Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,1866
Dolar
Arrow
44,3670
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8731
Altın
Arrow
6747,8752
BIST
Arrow
10.729

Hangisi Etken: Ahlak mı, Ekonomi mi?

Ahlaki ve ekonomik çöküş, aslında tek yönlü bir sebep-sonuçtan çok karşılıklı beslenen ve bir madalyonun iki yüzü gibidir. İkisi de birbirini tetikleyebilir. Hangisinin önce geldiği topluma ve koşullara göre değişir. Burada temel sorun, ahlaki çöküşten ve ekonomik çöküşten kurtulmanın farklı zaman ve süreçler gerektirmesidir.

Ekonomik çöküşte bedel ödenir; kısa, orta ve uzun vadede yani bir yılda, beş yılda ve on yılda toparlanmak mümkündür. Ancak ahlaki çöküşten kurtulmak en az bir kuşak, yani otuz ila elli yıl süren bir zaman dilimi gerektirir. Ahlaki, kültürel, insani ve sosyal değerlerin zayıflaması ve bozulması, karşımıza her türlü toplumsal yozlaşmayı çıkarmaktadır.

Bir toplumda doğruluğun, erdemin, edebin, paylaşımın yani adaletin yerini çıkarcılık, fırsatçılık, arsızlık, bencillik, güç ve menfaat almışsa, o toplum çökmeye başlamıştır. Ahlaki ve ekonomik çöküntü, yolsuzluk ve yozlaşmayı da beraberinde getirir. Bu durum sadece toplumda değil, kamu hizmetlerini yürüten memurlar arasında da yolsuzlukların artmasına ve yozlaşmaya yol açar. Böylece kurumsal olarak ahlaki erozyon ortaya çıkar. Bu da yolunu kaybetmiş devlet görevlilerinin kamu görevini ve gücünü suistimal etmesine, şahsi ikbal ve çıkarları için kullanmasına neden olur.

Yolsuzluk da yozlaşma da yasa dışıdır, haksızdır ve zararlıdır.

Ekonomik çöküş ve ahlaki çöküş birbirini besleyen iki olgudur. Ekonomi bozulduğunda insanlar hayatta kalma kavgasına girer; işsizlik ve yoksulluk artar, kurallara uyma motivasyonu zayıflar. Bu durumda yolsuzluk artar, suç oranları yükselir; “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı yayılır. Bu anlayış ahlaki değerleri aşındırır ve çürütür. Yolsuzluk arttıkça güven azalır. Bu da ülke açısından yatırımcıların azalmasına, üretimin düşmesine ve ekonominin zayıflamasına neden olur. Ekonominin temelini güven oluşturur. Güven yoksa ekonomi sürdürülebilir olmaz.

En kritik nokta şudur: Ahlaki çöküş ekonomiyi bozar, bozulan ekonomi ise ahlakı daha da bozar. Ülkemizde uzun süredir yüksek enflasyon, alım gücünün düşmesi, işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi durumlar insanların günlük hayatını doğrudan etkilemekte ve bu durum ekonomik baskı yaratmaktadır. Ekonomi, sorunları tek başına çözemez. Bu nedenle güven oluşturulmalı ve kurallar öngörülebilir olmalıdır. İnsanlar “emeğimin karşılığını alırım” diyebilmelidir.

Yolsuzlukla başlayan ve yozlaşmayla sonuçlanan kamusal yönetimdeki sorunlar, kurumsal ahlaki çöküntü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamuda oturduğu koltuğu hak etmeyen, kurumu kendi çıkarı için kullanan, görevini ihmal eden ve kötüye kullanan kişilerle çeteleşme kaçınılmaz hâle gelir. Kamuda artan yolsuzluk, beraberinde kaçınılmaz olarak bir ahlaki çöküntüyü getirir. Bu da vatandaş ile devlet arasındaki güveni zedeler.

Bu durumun ileri aşaması kargaşa, kaos ve toplumsal hoşnutsuzluklardır. Ülkemizde bugün yaşanan da budur. Ahlak esasına dayanmayan ne toplumun ne de ekonominin yaşama şansı vardır.