Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3065
Dolar
Arrow
35,7351
İngiliz Sterlini
Arrow
44,4964
Altın
Arrow
3175,0000
BIST
Arrow
10.121

Bozuk düzen ve yoksulluk…

Selçuk’ta birbirinden güzel beş çocuğun, ev bildikleri, ev zannettikleri bir baraka içerisinde çaresizce ölüme yürümeleri herkesi kahretti. Çocuklardan hatıra kalan fotoğraflardaki boncuk gözlerine baktıkça insanın isyan edesi geliyor… Suçlu kim? Kim engel olamadı? Hapisteki baba mı, hurda toplayan ve çocukları evde yalnız bırakan anne mi? Muhtar mı, belediye mi, bakanlık mı? Konu komşu mu, eş dost mu, aile mi? Kim?

“Yoksulluk...

Dünyanın üstünde yükseldiği iç kanama

Tanrının büyük utancı.”

Şükrü Erbaş’ın dizeleri ipucu veriyor aslında… Derin, biçare, aşılamayan yoksulluk… İçine düşmeyenin ne demek olduğunu anlayamayacağı yoksulluk… Yarattığı çaresizlikle insanı nereye sürükleyeceği belli olmayan yoksulluk… 

Her trajedide, her elim olayda devreye giren sosyal medya yargısı burada da acımasızca annenin üzerine yürüyor. Elbette hatası, eksiği, kusuru, belki kötü alışkanlıkları da olabilir… Fakat annenin ve çocuklarının yaşadığı düzeni sorgulamadan çözüme ulaşmak çok zor…

İngilizlerin sıklıkla kullandığı bir deyim vardır “be in someone’s shoes”…  Özünde empatiyi barındıran bu deyimle başkasının yerinde olduğunuzda, onun ayakkabısını giyerek onun yolculuğuna çıktığınızda, onun deneyimlerini, tecrübelerini, yaşadıklarını yaşadığınızda ancak onun halini anlayabileceğinizi ifade eder. Bu deyim şu günlerde belki de sıklıkla hatırlamamız gereken bir yaşam notu… Ya da belki o kadar uzağa gitmeden Yusuf Hayaloğlu’nun dizelerinden yola çıkarak “siz onun neler çektiğini nereden bileceksiniz” de diyebiliriz...Bu çaresizliği bilmek, anlamak çok zor gerçekten…

TÜİK verileri eğitimle yoksulluk arasındaki ilişkiyi ortaya seriyor. 2023 Yılında yayınlanan “Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri”ne göre okur-yazar olmayanların %25,4'ü, yükseköğretim mezunlarının ise %2,7'si yoksul… Bu uçurum dahi eğitime ulaşma imkanına sahip olanların ne kadar şanslı olduğunu gösteriyor. Bir diğer açıdan söylersek, eğitime ulaşamayanların da potansiyel yoksul adayı olduğunu gösteriyor. Ayrıca bir okul bitirmeyenlerin %23,6'sı, lise altı eğitimlilerin %13,6'sı, lise ve dengi okul mezunlarının ise  %7,2'si yoksulluk yaşadığı tespit edilmiş. Ayrıca aynı araştırmada yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı %30,7 olarak tespit edilmiştir. Üstelik 0-17 yaş grubu aralığında bu oran %40,1’e yükseliyor. Şükrü Erbaş’ın dediği gibi  yoksulluk “bir iç kanama hali”…

O zaman suçlu kim tekrar soralım… Sosyal devleti güçlendirmedikçe, kamusal bir hak olan eğitime düşük gelir gruplarının erişimini kolaylaştırmadıkça, yani bu düzeni köklü olarak değiştirmedikçe bu sorunun önüne geçmek mümkün değil. Yoksulluğa ek olarak ekonomik krizin toplumsal ve ahlaki çöküşü hızlandıracağı, uyuşturucu, fuhuş, kara para gibi illegal yollara yönelimi arttıracağı bir gerçeklik. 

Bir anneyi suçlamak en kolayı… Düzeni değiştirmek, sosyal ve adil devleti inşa etmek ise zor olanı… Tercih bizim.