Euro
Arrow
55,6534
Dolar
Arrow
49,5728
İngiliz Sterlini
Arrow
66,1914
Altın
Arrow
6584,6358
BIST
Arrow
11.586
Anasayfa > Yazarlar > Prof. Dr. Gökhan Arslan > Katil Dilovası’nın zavallı yavrucakları

Katil Dilovası’nın zavallı yavrucakları

X Facebook WhatsApp Mail ABONE OL Google News
Yayınlanma: 11.11.2025 06:00

Yıllarım Eskişehir-İstanbul arası seyahatle geçti.

Hala da geçiyor.

Taa 1998'den beri Fatih ve Cumhuriyet Ekspres Karatreni ile başlayan seyahatler, hızlı tren ile devam ediyor.

Arada aracımla da seyahat ediyorum.

Gebze Dilovası’ndan her geçişte, İnsanlık Suçu işlendiğine dair hislerim, beni asla yanıltmadı.

Güzelim Pamukova’dan geçtikten sonra, girdiğimiz Sakarya vadisinin Karadeniz’e ulaşan noktasından sonra, havadaki civa ağırlığını hemen hissedersiniz.

Masmavi gökyüzü, birden kaşlarını çatar gibi olur ve size bir şikayeti olduğunu anlatmaya çalışır.

Anlayana tabi.

Bölgedeki gariban insanların acı çektiğini taa o yıllarda anladığımıdan, Avrupa Birliği Fonlarına, İş Güvenliği ile ilgili projeler yazdım.

Onaylanan projelerimde milyonlarca euro kaynak kullandım.

Ancak, Çalışma Bakanlığına bir türlü bu çalışmaları sunamadık.

Yılların birikimi projeleri bedavadan bakanlık kullanımına verelim diye dil döktük.

Olmadı.

Sunsak bu kazalar olmayacak mıydı?

Kesinlikle olmayacaktı.

Ne madende 300 kişi ne Beşiktaş’ın ortasında 30 kişi ölmeyecekti.

Ne de küçücük kızlar, Türkiye’nin merkezinde, İşkur binasının dibindeki  Dilovası’ndaki kaçak parfüm cehenneminde parça parça olmayacaktı.

Neydi bu küçücük kızlarımızın günahı ki daha bun dünyaya doyamadan, cennete gittiler.

Elbette sahipsiz olmaları.

Gariban ailelere kol kanat germesi gereken bakanlığımız, yine uyumuş.

Görevlerini aksatmış.

Bize de bi kulvar açıp, iş güvenliği ile ilgili yaptığımız çalışlara göz atmamış.

Bakanlık politik görüşleri daha öncelediği için, bize bakanlığın kapısını sıkı sıkı kapatmış.

Denetlemeleri ve eğitimleri esastan değil de usulden yapmış gibi yapmış. 

Göz yummuş.

Sonuç, melek yüzlü pırlanta gibi gencecik yavrucaklarımız, 1000 derece amonyum asit buharında, lime lime erimiş.

“Kanlı Elmas” filminde bile bu kadar gaddarlık yok.

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları