Cumhuriyet’e tek cümleyle ifade et deseniz herhalde hepimizin ortak düşüncesi; “Cumhuriyet fırsat eşitliğidir” olurdu. Cumhuriyet devriminin fırsat eşitliğini sağladığı sihirli değneği ise eğitimdir.
Tunceli’de yokluk içerisinde yaşayan bir köy çocuğunun kendi imkanları dahilinde hazırlandığı sınavla Robert Koleji ya da İstanbul Erkek Lisesi’ni kazanmasıdır.
Karadeniz’de çay toplayan, Urfa’da Gaziantep’te mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan, İstanbul’da eve temizlik işlerine giden bütün emekçilerin tek hayali, umudu çocuklarının gireceği o sınavdır.
Varını yoğunu çocuğunun eğitim masrafları için harcayan memurun, beyaz yakalının, orta sınıfın tek hedefi çocuklarına iyi bir eğitim vererek sınavda başarılı olmaları ve hayatlarını kurtarmalarıdır.
Önemli bir kısmı asgari ücretle geçinen toplumumuzda, ebeveynlerin ve sosyal devletin belki de çocuklarına sunduğu en büyük şans o sınavda başarılı olma ihtimalleridir.
Bu hayali onların elinden alırsanız geriye fırsat eşitliği adına hiçbir şey kalmaz.
102 yıllık Cumhuriyet tarihinde birçok kurum aksamış, tahribata uğramış, örselenmiş olsa da iki faaliyet hala yüksek katılım ve başarıyla yapılagelmiştir; Seçimler ve merkezi sınavlar. Biri demokrasiyi, bir diğeri de fırsat eşitliğini diri tutan bu iki faaliyetin namusunun, adilliğinin ve şeffaflığının korunması hayatidir.
Belki size klişe gelecek ama bunu yeniden hatırlatmakta fayda var; Isparta’nın bir köyünden çıkmış, çobanlık yapan bir çocuğun İstanbul Teknik Üniversitesine uzanan yolculuğu, aldığı mühendislik diplomasıyla devlet memuriyetine atanarak, Devlet Su İşlerinin Genel müdürlüğüne kadar yükselmesi ve ardından Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na uzanan yüksek kariyeri Cumhuriyetin sağladığı fırsat eşitliği ile mümkün olabilmiştir.
Öyle ki Cumhuriyet tarihinde yazılan anayasalarda eğitimde fırsat eşitliği ve devlette parasız eğitim özellikle vurgulanmış ve korunmuştur.
Dolayısıyla içinde “Milli” kelimesi geçen iki bakanlık; Milli Eğitim ve Milli Savunma (Güvenlik) kabinenin belki de en önemli iki bakanlığıdır. Hele ki Milli Eğitim bu ülkenin geleceğidir, mayasıdır, toprağıdır…. Herhangi bir tarikata, cemaate, zümreye ayrıcalık yapmaması gereken yegane kurumdur. Köy Enstitülerinin kurucusu, tarihe adını altın harflerle yazdırmış bakan Hasan Ali Yücel’in makamıdır. Yüksek sorumluluk ve bilinçle yönetilmelidir.
Dolayısıyla bugün o makamda oturan Sayın Bakanın ağzından çıkan her söz, her açıklama sadece muhalefet partisine verilmiş bir cevap olarak değil, bu milletin evlatlarına verilmiş bir cevap olarak kabul edilir. İlgililerin bilgisine…
Çok Okunanlar

Sanat dünyasında taciz iddiaları gündeme gelmeye devam ediyor

Üniversitede 15 yaşındaki kızı kafasından vurdu

Genç kızların eğlencesi kabusa dönüştü

Türkiye’nin kuruluş paradigmasında özerklik var mıydı?

Kurultay davasına sayılı günler kala çarpıcı Kılıçdaroğlu iddiası!

Belediye personeline 'Konsere zorunlu katılım' baskısı

Dolandırıcıların şimdiki hedefi Akın Gürlek!

Köylü ve ahtapot

Atatürk ilkeleri ve Altı Ok: Kendimize iğne, CHP’ye çuvaldız

Türk Kürt kardeş mi?