Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
52,0859
Dolar
Arrow
43,9043
İngiliz Sterlini
Arrow
59,3377
Altın
Arrow
6914,6785
BIST
Arrow
10.729

Siyasi Oryantalizm

Ülkemiz üzerinde herhangi bir görüşe sahip olmak için Batı ve Doğu arasında neler olduğunu çok iyi bilmek gerekir. Batı'nın aydınlanma mücadelesi ve toplumun geçirdiği sosyal evrim sonucunda, yaşamını devam ettirmek için kendi dışında toplumlara ihtiyaç duymuş ve tıkanmışlığını Batı dışı toplumlarda gidermiştir. Bunların başında oryantalizm gelir.

Aslında oryantalizm, Batı'nın Doğu’yu sömürgeleştirmesinin ana hedefi olmuştur. Oryantalizm; hegemonya, söylem ve iktidar kavramlarını araç olarak kullanarak sömürgeciliği sürdürmüştür. Oryantalizmin mantığı, Batılı ile tembel Doğulu karşıtlığı çerçevesinde örgütlenmiş bir karakter bütününü yansıtır.

Oryantalizmin varlığı, Doğu ile Batı'nın varlığı kadar eskiye dayanmaktadır. Doğu ve Batı arasında hükümranlık ve hâkimiyet mücadelesi üzerine kurulmuştur.

Ülkemizde de, Doğu ve Batı arasındaki mücadeleye benzer bir durum siyasetle yaşanıyor. Siyasi partilerden biri başarısız olursa, bu başarısızlığa karşıyı suçlamakta, aynı zamanda Batı'nın siyasi değerlerini sömürmektedir.

Bir muhalefet partisinin gittikçe kendi kültürüne, kendi partisine ve ideolojisine yabancılaşması; yabancılaşmayla kalmayıp kendi partisini ve ideolojisini aşağılaması tam bir oryantalizm örneğidir. Kendi değerlerinden söz etmeyen, duygularını, kişiliğini ve kimliğini ifade etmeyen, tarihinin temsilciliğini savunamayan bir muhalefet anlayışı; içten içe karşı oldukları partilerin kadrolarını ve düşüncelerini hayranlıkla izlemektedir.

Siyasi oryantalizm açısından siyasi partilerin demokrasiyi savunurken, kendi partililerine dışa karşı bir demokrasi anlayışı uygulamadıkları; otoriteye karşıyız derken iç ilişkilerinde otoriterliği “kültürel” diyecek kadar ileri gittikleri görülmektedir.

Çok sıkıştıklarında “din siyaseti belirliyor, bu nedenle modernleşemiyoruz” diyebiliyorlar. “Biz tarafsızız” derken bile üretimlerinde sadece kendi çıkarlarını düşündüklerini, “eleştirel düşünceye açığız” derken eleştiri yapanların partiyle ilişkilerini sorgusuz sualsiz kestiklerini görüyoruz. Bu durum tam bir oryantalizmdir.

Türk siyasetinin uygulamalarına baktığımızda, dibine kadar otoriterliğe yatkın olduklarını, modernleşmeye yüzeysel bakıldığını, güçlü lider dayatması yapıldığını, demokrasi yerine otoriterliğin savunulduğunu görüyoruz. Daha da ileri gidilerek üretimsizliğin sonucu olarak kabileciliğe ve mezhepçiliğe sığınılan bir yapıya evrildiği ortadadır.

Türk siyaset kültürü değişmez bir kader gibi görünürken, bilinçaltı otoriterliğe sığınmayı, insan hakları ihlallerine seyirci kalmayı, kurumsal saygısızlığı bilinçli bir tercih haline getirmeyi yaşam biçimi yapıyor.

Türk siyasetinin en çok sığındığı bilinçaltı söylemlerden biri; “Bu toplum zaten demokrasi bilmez, bu kültürden hukuk devleti çıkmaz” anlayışıdır. Bu yeni bir oryantalizm iken, diğer yanı ise oportünizmdir: ilkesel tutarlılık yerine kısa vadeli siyasi kazanç için sürekli pozisyon almak.

Yani mesele “haklı mı, haksız mı?” değil; motivasyonun ilkesel mi yoksa çıkar odaklı mı olduğudur.

Bu nedenle ilkesel muhalefet yapılamamaktadır. İlkesel muhalefet, bir kişi ya da grubun çıkar, konjonktür veya kişisel hesaplara göre değil; tutarlı değer ve ilkelere dayanarak iktidarı ya da çoğunluğu eleştirmesidir.

Muhalefet ne yapıyor? Dün savunduğunu bugün reddediyor. İlkeye değil kişiye bakıyor. Kimin yaptığına değil, neyin yapıldığına bakmıyor. Değer temelli politika yerine günü kurtarmaya çalışıyor. Siyaset bazen uzlaşma gerektirir ama bu da yapılmıyor. Alternatif üretmiyor; “hayır” diyor ama “şöyle olmalı” demiyor.

Risk almıyor. Hiçbir konuda tutarlı davranmıyor. Güven üretmiyor, demokrasiyi güçlendirmiyor, muhalefet kimlik oluşturmuyor. Uzun vadeli saygı kazandırmıyor.

Ahlaki onurla sağlanmayan ilkesizlik meşrulaşmıştır; bu nedenle erime devam ediyor. Şeffaflık yok, yolsuzlukla mücadele yok. Yapılan her yolsuzluğa sessiz kalınıyor, adına da toplumsal istikrar deniyor.

Oysa yolsuzluk soruşturmalarına “siyasi operasyon” denilerek geçiştiriliyor; hukuki değil siyasi deniyor. Bu anlayış kısa vadede getiri sağlayabilir ancak uzun vadede sahip çıktığınız yolsuzluklar ya da yolsuzluk yapan zatları bir gün bıraktığınızda, hiç kuşkusuz size de ihanet edeceklerdir.

Er geç hukuk tecelli eder. Bir zatın yolsuzluklarına bir partinin tüm ilkelerini ve söylemlerini feda ederseniz, halka ve hukuka söyleyecek sözünüz kalmaz. Kalmadığı gibi “biz hata etmişiz” demeniz de bir partiyi kurtarmaz.

Muhalefet tam da bugün bu oryantalizmi yaşıyor. Ortak akıl üretemeyen bir yapı er geç çürür ve çöker.