Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,6410
Dolar
Arrow
43,6557
İngiliz Sterlini
Arrow
59,3078
Altın
Arrow
6570,6959
BIST
Arrow
10.729

Politainment, küçümseme ve muhalefetin stratejik başarısızlığı

Bir devlet başkanı kamuoyu önünde Grönland’ı satın almayı önerdi. Bunu büyük bir özgüvenle yaptı. Utanma emaresi yoktu. Bir emlak pazarlığı gibi konuştu. Tepkiyi tahmin etmek zor değildi: kahkahalar, şaşkınlık, viral içerikler ve bu açıklamanın neden irrasyonel, ciddiyetsiz ya da bilişsel bir gerilemenin kanıtı olduğuna dair sayısız yorum. Ancak daha önemli bir soru büyük ölçüde sorulmadan kaldı: Böylesine açıkça absürt bir ifade, dile getirildiği siyasal ekosistem içinde nasıl bu kadar sorunsuz biçimde işleyebildi? Bu örnekte absürtlük, siyasetin bir arızası değil; onun özelliklerinden biriydi.

POLİTAİNMENT

Bu olguyu anlamlandırmak için yeni bir kavram öneriyorum: politainment. 

Bu kavram, bilgi ile eğlenceyi birleştiren ve artık yerleşik hale gelmiş olan infotainment teriminden esinlenmektedir. Infotainment özünde oldukça basittir: Eğer eğlendirmiyorsam izlenmem; izlenmiyorsam bilgilendiremem.

Başlangıçta haberleri ve eğitimi daha erişilebilir kılmak amacıyla tasarlanan infotainment, zamanla kamusal söylemin tamamına yayıldı—çoğu zaman derinlik, karmaşıklık ve eleştirel düşünme pahasına.

Politainment bu sürecin bir sonraki aşamasını temsil eder. Infotainment bilginin eğlenceli hale gelmesini sağlarken, politainment siyasetin kendisini eğlenceye dönüştürür. Politainment koşulları altında siyaset artık esas olarak ikna, politika tutarlılığı ya da müzakereyle ilgili değildir. Bunun yerine, dikkati çekmeyi, duygusal katılım yaratmayı ve yüzeyselliği normalleştirmeyi amaçlayan sürekli bir performansa dönüşür; bu sırada esas siyasal süreçler başka yerlerde işlemeye devam eder. Asıl hedef, kamuoyunun zihnine yerleşmek ve zamanla kök salmaktır.

Bu yavaş kök salma süreci hayati önemdedir. Çünkü performans “gülünç” ya da “absürt” göründüğü için siyasetçi hafife alınır, alaya alınır ve ciddiye alınmaz. Bu noktaya gelindiğinde ise Truva Atı çoktan şehrin içine girmiştir. İktidar ani bir saldırıyla değil, hatların gerisinde sessizce yerleşerek gelir.

Politainment, siyasetin yaygın analiz ediliş biçimindeki yapısal bir zayıflığı açığa çıkarır.

Politainment koşulları altında muhalefet aktörlerinin yaptığı en kritik hatalardan biri küçümsemedir. Donald Trump bunun en görünür örneklerinden biri olmak üzere, politainment siyasetçileri sıklıkla ciddiyetsiz, zeki olmayan, kaba ya da yalnızca teatral figürler olarak sunulur. Bu küçümseme politik olarak tarafsız değildir. Aksine, stratejik bir hatadır ve politainment siyasetçisi bu hatadan sistematik biçimde fayda sağlar.

Muhalefet aktörleri çoğu zaman alayın iktidarı zayıflattığını varsayar. Oysa gerçekte alay, sıklıkla teyakkuzu düşürür. Politainment figürünü siyasal bir güç olarak değil, bir alay nesnesi olarak görmek; tehdit algısını azaltır, yapısal analizi askıya alır ve eşgüdümlü tepkiyi geciktirir. Bu sırada politainment siyasetçisi, hafife alınma ortamında rahatça hareket eder; muhalifler üslup, dil ve kişilikle meşgulken o kurumsal gücü biriktirir. Dahası, tamamen anti-kurumsal görünmesine rağmen, politainment aktörü çoğu zaman derin biçimde kurumsallaşır. Yıkıcı siyaset, yavaş yavaş kurucu bir güce dönüşür.

Siyasal psikoloji açısından bakıldığında bu dinamik, duygulanımsal kutuplaşma ile daha da pekişir. Politainment, duygusal özdeşleşmenin ideolojik netliğin yerini aldığı ortamlarda serpilir. Destekçiler, tutarlı politika tercihleriyle değil; ortak duygularla—hınç, aşağılanma, öfke ya da meydan okuyan bir eğlence hissiyle—bir arada tutulur. Muhalifler ise buna karşılık utanç ve öfkenin bir karışımını yaşar. Bu duygular katılımı artırır, ancak stratejik düşünmeyi zayıflatır. Bu duygusal asimetri belirleyici biçimde politainment aktörünün lehine işler.

Öğretici bir karşılaştırmalı örnek çağdaş siyasette değil, Aziz Nesin’in yazdığı Zübük’tebulunabilir. Zübük karakteri, “saygın” siyasal söylemin kaçındığı şeyleri açıkça dile getiren, kaba ve fırsatçı bir siyaset figürünü temsil eder. Utanmadan konuşur, normları tereddüt etmeden ihlal eder ve böylece resmî siyasal dilin dışladığı hınç  ve hayal kırıklıklarıyla doğrudan duygusal bir bağ kurar.

Birçok açıdan Zübük, politainment siyasetçisinin erken bir kültürel prototipi olarak okunabilir. Eğlendiricidir, arsızdır, kışkırtıcıdır ve tam da nezaketi hiçe saydığı için siyasal olarak başarılıdır. Ancak hayati bir fark vardır. Zübük, hesaplanmış bir iletişim stratejisinin ürünü değildir; bilinçli biçimde tasarlanmış bir siyasal aygıtın parçası da değildir. Koordineli bir medya ekosistemi içinde çalışmaz; derin ekonomik ya da kurumsal dönüşümleri gizlemek üzere tasarlanmış bilinçli bir dikkat dağıtma mekanizması olarak işlev görmez. Onun kabalığı organik, spontane ve büyük ölçüde bireyseldir.

Çağdaş politainment ise temelden farklıdır. Bugün tanık olduğumuz şey yalnızca kaba söylem değil, imal edilmiş kabalıktır—kaotik görünen, fakat çoğu zaman sofistike iletişim altyapıları, algoritmik çoğaltma ve öfke ile görünürlüğü ödüllendiren medya ekonomileri tarafından sürdürülen bir tarz. Politainment siyasetçisi bu sistemin bilinçli bir mimarı olmasa bile, siyasal-ekonomik mekanizmaların bu tarzdan aktif biçimde faydalandığı ve onu pekiştirdiği kuşku götürmez.

Bu anlamda politainment, tepede dâhi bir “akıl hocası” gerektirmez. Yapısal olarak işler. Siyasetçi içgüdüsel, fevri ya da hatta tutarsız davranabilir. Ancak çevresindeki ekosistem—medya platformları, reklam ekonomileri, siyasal finans ağları ve kurumsal aktörler—bu tutarsızlığı işlevsel bir örtüye dönüştürür. Dikkat gösteriye yönelmişken, hukuk, düzenleme, özelleştirme, güvenlik ve kadro yapılanmasına ilişkin kritik kararlar çok daha düşük bir denetim altında alınır.

Siyasal psikoloji bu tabloyu, güdümlü akıl yürütme (motivated reasoning) ve otoriter kişilik dinamikleri gibi kavramlarla daha da berraklaştırır. Destekçiler politainment söylemini tutarlılık ya da doğruluk değeri üzerinden değerlendirmez; bunun yerine, grup kimliğini koruyan savunmacı filtrelerle işlerler. Çelişkiler sadakati zayıflatmaz; çoğu zaman “elitlere” ya da “uzmanlara” meydan okumanın işareti olarak sadakati güçlendirir. Muhalefet aktörleri ise kendi rasyonel üstünlüklerine duydukları güvenle bilişsel bir aşırı özgüven tuzağına düşer; absürtlüğün eninde sonunda iktidarı kendiliğinden gayrimeşru kılacağını varsayarlar.

Bu aşırı özgüvene yakalanan muhalefet tarihten ders almayı başaramaz. Siyasetin işlemesi için ciddiyet şart değildir. Örgütsel kapasite, kurumsal erişim ve duygusal hizalanma yeterlidir. Politainment bu üçünü de sağlar. Onun duygusal gürültüsü—öfke, kahkaha, provokasyon—stratejik önceliklerin bulanıklaştığı bir duygulanımsal sis yaratır. Muhalefet aktörleri geri döndürülebilir jestlerle geri döndürülemez kurumsal hamleleri ayırt etmekte zorlanır.

Bu noktada Zübük ile karşılaştırma daha da aydınlatıcı hale gelir. Zübük, siyasal dili abartarak onun ikiyüzlülüğünü ifşa ediyordu. Politainment ise abartılı performansın arkasına gerçek siyaseti gizler. Bir zamanlar hiciv olarak işlev gören şey, bugün tekniğe dönüşmüştür. Edebi bir uyarı olarak yazılan şey, siyasal bir yönteme evrilmiştir.

Dolayısıyla politainment’in en tehlikeli yönü kabalığı değil, ciddiyetin—hatta siyasetin kendisinin—ölçütlerini yeniden tanımlamadaki başarısıdır. Tutarlılık ve vakar beklentisini düşürerek, siyasal eylemin nasıl değerlendirileceğini yeniden şekillendirir. Muhalefet aktörleri yalnızca söylem düzeyinde tepki verdiğinde—dili alaya alarak, üslubu mahkûm ederek, gaf listeleri çıkararak—farkında olmadan politainment senaryosunda kendilerine biçilen rolü oynarlar.

Asıl görev, politainment siyasetçisiyle alayda yarışmak ya da her provokasyonu psikanaliz etmek değildir. Siyasi analizi yeniden siyasal ekonomi, kurumsal dinamikler ve iktidar ilişkilerine sabitlemektir. Söylem önemlidir—ama yalnızca neyi mümkün kıldığını ve neyi görünmezleştirdiğini açığa çıkardığı ölçüde. Politainment koşulları altında en önemli siyasal süreçler, çoğu zaman söylem analizinin bakmadığı yerlerde gerçekleşir.

Kısacası politainment, muhalefetin ahlaki netlikten yoksun olduğu için değil; çoğu zaman stratejik ayıklığa sahip olmadığı için gelişir. Politainment siyasetçisi gücünü ciddiye alınmasından değil, yeterince ciddiye alınmamasından alır.

(Yazarı olduğum İngilizce metinden Türkçe'ye çevrilmiştir)