yılında Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzüne, Cumhuriyet Halk Partisi’ni parçalamak, bölmek, Atatürk ilkelerinden ve kuruluş çizgisinden koparmak için hain bir komployla başa geldiğini söylemiştim.
Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçte önce ilkelerinden tamamen koparıldı, ardından kadroları devşirildi. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu döneminde, ne acıdır ki parti, yerel yönetimlerde hiç olmadığı kadar haksız kazanç, kirli para ve rüşvete de bulaştı.
Bu durumu içeride çok net gören yerel ya da genel siyasetçiler, çürümüşlüklerle yüzleşince, parti değiştirmekte ya da iktidarın tehditleri ve gücü karşısında tercihlerini iktidardan yana kullanmakta bir sakınca görmediler. Çünkü CHP, uğruna dürüstlükle mücadele edilecek ve savunulacak bir yer olmaktan çoktan çıkmış, ahlaki değerlerinden koparılmıştı.
Bu durum yine de hiçbir ilkesiz geçişi haklı çıkarmaz ve mazeret olarak kabul edilemez. Ancak bu kadar yüksek sayıda yerel yöneticinin, vicdanlarını önce kendilerine, sonra ailelerine karşı rahatlatma motivasyonunu görmemiz açısından önemlidir.
Bu siyasi ilkesizlik tablosunda unutulan, konuşulmayan başka bir gerçek de şudur: AKP’ye geçenlerden daha utanç verici olan, Karadeniz Ereğli’de Halil Posbıyık örneğinde olduğu gibi, AKP’ye geçmek isteyip de kabul edilmeyenlerdir.
Geçmişte, 2009 senesinde, Anavatan Partisi’nden gelen Halil Posbıyık’ın Karadeniz Ereğli’de, Deniz Baykal döneminde CHP’den adaylaştırılması, belediyeyi kazanma hesabının parti ilkelerinin önüne geçirilmesinin örneklerinden sadece biridir.
Posbıyık’ın, kaybettiği 2014 yerel seçimleri de dâhil olmak üzere, 2009’dan bugüne her adaylaşma öncesinde AKP’ye geçme tehdidini bir baskı unsuru olarak kullandığı kamuoyunda açıkça bilinen bir gerçektir. Yine 2014 seçimleri öncesinde fiilen Ankara’ya kadar gittiği, ancak Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmediği de bilinmektedir.
AKP’ye geçen belediye başkanları, ne yazık ki yalnızca kendi kararlarının değil, onları adaylaştıran ve uyarıları dikkate almayan yönetimlerin tercihlerinin de şekillendirdiği bir siyasi tablonun parçasıdır.
Hesap verme yükümlülüğü yalnızca parti değiştirenlere ait değildir. Bu isimleri adaylaştıran, yetkilendiren ve seçmene güvenilir temsilciler olarak sunan yönetimler de aynı siyasi sorumluluğu taşır.
Seçmenin güveniyle makam sahibi olan herkes hesap vermelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel itibarı, hiçbir yöneticinin kişisel tasarrufu değildir. Atatürk ilke ve devrimleri, Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyasi kararları belirleyen ölçülerdir.
Bu ölçüler uzun yıllardır sadece bir reklam ve pazarlama unsuru olarak kullanılmakta, özünde maalesef yaşatılmamaktadır.
Bütün bunların sonucunda, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin geldiği bu nokta içler acısıdır.
Oysa bu partinin muhalefette kaldığı sürece temel görevi, millî ve yerel değerleri korumak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınmış hak ve özgürlükleri emperyalist yapıların menfaatleri doğrultusunda eğip büken iktidar partilerini denetlemektir.
Yirmi yıla yaklaşan bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ilkelerinden uzaklaştırılmış; bugün seçmen, hırsızlık, arsızlık ve ilkesizlikler arasında sıkışıp kalmıştır.
Tüzüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 66. maddesinde yer alan vatandaşlık tanımını hiçe sayarak eşit yurttaşlık maddesini, ana dilde eğitimi ve federatif yapının açıkça önünü açan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı olduğu hâliyle kabul eden Yeni Parti’nin kurucu genel başkanı ve yönetimi, bugün yaşanan bu ilkesizliklerden ve seçmenin uğradığı hayal kırıklığından sorumludur.
En kısa zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinden, kuruluş ilkelerine bağlı bir kadro hareketi ortaya çıkmalı ve Türk siyasetini tarihine yakışan şekilde şahlandırmalıdır.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NDEN SEÇİLİP AKP’YE GEÇEN BELEDİYE BAŞKANLARI
31 Mart 2024 seçimlerinde CHP’den seçilen ve 7 Ekim 2026’ya kadar AKP’ye katıldığı bildirilen isimler. Arada bağımsız olarak görev yapanlar da dâhildir.
1 Özlem Çerçioğlu Aydın Büyükşehir
2 Mustafa İberya Arıkan Aydın — Söke
3 Malik Ercan Aydın — Yenipazar
4 Osman Yıldırımkaya Aydın — Sultanhisar
5 Umut Yılmaz Gaziantep — Şehitkamil
6 Mustafa Güzel Gaziantep — Karkamış
7 Burcu Köksal Afyonkarahisar
8 Veysel Topçu Afyonkarahisar — Dinar
9 Levent Koç Ankara — Haymana
10 Mesut Özarslan Ankara — Keçiören
11 Yakup Odabaşı Ankara — Gölbaşı
12 Selim Çırpanoğlu Ankara — Kahramankazan
13 Eren Ali Bingöl İstanbul — Tuzla
14 Orhan Çerkez İstanbul — Çekmeköy
15 İsa Yıldırım Antalya — Aksu
16 Kadir Kumbul Antalya — Serik
17 Şeref Güleser Kayseri — Felahiye
18 Mustafa Dursun Kayseri — Akkışla
19 Hasan Ustaoğlu Konya — Seydişehir
20 Hamit Tutuş Batman — Hasankeyf
21 Yasemin Fazlaca Yalova — Altınova
22 Gökhan Budak Ardahan — Göle
23 Hasan Turgut Şırnak — İdil — Karalar
24 Şenol Öncül Çorum — Ortaköy — Aşdağul
25 Muammer Çelikbaş Niğde — Çiftlik — Bozköy
26 Mehmet Özcan Edirne — Keşan
27 Tuncer Başoğlu Tekirdağ — Hayrabolu
28 Engin Uysal Kütahya — Domaniç
29 Saim Zileli Çanakkale — Eceabat
30 Saniye Bora Fıçı İzmir — Foça
31 Vahap Akay Tekirdağ — Çerkezköy
32 Onur Emrah Yıldız İzmir — Çiğli
33 Halil Öztürk Antalya — Elmalı
34 Görbil Özcan Erzurum — Şenkaya
35 Aydın Dinçer Balıkesir — Marmara
36 Cemil Tugay İzmir Büyükşehir
AKP’YE GEÇEN BELEDİYE BAŞKANVEKİLLERİ
1 Özlem Vural Gürzel İstanbul — Beykoz
2 Sacit Terzi İstanbul — Şile