Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
53,4536
Dolar
Arrow
44,7214
İngiliz Sterlini
Arrow
63,3513
Altın
Arrow
6093,2707
BIST
Arrow
10.729

'Yapay Zekâ' çağında Odysseus olmak

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Christopher Nolan'ın uzun süredir merakla beklenen The Odyssey filmi gösterime girdi. Yaklaşık 250 milyon dolarlık bütçesi ve tamamının IMAX film kameralarıyla çekilmiş olması filmin kendisi kadar konuşuluyor. Ne yazık ki Türkiye'de filmi orijinal 70 mm formatında izleyebileceğimiz bir sinema salonu bulunmuyor.

Nolan'ın yaklaşık üç bin yıl önce anlatılmış bir hikâyeyi bugünün en ileri sinema teknolojilerinden biriyle yeniden anlatmayı seçmesi başlı başına ilginç bir karşıtlık yaratıyor. İnsanlığın en eski hikâyelerinden biri, çağımızın en gelişmiş görüntüleme teknolojisiyle yeniden karşımızda.

Odysseus'un hikâyesini bugün yeniden ilginç kılan yalnızca sinema teknolojisi değil.

İnsanlık da kendi Odysseia'sını yaşıyor.

Homeros'un destanı bir eve dönüş hikâyesidir. İthaka Kralı Odysseus, on yıl süren Truva Savaşı'nın ardından evine dönmek ister. Savaş on yıl sürmüştür ama dönüş yolculuğu da yaklaşık on yıl sürecektir.

Odysseus sıradan bir savaşçı değildir. Onu diğer kahramanlardan ayıran en önemli özelliği fiziksel gücünden çok zekâsıdır. Yıllarca aşılamayan Truva surlarını aşmayı sağlayan tahta at fikri onunla özdeşleşmiştir. Yunanların kaba kuvvetle başaramadığını akıl, strateji ve hileyle başarmasını sağlar.

Antik Yunan dünyasında Odysseus'un temsil ettiği bu zekâyı anlatan önemli bir kavram vardır: metis.

Metis, bizim bugün zekâ dediğimiz şeyden biraz daha geniş bir anlam taşır. Yalnızca bilgi sahibi olmak veya hızlı hesap yapabilmek değildir. Değişen koşulları okuyabilmek, doğru zamanı beklemek, karşınızdakinin davranışlarını öngörmek, gerektiğinde strateji değiştirmek ve deneyimden yararlanmak anlamına gelir.

Bir bakıma hayatın içinde oluşan zekâdır. Odysseus'u Odysseus yapan da budur.

Truva Atı'nı düşünmesini sağlayan zekâ ile denizde karşılaştığı tehlikelerden kurtulmasını sağlayan zekâ aynı kaynaktan gelir. Odysseus yalnızca bilen biri değildir. Gözlemler, hesaplar, risk alır ve koşullara göre hareket eder.

Bugün insanlık ilk kez kendi zekâsına rakip olabilecek makineler üretmeye çalışıyor. Yapay zekâ, insanlığın bugüne kadar geliştirdiği araçlardan bu nedenle farklı görünüyor. Daha önce yaptığımız makineler çoğunlukla fiziksel kapasitemizi artırıyordu. Otomobil daha hızlı gitmemizi, uçak uçmamızı, vinç kaldıramayacağımız yükleri kaldırmamızı sağladı.

Yapay zekâ ise doğrudan zihinsel kapasitemizi büyütme iddiasında.

Milyarlarca sayfalık bilgiyi tarayabiliyor. Karmaşık hesaplamaları saniyeler içinde yapabiliyor. Metin yazabiliyor, görüntü üretebiliyor, hastalıkların teşhisine yardımcı olabiliyor. Ancak burada Odysseus'un metis'i ile yapay zekânın hesaplama gücü arasında önemli bir fark ortaya çıkıyor.

Yapay zekâ çok şey biliyor.

Fakat yaşamadı.

Deneyim sahibi değil.

Korkmadı.

Kaybetmedi.

Eve dönmeyi özlemedi.

Verdiği kararların sonuçlarını kendi hayatında taşımadı.

Odysseus'un zekâsı ise bütün bunların içinden geçerek oluştu. Bu nedenle yapay zekânın sahip olduğu şey ile insan zekâsını aynı kelimeyle ifade etmek bile zaman zaman yanıltıcı olabilir. Biri büyük miktarda veriyi işleme ve örüntüleri tanıma kapasitesine dayanıyor. Diğeri ise bilgi kadar deneyim, sezgi, amaç ve sorumluluk içeriyor.

Yapay zekâyı Odysseus'un yolculuğundaki rüzgâr torbasına benzetiyorum.

Odysseus, yolculuğu sırasında rüzgârların hâkimi Aiolos'un adasına gelir. Aiolos ona eve ulaşabilmesi için içinde bütün ters rüzgârların hapsedildiği bir deri torba verir. Yalnızca İthaka'ya doğru esecek uygun rüzgâr serbest bırakılmıştır.

Odysseus'un elinde onu doğrudan evine götürebilecek olağanüstü bir güç vardır.

Bugün bizim elimizde de benzer bir güç var. Yapay zekâ hastalıkların teşhisinden yeni ilaçların geliştirilmesine, bilimsel araştırmalardan eğitime, üretimden iklim sorunlarının çözümüne kadar insanlığın önünde daha önce sahip olmadığı imkânlar açıyor.

Rüzgâr arkamızdan esiyor.

İthaka görünmeye başlıyor.

Fakat Homeros'un hikâyesinde işler planlandığı gibi gitmez. Odysseus'un adamları torbanın içinde altın ve değerli hazineler bulunduğunu düşünürler. Merakları, açgözlülükleri ve güvensizlikleri ağır basar. Odysseus uyurken torbayı açarlar.

Bütün rüzgârlar bir anda serbest kalır.

Gemi İthaka'nın kıyılarından yeniden açık denizlere savrulur.

Odysseus'un eve dönüşü yıllarca gecikir.

Yapay zekâ karşısındaki durumumuz da buna benziyor. Elimizde insanlığın yolculuğunu hızlandırabilecek olağanüstü bir teknoloji var. Fakat bu teknolojinin nasıl kullanılacağına ilişkin kararlarımızı yalnızca bilimsel ilerleme belirlemiyor.

Para kazanma arzusu var.

Şirketler arasındaki rekabet var.

Ülkeler arasındaki güç mücadelesi var.

Daha hızlı büyüme isteği var.

Her şeyi kontrol edebileceğimize dair insanlık kadar eski bir kibir var.

Bugün yapay zekâ dünyasının en güçlü isimlerine "tech titans" denilmesi bu açıdan düşündürücü. Antik dünyanın tanrıları Olimpos'ta yaşıyordu. Günümüzün teknoloji devleri ise Silikon Vadisi'nde. Ürettikleri teknolojiler milyarlarca insanın nasıl çalışacağını, nasıl öğreneceğini, neyi göreceğini, neyi okuyacağını ve giderek nasıl düşüneceğini etkiliyor.

Böylesine büyük bir güç karşısında Odysseus'un hikâyesini yeniden hatırlamak gerekiyor. Sorun rüzgârların gücü değildir. Sorun torbanın ne zaman, neden ve kim tarafından açılacağıdır.

Yapay zekâ insanlığı daha üretken, daha sağlıklı ve daha bilgili bir geleceğe taşıyabilir. Aynı teknoloji kitlesel işsizliği artırabilir, eşitsizlikleri derinleştirebilir, gözetimi yaygınlaştırabilir, dezenformasyonu güçlendirebilir ve insanların kendi kararlarını verme yeteneğini zayıflatabilir.

Teknolojinin yönünü teknoloji belirlemiyor. Biz belirliyoruz.

Odysseus'un yolculuğundaki felaketlerin önemli bir kısmı da karşısına çıkan canavarlardan kaynaklanmaz. Kimi zaman kendi merakı, kimi zaman kibri, kimi zaman arkadaşlarının ihtirasları ve düşüncesizlikleri onu yolundan çıkarır. İnsanlığın teknolojiyle ilişkisi de uzun zamandır böyle ilerliyor.

Atomun enerjisini keşfettik, bomba yaptık.

Fosil yakıtlarla sanayi devrimini gerçekleştirdik, gezegenin iklimini değiştirdik.

İnterneti bilgiyi özgürleştirmek için kurduk, dünyanın en büyük gözetim ve manipülasyon altyapılarından birini ortaya çıkardık.

Şimdi yapay zekâyı geliştiriyoruz.

Bu kez hikâyenin nasıl biteceğini henüz bilmiyoruz.

Tam da bu noktada yeniden metis'e ihtiyacımız var. Daha fazla hesaplama gücüne değil. Daha hızlı makinelere de değil. Elimizdeki gücü ne zaman ve nasıl kullanacağımızı bilecek bir insan zekâsına ihtiyacımız var. Diğer bir deyişle erdemli bir zekaya. Çünkü insanlığın karşı karşıya olduğu sorun artık yapay zekânın ne kadar akıllı olacağı değildir. Bizim, onun karşısında ne kadar akıllıca davranacağımızdır.

Odysseus'un amacı tanrı olmak değildi. Eve dönmekti.

İnsanlığın teknolojiyle ilişkisinde de bunu unutmaması gerekiyor. Daha güçlü olmak, daha hızlı üretmek ve daha fazla bilgiye sahip olmak yolculuğun amacı değil. Bunlar yalnızca araçtır.

İthaka başka bir yerde.

İnsanın kendini gerçekleştirebildiği, bilgisini hayatı iyileştirmek için kullandığı, teknolojinin insana hükmetmediği, insanın teknolojiyle birlikte daha özgür ve daha anlamlı bir hayat kurabildiği yerde.

Yapay zekâ bize İthaka'ya ulaşmak için güçlü bir rüzgâr verebilir. Fakat hiçbir rüzgâr nereye gitmek istediğimize karar veremez.

Dümeni hâlâ bizim tutmamız gerekiyor.