Fon mağdurlarının mağduriyetini hazine karşılasın
Serbest piyasa ekonomisinin sonuna geldik. Ülkemizde gün geçmiyor ki yolsuzluk olmasın, devletimiz ve yurttaşımız soyulmasın. Ülkemizin çok acil "Refah Milliyetçiliği" ve "İktisadi Milliyetçiliği" esas alan bir "Milli İktisat Modeli"ne geçmesi gereklidir.
Yeni bir Milli Türk İktisat Okulu kurmak ve bu anlayışı oluşturmak zorundayız. 2025 yılında yaşanan yolsuzluğun ülkemize maliyeti 80 milyar dolar civarındadır. Oysa son yaşanan fon olayının maliyeti 830 milyar TL, yani yaklaşık 20 milyar dolardır. Borsadaki kaybımız ise 5 trilyon TL civarındadır. Esas kayıp ve tehlike borsada yaşanmakta olup 6 milyon yatırımcı risk altındadır. Borsadaki kaybın acilen durdurulması gerekir.
Yatırım fonlarının portföy değeri 2025 yılı sonunda 8,5 trilyon TL iken artarak 2026 sonunda 11 trilyon TL seviyesine ulaştı. Para piyasası fonları ise aynı dönemde yaklaşık 1,46 trilyon TL'den 2 trilyon TL seviyesine yükseldi.
Son fon krizinden etkilenen 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye kapsamına alındı. MKK kayıtlarına göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Sonuçta 830 milyar TL'lik (yaklaşık 20 milyar dolar) bir fon krizi ile karşı karşıyayız; ancak doğru bir analizle bu tutarın çok daha aşağılarda olduğu da bir gerçektir.
Burada esas sorun fon krizi değildir. Esas sorun; sermaye, para ve bankacılık piyasalarında oluşacak güven kaybıdır.
Bu süreç uzun bir zamana yayılırsa sermaye piyasasında yaşanacak küçülme ve erime, bir müddet sonra para piyasası ve bankacılık sektörüne de sıçrar. Bugün borsadaki erime yaklaşık %35 oranındadır. Çok acil yasal önlem alınması zorunludur. BIST şirketlerinde yaklaşık 5 trilyon TL piyasa değeri kaybı oluştu. Bu durum, 2008 küresel finansal krizinden bu yana görülen en sert aylık değer kaybıdır.
4 Eylül'de Merkez Bankası brüt rezervleri 184,2 milyar dolar iken 167,4 milyar dolara geriledi. Yalnızca 18 Eylül haftasındaki düşüş 4,3 milyar dolar oldu; brüt rezerv de 5,6 milyar dolar azaldı.
Bu fon krizinin ekonomiyi daha fazla etkilememesi için, 400 küsur büyük yatırımcı dışında kalan 455 bin civarındaki yatırımcının fondan kaynaklanan zararları Hazine tarafından karşılanmalıdır.
Yatırımcıyı zarara uğratanlar hakkında ise hukuki işlemler ivedilikle başlatılmalı ve zarar, yasalara uygun bir şekilde bir katı değil, iki katı olarak tahsil edilmelidir.
Aslında fon olayı bir servet transferidir. Haksız servet transferi elde edenlerden, yasal kâr olan %25’in üstündeki tutarlar derhal Hazineye iade edilmelidir. Fondan kaynaklı zarar 20 milyar dolar gibi gözükse de geri alım yapılacağı için bu tutar çok daha küçük olacaktır.
Esas önemli olan, borsada ve sermaye piyasasında oluşan 200 milyar dolarlık kayıptır. Bu kayıpların büyümemesi ve yatırımcının daha fazla zarar etmemesi için Hazine, yatırımcının fon zararlarını çok acil karşılamalıdır. Karşılanan zararlar ise sistem dışına çıkarılmamalı, yatırımcı güveni tekrar hızlı bir şekilde sağlanmalıdır.
Son dönemde ödenmeye başlanan 1 milyon TL tutarındaki paralar ise tekrar yatırıma yönlendirilmelidir.
Fon krizi ile ilgili Cumhurbaşkanlığına bağlı bir komite oluşturulmalı ve bu komite krizi yönetmelidir.
Aksi takdirde, fon krizinden oluşan servet transferi başka sektörleri de ciddi şekilde etkileyecektir. Fon krizine neden olan kamu ve özel kuruluş yetkilileri için ayrı bir süreç yürütülmeli, piyasaya zarar verecek açıklamalara kesinlikle müsaade edilmemelidir.
Fon krizi ile ilgili yapılan son yasal düzenlemede, Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı unsurlar bulunmaktadır. Bu son düzenleme ana kanuna uygun hale getirilmelidir. Yoksa Anayasa Mahkemesinde açılacak bir dava süreci uzatır; bundan da ekonomi ve yatırımcı ciddi zarar görür...