''Acı reçete şart!''. IMF'li yılların şiarı.
IMF'li yılların şiarını aratmayan bir ekonomi politikası uygulanıyor. Talep bastırılıyor. Reel ücretler aşağı çekiliyor. Emeklilik ve sosyal güvenlik sistemi zayıflatılıyor. Bunun yerine Bireysel Emeklilik Sistemleri yaygınlaştırılıyor, destekleniyor.
Tam bir açı reçete.
Sağlık söz konusu olduğunda, özellikle Pandemide bir acı reçete uygulanmıştı. Eve kapanma, maske, zorunlu aşı vb.
Güvenlik söz konusu olunca da acı reçete uygulanabiliyor. Çatışma bölgelerinde olağanüstü hal örneğin.
Acı reçete şart. Demokrasilerde böyle bir acı reçeteyi uygulamak zor. Seçmen davranışlarını manipüle etme beceriniz olsa bile kitlesel tepkiyi göğüslemek kolay değil. Hükümete yakın isimlere göre, ''Terörsüz Türkiye'' süreci de bir acı reçete. Oylanmaya kalkılsa siyasal arenadaki örgütlerin destek vermesi güçleşir. Sessiz bir mutabakat yürürlükte... Seçmene sormamak gerekiyor demek ki.
Sigara yasağı da öyle. Örneğin, Bilkent Üniversitesi'nde açık veya kapalı kampüsün tüm bölgelerinde sigara içmek yasak. Tam bir acı reçete. Oylamaya kalksak bu yasağı onaylatmak zor.
Öte yandan, insan haklarını ve hukuku oylamayla tesis etmek de güç. Amerikan filmlerinde sunulduğu haliyle bir tutsağa işkence edilmesi, bir sosyopatın suçluları infaz etmesi hatta idam halktan kolaylıkla destek görebilir. Halka sormak yerine, bu ve benzeri pek çok konuda konunun uzmanına soruyoruz.
Sağlık, eğitim, güvenlik, hukuk ve daha nicesi uzmanlık gerektiren konular. Peki, ama siyasetin karar vermesi beklenen hangi konu uzmanlık gerektirmiyor? Hangi konuda halkın feraseti uzmandan daha doğru bir sonuca varır? Halkın kararlarının belirlenmesi de bir uzmanlık konusu değil mi?
Acı reçete uygulanması gerektiğinde halkın onayı istenmediğinde gerçek onay merci neresidir? Neresi olmalıdır? ''Demokratım'', ''solcuyum'' diyen herkesin yanıtlaması gereken sorular bunlar. Acı reçeteyi eleştirmek, bu reçetenin uygulanmasından dert yanmak kolay. Ama yapılması gerekenin halk oylamasıyla saptanmasını, hele hele doğru tayin edilmesini gerçekten bekliyor muyuz?
Bazılarımız burada halkın eğitimsizliğinden dem vuracak. Oysa, halkın eğitilmesiyle halkın kararı zaten uzmanların görüşlerine yaklaşacaksa, bunun beyin yıkamadan, manipülasyon ne farkı var?
Türkiye'de pek çok konuda acı reçete uygulanmalı. Peki, ama bu reçete gerçekte kimi acıtacak? Gerçekte kim için kullanılacak bu reçete. Ekonomide, sağlıkta, hukukta ve hatta ahlakta acı bir reçeteye ihtiyacımızın olduğu açık. Bu gerçeği kabul etmeye hazır mıyız? Laf dalaşının, laf yetiştirmenin, öfkeli pozların, karşı kutba laf sokmanın ötesinde gerçeklerle uğraşmaya var mıyız? İngilizce güzel bir deyim var: ''Too good to be true!'' (''Gerçek olamayacak kadar güzel geliyor kulağa'' diye karşılayabiliriz sanırım). Mevcut siyasal söylem gerçekten de gerçek olamayacak kadar güzel. Dürüst olalım. Acı reçeteyi dillendirmeye başlayalım. Yoksa çok geç kalacağız ve bize birileri acı acı içirecekler acı reçeteyi.
Çok Okunanlar
Lâl Denizli'nin ifadesi ortaya çıktı
Brezilya Devlet Başkanı Silva: Maduro kendi ülkesinde yargılanmalı
Ali Yerlikaya 'iyi ki gitti' kulisi!
'Barbie Kaymakam' olarak tanınan Tuğçe Orhan'ın yeni görevi belli oldu
Köprüde can pazarı anbean görüntülendi
Fenerbahçe'den Skriniar'ın sakatlığıyla ilgili açıklama
Özgür Özel ilk kez isim verdi, kriterlerini açıkladı
Tefecilik soruşturmasındaki iddialar dikkat çekti
'Erdoğan nasıl olsa kazanır' anlayışı geride kaldı!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz'dan seçim açıklaması