Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
46,8469
Dolar
Arrow
40,5798
İngiliz Sterlini
Arrow
54,2381
Altın
Arrow
4339,0000
BIST
Arrow
10.642

Felsefeye Yeni Başlayanlara Tavsiyeler

Haftada bir yazdığım bu köşede, bu kez üniversiteye yeni adım atan, özellikle de felsefe gibi hem heyecan verici hem de baş döndürücü bir maceraya atılan genç zihinlere seslenmek istiyorum. Bu cüreti kendimde buluyorum. Zira felsefe lisans, yüksek lisans ve doktora mezunuyum. Ayrıca bu serüvenden önce tıp fakültesinde öğrenciydim. Bunların yanı sıra iktisat ve hukuk mezunuyum. Halen avukatım. Dolayısıyla, felsefeyi merkeze alıp çevresinde bolca gezindim. Bolca hata yaptım. Bolca yan yollara saptım. Bazı kestirmeleri fark ettim. Ama ne pahasına! Biraz zaman biraz acı. 

Siz bu sıkıntılara girmeyin diye anlatıyorum. 

Felsefe bölümlerinin koridorlarında dolaşmaya başladığınızda, zihniniz Platon’dan Kant’a, Aristoteles’ten Wittgenstein’a uzanan devasa bir isimler ve kavramlar okyanusunda bulacak kendini. Hocalarınız size bu okyanusta yolunuzu bulmanız için sayısız eser önerecek. Ben ise o büyük metinleri daha iyi anlamanızı, onlarla daha derin bir ilişki kurmanızı ve en önemlisi kendi felsefi sesinizi bulmanızı sağlayacak hazırlıklar ve stratejiler üzerine odaklanmak istiyorum. Gelin, bu uzun ve keyifli yolculuk için sırt çantanıza neler koymanız gerektiğine birlikte bakalım.

1. Felsefe Issız Bir Ada Değildir: Disiplinler Arası Köprüler Kurun

Felsefeye dair en yaygın yanılgılardan biri, onu diğer tüm alanlardan soyutlanmış, kendi içine kapalı bir düşünce egzersizi olarak görmektir. Oysa felsefe, hayatın ve bilginin tam merkezinde durur. Felsefenin nesnesi, kelimenin tam anlamıyla her şeydir: Bir atomun yapısından bir sanat eserinin güzelliğine, adalet arayışından dilin sınırlarına kadar. Bu nedenle felsefeyle uğraşmak, aynı zamanda bilimle, sanatla, tarihle ve hayatın kendisiyle uğraşmaktır. Bu engin okyanusta kaybolmamak için kendinize sağlam bir çapa atmanız gerekir. 

Öte yandan felsefi metinleri Türkçe okuyacaksanız özellikle doğru kaynakları seçmelisiniz. Antik Yunan metinleri mi okuyacaksınız? En başta dostum Yasin Gurur Sev'in tercümelerini elinize almalısınız. Ya da felsefeye dair genel bir kavrayış mı istiyorsunuz? Sadık Usta'nın herhangi bir kitabını gönül rahatlığıyla alıp okuyabilirsiniz. Felsefe tarihine sadık bir anlatıcıya mı kulak vermek istiyorsunuz? O zaman dilinin yalınlığını bahane etmeden Aziz Yardımlı'nın çevirisiyle Copleston'ın felsefe tarihini okuyacaksınız. Sadakatten biraz taviz verip büyük resmi mi görmek istiyorsunuz? Dostum Ali Berk İdil'in tercümesinden A. C. Crayling'in Felsefe Tarihi'ni okuyacaksınız. 

2. Hızlı Öğrenin, Sağlam Muhakeme Edin

Madem ki felsefe her şeyle ilgileniyor, o zaman bir felsefecinin en temel becerilerinden biri, yeni bir konuyu hızlı ve etkili bir şekilde öğrenebilme yetisi olmalıdır. Öğrendikleriniz arasında doğruyu yanlıştan, temeli sağlam olanı çürük olandan ayırabilmek içinse muhakeme, yani eleştirel düşünme beceriniz keskin olmalıdır. Felsefe size bu becerileri kazandıracaktır ama bu süreci hızlandırmak sizin elinizde.

3. Bilimin Dilini Anlayın: Matematik ve Doğa Bilimleri

Günümüzde felsefenin en canlı ve üretken olduğu alanların başında bilim felsefesi gelir. Yapay zekâdan evrenin kökenine, bilişsel süreçlerden kuantum fiziğine kadar bilimin sorduğu her soru, eninde sonunda felsefi bir zemine dayanır. Ne var ki, lise eğitimimiz bizi bu derinlikli tartışmaları anlayacak donanımla mezun etmiyor. Bu açığı kapatmak için üniversite hayatınızın başından itibaren temel matematik ve en azından bir pozitif bilim dalına (fizik, kimya veya biyoloji) ilgi göstermeniz, bu alanlarda popüler bilim okumaları yapmanız, felsefi ufkunuzu inanılmaz derecede genişletecektir.

4. Düşünmek İçin Yazın, Anlamak İçin Yazın

Üniversiteye kadar süren test odaklı eğitim sistemi, en önemli düşünme aracımız olan yazı yazma becerimizi ne yazık ki köreltiyor. Oysa felsefe, okunduğu kadar yazılan bir disiplindir. Yazı yazmak, düşünmenin en yoğun, en öğretici ve en nitelikli halidir. Düşüncelerinizi bir kağıda dökmeye başladığınızda, zihninizdeki boşlukları, mantıksal tutarsızlıkları ve zayıf argümanları çok daha net görürsünüz. Felsefeyi anlamak, felsefece düşünmek ve nihayetinde felsefi üretim yapmak için düzenli olarak yazma pratiği yapmak elzemdir. Unutmayın, iyi bir felsefi yazar, aynı zamanda çok daha dikkatli ve yetkin bir felsefi okur haline gelir.

5. Dilin Sınırlarını Genişletin: Türkçe ve İngilizce

Felsefe, dille yapılan bir etkinliktir ve her dil, dünyaya açılan farklı bir penceredir. Eskiden olsa bu yolculuk için Latince, Antik Yunanca, Almanca gibi birçok dili öğrenmeniz gerektiğini söylerdim. Ama gerçekçi olalım: Başlangıç için iki temel hedefimiz olmalı.

Türkçeyi Yeniden Keşfedin: Hepimiz Türkçeyi bildiğimizi sanırız. Ancak felsefi bir metni çevirmeye veya özgün bir felsefi argümanı yazmaya çalıştığınızda, dilimizin inceliklerine ne kadar yabancı olduğumuzu fark edersiniz.

İngilizceyi Gerçekten Öğrenin: Günümüzde felsefi üretimin ve tartışmaların ana dili İngilizcedir. İngilizceyi "anlaşacak kadar" bilmek yetmez. Akademik bir metni rahatlıkla okuyup anlayacak düzeye geldiğinizde, internet ve e-kitaplar sayesinde dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri ayaklarınızın altına serilecektir.

6. İnsanı Anlayın: Psikoloji, Antropoloji ve Uygarlık Tarihi

Felsefe en temelde insanı, onun dünyadaki yerini ve anlam arayışını konu alır. Bu nedenle, insanın zihinsel ve toplumsal yapısını anlamadan yapılan felsefe eksik kalacaktır. İnsan psikolojisi, bilişsel bilimler, antropoloji ve uygarlık tarihi gibi alanlarda yapacağınız okumalar, filozofların argümanlarını kendi tarihsel ve insani bağlamlarına oturtmanıza yardımcı olacaktır.

Kitap Önerileri

Felsefe bölümünde size zaten bolca felsefi metin okutulacak. Benim buradaki amacım, o metinleri daha iyi anlamanızı ve kendi düşünsel üretiminizi tetikleyecek "yardımcı" kaynakları önermek:

Öğrenmeyi Öğrenmek İçin: Barbara Oakley’nin A Mind for Numbers veya Etkili Öğrenme Yöntemi, Peter C. Brown ve arkadaşlarının Make It Stick veya Scott Young’ın Ultralearning gibi eserleri, etkili öğrenme teknikleri konusunda size yepyeni bir bakış açısı sunacaktır.

Muhakeme için: Alec Fisher'ın dostum Oğuz Akçelik'le birlikte dilimize kazandırdığımız Gerçek Argümanların Mantığı, Rolf Dobelli'nin Hatasız Düşünme Sanatı gibi eserler... Dostum Tevfik Uyar'ın Astrolojinin Bilimle İmtihanı adlı çalışmasını da unutmayalım. 

Felsefe ve Matematik İçin: Eric Steinhart’ın More Precisely: The Math You Need to Do Philosophy adlı kitabı, felsefenin ihtiyaç duyduğu temel matematiksel düşünceyi harika bir şekilde özetler. (Bu kitabın çevirisini tamamlamak üzereyim birkaç ay içinde elinizde olur, ancak siz yine de İngilizce öğrenmeyi ihmal etmeyin!)

Uygarlık ve İnsanlık Tarihi İçin:  Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik, David Graeber'in Borç, Her Şeyin Şafağı veya Wolfgang Schivelbusch'un Nesnelerin Tükenen Hayatı, Keyif Verici Maddelerin Tarihi en başta da Emrah Safa Gürkan'ın Ezbere Yaşayanlar, Bunu Herkes Bilir gibi eserler, felsefi düşüncenin doğduğu büyük resmi görmenizi sağlar.

Dil ve Çeviri Bilinci İçin: Necmiye Alpay’ın dil üzerine denemeleri, Nurullah Ataç’ın yazıları veya Ülker İnce ile Celal Üster gibi usta çevirmenlerin çeviri pratiği üzerine kaleme aldıkları metinler, dilin ne kadar canlı ve katmanlı bir yapı olduğunu size gösterecektir.

Psikoloji ve Bilişsel Bilimler İçin: Antonio Damasio’nun Descartes'ın Yanılgısı, Steven Pinker’ın Boş Sayfa, Philip Zimbardo’nun Lucifer Etkisi veya Dan Ariely’nin Akıldışı ama Öngörülebilir gibi popüler ama ufuk açıcı kitaplar iyi bir başlangıçtır. Ayrıca, İstanbul Kültür Üniversitesi’nce yayımlanan Oxford’un "Çok Kısa Bir Başlangıç" serisindeki ilgili kitaplar (Felsefe, Psikoloji, Bilinç vb.) harika birer özet sunar.

Yapay Zekayı Es Geçmeyelim: Cem Say Hocamızın 50 Soruda Yapay Zeka kitabını okumadan bu konuda kelam etmemenizi hararetle öneririm. 

Aaaa sanatı unuttuk! Şaka şaka felsefe okumak için sanata dair genel bir kavrayış da başka bir yazının konusu olsun. Belki bu alanda daha yetkin bir dostumuz yazar. 

Unutmayın, felsefe bir varış noktası değil, bitmeyen bir yolculuktur. Bu yolculuğun keyfini çıkarın, bolca okuyun, daha da çok yazın ve en önemlisi sormaktan asla vazgeçmeyin. Yolunuz açık olsun!