Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,1866
Dolar
Arrow
37,9467
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3823,0000
BIST
Arrow
9.484

Eski bayramlardan eser yok…

Nerede o eski bayramlar demek için henüz genç mi sayılırım bilemiyorum. Ama eski bayramların tadını çok arıyorum. Bayram denildiğinde rahmetli anneannemin evi geliyor aklıma... Yaşım 6 ya da 7... Bayram demek sadece misafir geldiğinde açılan salon demek... Ceviz ağacından oymalı mobilyalar, haki yeşili kadifeden koltuklar ve aynı renk kadifeden püsküllü perdeler... Sanmayın ki zenginlikten, üç çocuklu bir assubay dedem. Fakat anneannem terzi, çok marifetli. Her şeyi kendi dikiyor, bulup buluşturuyor, birbirine yakıştırıyor. Bayramlık salonun her köşesinde onun emeği nakşolmuş. Ruhunuza işliyor.

Ve bayram sabahı şerefine kapıları açılan salonun dört bir yanına koşuşturan yedi torun. Benim ilgimi her zaman mermerden yapılmış şekerlikteki karamelli şekerler çekiyor. Mermer şekerliğin kapağı o kadar ağır ki iki elimle anca açabiliyorum. Yani karamelli şekerlere ulaşmak çok zor... Ulaşılması zor olduğundan mıdır bilemiyorum, tadı da bir başkaydı o şekerlerin...

Bizim kuşak belki de tüketim çılgınlığına teğet geçmiş son nesildir. Belki de o yüzden eski bayramların tadını çok ararız. Ararız fakat bulamayız. Biz beş torun bayramlarda anneannemin evinde kalır, tek kanallı televizyona ihtiyaç dahi duymadan çok eğlenirdik. Oyuncaklarımız çok muydu? Hiç değildi. Çünkü o zamanlar bu kadar çok oyuncak da yoktu. Ama bizler mutlu çocuklardık. Mutluluğumuzun kaynağı kuzenlerimizle, mahalle arkadaşlarımızla kurduğumuz iletişimdi. Bu iletişim o kadar yalındı ki, ne oyuncağa, ne bilgisayara ihtiyaç duymazdık.

Ve bizler anneannelerimizin, babaannelerimizin evlerine doluşup, bayram sofralarının keyfini saatlerce çıkaran çocuklardık. 

Şimdi öyle mi? 

Çocuklarımızı bayram sabahı kahvaltı sofrasında 10 dakika zor oturtabiliyoruz. Bilgisayarın her türlüsü, oyuncağın her çeşidi geçici mutluluklar vermekten öteye gidemiyor. Ya bizler? Bizler farklı mıyız? Yoğun geçen iş temposundan sonra bayram dendiğinde hepimiz kaçacak bir tatil beldesi arıyoruz. Ve belki bir telefonla kutluyoruz büyüklerimizin bayramını... Hatta bazen sadece bir mesajla...

Zamana uyum sağlamak insanın tabiatı gereği doğal bir durum aslında. Ama temel değerlerimizden, özümüzden olabildiğince kopmamak gerek. Biz büyüklerimizin evlerine onca çocuk sığarken, şimdi kocaman evlerimizde tekno-yalnızlıklar yaşıyoruz bir başımıza. Aslında yaşamımız koca bir AVM’ye dönüşüyor. Mahallemizin sıcak dokusundan uzaklaşıyoruz... Hızlı yaşıyoruz, hızlı tüketiyoruz. Hızlı tükettiğimiz için de yaşamdaki küçük mutlulukları hep ıskalıyoruz.

Velhasıl geçmiş bayramlardan eser kalmadı, gelin görün ki bu bayrama ayrıca buruk girdik. Anayasal hakları olan gösteri ve eylem hakkını kullandıkları için tutuklanan gençler hapisteyken bayram gelmiş neyimize… Hiç genç olmamış, hiç itiraz etmemiş, hiç hakkını aramamış gibi yükleniyor iktidar yetkilileri gençlerin üstüne… Halbuki bugün AKP’de siyaset yapan birçok siyasetçinin gençliği sokaklarda hak arama eylemlerinde geçmiştir. Sizlere bir vakitler hak olan, bugün gençlere hak değil mi efendiler?

Geçmişin bayramlarını, birlikteliğini çok arıyoruz ama en çok da özgürlük ve huzurunu arıyoruz. Demokratik iklim açısından en çok eleştirdiğimiz 90’ları bile mumla arar olduk. Bu işte bir tuhaflık yok mu sizce?