Bölgemiz binlerce yıldır bitip tükenmek bilmeyen itiş kakışlara sahne oluyor.
Araplar, Farslar ve Ruslar, Türkler ile en fazla içli dışlı olanı.
Şah İsmail hikayeleri, Yavuz’un doğuya seferleri, yakmalar yıkmalar.
Resmi tarih ve gerçek tarih arasında sıkışan Türk halkı.
Zaten okumayı da sevmiyor.
Genellikle analizi yapılmış hap bilgiyi, aspirin gibi alıp dinlemek ve öğrenmek istiyor.
Kafa yormamak işine geliyor.
Çoğu zaman da taraflı liyakatsiz isimleri dinleyince, neye inanıp neye inanmayacağını şaşırıyor.
Sonra da boş veriyor.
Zihni daha çok, İran-Irak savaşı ile doluyken, İran’ın son yıllarda Gazze’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husi, Irak, Suriye ve Bahreyn’de Haşdişabi gibi grupları desteklediğini öğrendi.
Tek mermi atmadan, ezeli ve ebedi düşmanı Irak liderini de diğer hasmı Amerika’ya astırdığını da gördü.
Daha sonraları İran nüfusunun epeyce kalabalık bir kısmının Türk olduğunu öğrendi.
Önemli günlerde yapılan nükleer silahlı, füzeli, roketli askeri geçitlerini gözdü.
Neyse fazla uzatmayayım,
Ben de Bernard Lewis’i okuyana, Amerika ve Avrupa’daki ülkesinden sepetlenmiş yetişmiş İranlı beyinleri tanıyana ve de İran’dan gelen düşünmeye programlanmamış donuk bakışlı öğrenciler ile yakınlaşana kadar, neyin ne olduğunu pek bilmiyordum.
Bernard Lewis’in kitaplarından, batıya kaçmış İranlı entelektüellerden- bilimcilerden ve İranlı öğrencilerden elde ettiğim izlenim ile düşen helikopterde ölen cumhurbaşkanlarını, “Türkiye yardımı” ile bulduklarına ve enkaz koordinatlarını “Türk Akıncısından” alıp, işini gördükten sonra da ”Yok Biz Bulduk” demelerine hiç şaşırmadım.
Çok Okunanlar
Batshuayi'den Galatasaraylıları kızdıran hareket!
Teğmen Ebru Eroğlu'nun iade davası reddedildi
Ünlü şarkıcı İzzet Yıldızhan gözaltına alındı
Murat Çalık ve Resul Emrah Şahan savunma yapacak
Fatih Altaylı İlber Ortaylı'yla çektiği son programı yayınladı
Atatürkçüler, mollalar ve bir garip diplomat
Hakan Fidan savaşın gölgesinde görüşmelerini sürdürüyor
Açılımcıların Diyarbakır buluşması!..
1956 Süveyş Krizinden 2026 Hürmüz Krizine
Kerbela'nın konuşulmayan yüzü: Suçun toplumsallığı