Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
38,3651
Dolar
Arrow
36,4434
İngiliz Sterlini
Arrow
46,2284
Altın
Arrow
3412,0000
BIST
Arrow
9.587

Stratejide yapılan hata taktikle düzeltilebilir mi?

Stratejide yapılan hataların taktikle düzeltilemeyeceğinin bilinmesi, stratejik hataların yapılmasını önlemeye yetmiyor. Yanlış iliklenen ilk düğme, sonrakilerin yanlış iliklenmesini kaçınılmaz hale getiriyor. CHP’nin, birincil gündeminden, erken seçim ve Cumhurbaşkanı adayının bir an önce belirlenmesine ilişkin tartışmalardan bahsediyoruz. Hangi adayın önünün açılacağı, hangisinin minder dışına itileceği aşağı yukarı belli olmuş durumda. Yazılı ve görsel medyaya şöyle bir göz attığınızda, kimin reklamının yapıldığını, kimin önünün kesilmeye çalışıldığını hemen anlıyorsunuz.

Yapılan stratejik hatanın daha iyi görülmesi için bazı sorulara yanıt aramanın zamanıdır. Öncelik, partinin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi mi cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçilmesi mi olmalı? Yasama, yürütme, yargı arasında kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistem mi, lideri, sultana dönüştürecek yetkilerle donatan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi mi? Tüm kurumların önemsizleştiği, demokrasinin fiilen ortadan kalktığı, içeride alabildiğine otoriter, dışarıda itibarsız bir ülke  mi, demokrasi liginde kalmaya kararlı  hukuk devleti mi? 

CHP’nin birincil gündemi, Türkiye’yi yalnızlaştırıp etkisizleştiren, en haklı olduğu konularda bile elini zayıflatan Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden bir an önce vazgeçilmesi olmalıdır.   CHP, tekrar parlamenter sisteme geçilmesini toplumsal talebe dönüştürecek, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, halkı, bu talep etrafında toplayacak bir strateji geliştirmelidir.  Altyapıdan, öngörüden, gerçeklikten yoksun kişisel ego yerine, devlet kurumsallığına, devlet belleğine, Cumhuriyet’in yüz yıllık birikimine işlerlik kazandıracak, TBMM’nin önceki inisiyatifini yeniden devreye sokacak bir mücadelenin öncülüğünü üstlenmelidir. 

CHP’nin, Türkiye’nin içeride ve dışarıda karşılaştığı çetin sorunların çözümü için, demokrasiyi, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını önceleyen bir strateji geliştirmesi gerekirken, sorunu salt cumhurbaşkanı adayı belirlemeye indirgemesi son derece yanlıştır. Üstelik taktik değil, stratejik bir yanlıştır. Sorun, stratejik bakış yoksunluğundan, içinden geçilen süreçte ülkenin ve dünyanın sağlıklı analizini yapamamaktan kaynaklanmaktadır. Halbuki, Türkiye, yakın geçmişte o dönemin ağır krizlerini, çetrefil sorunlarını, parlamenter sistemle aşmayı başarmış bir ülkedir. 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin, rejim krizini kronikleştirdiği, bölücü terör örgütünün, alacaklı tüccar edasıyla sürekli talep yükselttiği bir süreçte, ülkenin kurtuluşunun Müdafaayı Hukuku, kuruluşunun Halk Fırkası olan CHP’nin sessiz ve tepkisiz kalması düşünülemez. Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin, ulus devlet üniter yapının, hukuk devletinin, laik, demokratik rejimin sigortası olagelmiş CHP’nin, ülkenin/rejimin kuruluş mimarisine bölücü/etnik talepli müdahaleler olurken görmezden gelmesine, bir sorun yokmuş gibi davranmasına, daha vahimi el artırma aymazlığına, her şeyden önce tabanı onay vermeyecektir. 

Türkiye’yi kuran kadroların kurduğu partinin günümüzdeki yöneticilerinin, ülke çıkarlarının, kişisel egolarından, bireysel hedeflerinden, gelecek tasarımlarından önce geldiğinin bilincinde ve ayırdında  olduklarını ummak isteriz. Cumhurbaşkanı adaylığından önce, despotik rejiminin hem nedeni, hem sonucu olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin değiştirilmesinin, cumhurbaşkanı adayı belirlemekten daha önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.