Son İran'a yapılan emperyal saldırı ve savaş, dünyanın beş buçuktan büyük olduğunu göstermiştir. Bu savaş, mazlum milletlerin bu beş buçuk devletten korkmamaları gerektiğini bir kez daha ispatlamıştır. Milletin millî birlikteliği karşısında emperyalistlerin her türlü saldırısının hükümsüz kaldığı ispatlanmıştır. Emperyalizmin bastonu ve değnekçisi olan ülkelerin nasıl yıkıldığını hep birlikte gördük.
Bir kez daha belirtmek isterim ki Türk Millî Kurtuluş Savaşı ve mücadelesi, ilk günkü gibi mazlum milletlerin ışığı olmaya devam ediyor. Emperyalist devletlerin dostluğu olmaz. Emperyalist devletlerle dost olduğunu düşünenler, bir gün zifiri karanlıkta kalmaya mahkûmdur. Ülkemiz bir yandan ekonomik sorunlar, diğer yandan savaş ve iç sorunlarla mücadele ederken; millî birlik görüntüsünden uzak, dünya yansa, ülkemiz yerle bir olsa umurunda olmayan, kendi dertleriyle haşır neşir bir muhalefet ise başka bir sorundur. Muhalefetin günübirlik sorunlara bile söyleyecek sözünün olmaması ise ayrı bir gaflettir.
Ülkemiz sahipsiz ve çadır devleti değildir. Etrafımız hainlerle sarıldı diye kimse sevinmesin. Hukuk işleyecek ve adalet yerini bulacaktır. Yolsuzluk ve usulsüzlüklerin hesabı sorulacaktır. Halkın oyları ve vergileri ile halkı ve devleti soyanlardan hesap sorulmalı ve defterleri dürülmeli, hatta siyaset yapma hakları ellerinden alınmalıdır. Yolsuzluk suçları, vatana ihanet suçu ile eşit olmalıdır.
Ülkemizde ve dünyada artık daha çok demokrasi ve daha çok özgürlük talepleri, yerini uzun bir süre güvenlik ve savunma taleplerine bırakacaktır. Ülkemizin ekonomik sıkıntı dönemlerinde kamu kaynakları üzerindeki baskının artması, bireyleri ve kurumları daha fazla çıkar arayışına itti. Bu durum da yolsuzluklar için daha elverişli bir ortam oluşturdu.
Böyle bir dönem, özellikle belediyelerde liyakat yerine her emri yapan, her an ihanete hazır bir sadakat sistemi oluşturdu. Ehliyet yerine çıkar yakınlığı öne çıkarıldı. Sonuç olarak; güç, denetimsizlik, şeffaflık eksikliği ve cezasızlık bugünkü yüksek riski oluşturdu. Ülkemize son yolsuzluk nedeniyle verilen zarar 80 milyar dolardır.
Yüksek enflasyon, işsizlik ve gelir dağılımı sorunları kamu kaynakları üzerindeki baskıyı artırdı. Büyük projeler, imar rantları ve kamu ihaleleri; yolsuzluk tartışmalarını ve temiz toplum arayışlarını gündeme getirdi. Bugün bu “temiz eller” mücadelesi, tüm engellemelere rağmen devam ediyor. Ülkemizin bir kuruşuna tenezzül edenden hesap sorulmalıdır. Yolsuzluk yapanlar, devleti sahiplenmek yerine siyasi geleceklerini öne çıkardılar.
Ülkemizde siyaset oldukça kutuplaşmış durumda. Bu yüzden yolsuzluk iddiası ortaya çıktığında insanlar çoğu zaman olayın kendisine değil, kimin söylediğine bakarak pozisyon alıyor. Muhalefet de kendi seçmenini kaybetmemek için sert savunma refleksi gösteriyor. Bu, kısa vadede başarılı gözükebilir; ancak uzun vadede siyasi kayıplar büyük olur. Muhalefet, parti refleksini bırakıp ülke refleksini öne koymalıdır. Kutuplaşma ve yargıya güvensizlik yayma, bunun için siyasi iletişim stratejilerinin uzun vadede karşılığı olmayacaktır.
1990'larda yaşanan yolsuzluk olaylarını ülkemiz hâlâ tam anlamıyla aşmış değildir. Bu son yaşanan yolsuzluk olayları da ülkemizin çok fazla yılını alacaktır. Dünya yeni bir paylaşım savaşı yaşarken, birileri ülkemizi paylaşmanın peşindedir. Dünya 5,5'tan; ülkemiz sizden büyüktür.
Çok Okunanlar
Tutuklanan Aleyna Kalaycıoğlu'nun ifadesi ortaya çıktı
Kundakçı cinayetinde tutuklanan İzzet Yıldızhan'ın ifadesi ortaya çıktı
Ayakyolu...
İsmail Arı ve polisiye roman gibi iddianame
Erol Köse'nin acı kaybı sonrası kızı Dijan hastaneye kaldırıldı
Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan müdür gözaltında
Merkez Bankası TL'yi desteklemek için 135 milyar dolar altın rezervi kullanacak
Ebru Eroğlu'nun avukatından 'Teğmenleri Erhan Afyoncu hedef gösterdi' iddiası
Emine Ülker Tarhan yeniden CHP'de
Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan teknikerin ifadesi ortaya çıktı