19 Mayıs ruhunun anlaşılması, bugünlerde Türkiye’nin sürüklenmek istendiği bataklığın anlaşılması bağlamında fevkalade önemlidir. Peki, o zaman tartışalım; 19 Mayıs ruhunun anlamı nedir ve bu ruhun bugünkü koşullar açısından önemi neden bu kadar önemlidir!
1919 yılında, ülke işgal altında iken, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmesinin sebebi, İstanbul ile ittifak içindeki düşman güçleri ile ancak Anadolu halkıyla birleşmenin anlamlı olacağı düşüncesi idi. Bu harekâtın anlamı ise, Anadolu halkının, Türkü, Kürdü, Alevisi ve her kesimden insanının bir birlik içinde yaşamayı amaçladıkları topraklarını zaferle taçlandırarak vatanları yapmak ve üzerinde sulh ve sükun içinde mutlukla, her türlü tehdit ve tehlikeden azade olarak yaşamayı hedefliyor olmaları idi. Bu nedenledir ki, Kurtuluş Savaşı’nın fişeği İstanbul’dan değil, Anadolu’dan ateşlenmek durumunda idi.Nitekim, Anadolu’nun bağrında her kesimden insanlar vatanları için bir araya gelerek, muhteşem bir zaferle bu toprakları vatan yaptı ve üzerinde yaşamaya başladı.
Ne var ki, zaman her şeyi yıprattığı gibi, Anadolu da temiz ruhu ve saflığı ile yaşatılan rol değişiminde düşmana teslim olma yoluna girdi, Anadolu gericilik, birbirleri ile yarışırcasına patlayan ve hangi güçlerin emrinde olduğu belirsiz tarikat yuvalarının etkisi altında Ortadoğu’ya başat olmak isteyen emperyalist güçlere düşmana teslim olma yoluna girdi. Bu gücün yöneticisi kimdir, içeride mi, yoksa dışarıda mı, ya da dış gücün yönetimi altında içeride mi, kadro ne kadar büyüktür, nihaî amaç nedir! Bu belirsizlikler altında, düşmanın belirsizliği ve sinsiliği nedeniyle bu seferki mücadele geçmiştekinden çok daha zor gözükmektedir. Zira, ülkenin işgal halindeki durumda düşman somut ve nettir; farklı uluslara ait işgalci askerler ülkenin her tarafına dağılmış, halkı baskı altına alarak, açıkça karşıt bilincin oluşumuna yol açıyordu. Tüm vahametine rağmen,açık düşmana karşı kalkış çok elverişli bir mücadele ortamı oluşturuyordu. Çünkü düşman açık ve net olarak görülüyor ve tüm eylemleriyle algılanabiliyordu. Oysa, bugünkü duruma gelecek olursak, Büyük Kurtarıcının açıkça belirtmiş olduğu gibi, ülkenin tüm kaleleri ele geçirilmişse ve net algılanabilecek bir düşman görüntüsü bulunmuyorsa, düşman ulusun damarlarına sinmiş demektir. Böylesi durumlarda bir şekilde toplumsal huzursuzluk oldukça yüksek düzeyde seyredebilir olmakla beraber, ancak toplum yaşanan huzursuzluğun nereden kaynaklandığı ve toplumu hangi hedefe sürüklediği konusunda tam bir körlük ve açmaz içinde kalarak, kah iktidara bel bağlamakta, kah muhalefete umutla bağlanmakta, fakat net olarak ne yapılması gerektiği konusunda kesin yargıya sahip olamamaktadır. Öyle ki, genel toplumsal sürüklenişte bir yanlışlık algılaması yapılmakta, fakat düşmanın niteliği, amacı ve gücü hakkında bir bilgiye ulaşılamamaktadır. Hatta, amorf yapıdaki düşman genellikle sempati ile topluma duhul ettiği için fark edilemez olmaktadır. İşte, kısaca 19 Mayıs 1919 ile 19 Mayıs 2026 arasındaki açık fark budur. O zaman, elimizden geldiğince, bugünkü soyut düzlemde sanal olduğu düşüncesi üzerinden algılanan potansiyel düşmanı gerçeklik boyutu ile somut düzlemde irdeleyelim.
Tüm çevresel ekonomilerde düşman; askeri güçle yıkılamayan halkın iç dünyasına bozuk eğitim sistemiyle, dincilik aldatmacasıyla ve sair toplumsal kurumlarla sızarak, içten parçalamayı hedefleyen sanal değil, gerçektir. Ülkelerin sosyal açıdan geriletilmesi, tarikatların sisteme duhulüne resmen yol verilmesi, ülke halkının, özellikle de gençlerin geleceğe ait beklentilerinin söndürülmesi, ülkelerin siyaseten örtülü şekilde merkezden yönetilir parti topluluğuna dönüştürülmesi, halkların bölünmesine olanak verilmesi düşmanın görünen yüzüdür. Peki, bu silahları kullanan asıl özneler kimlerdir, ya da nedir diye baktığımızda karşımıza koca bir sistem ve sitemim sömürücü başat ögeleri çıkmaktadır. Kısacası, bu kadar uzun anlatmanın tek cümlede düşmanın özeti, sıkışan kapitalizmin çevreden başlayarak ülkeleri kara delik gibi içine çekip, tedricen sömürüp, merkez ekonomilerin varsıllık düzeyini korumaya çalışmasıdır. Merkezin çevreye saldığı sömürücü vantuzları kimi zaman halkının oyu ile iktidarı ele geçirip halkını emperyalizme köleleştirme işleviyle yükümlü siyasiler olabilir, kimi zaman eğitim sistemi ile çevre ekonomilerden merkeze çektiği beyinler olabilir, kimi zaman çevrenin beyinsel çökertilmesine hizmet edici eğitim ve kültür emperyalizmi olabilir, kimi zaman eğitimin ilk aşamalarının çevre ekonomilere yıkıldıktan sonra ilk aşamayı geçmiş nitelikli gençlerin merkeze çekilmesine sebep olan merkez cazibesi olabilir. İşin özü şudur ki, ülkeyi ekonomik darboğaza sokarak, kapitalist uygulamalar sonucunda beslenme, barınma ve sağlık sorunlarının çökertilmesiyle toplumun geleceğinin karartılmasına hizmet eden politikalarla çevre kaynaklarını merkeze çeken merkez kapitalizmdir. Bunula da yetinmeyen merkez sömürücü kapitalizm, çevre ülkelerde geleceği karartılmış ve zeka düzeyi geriletilmiş milyonlar üretilerek, geleceğin merkez ekonomilerine salt tamirci, bakımcı ve bilinçsiz tüketici toplumu oluşturan toplumsal yapıların desteklenmesine çalışır. Kısacası, düşman görülmezdir, sinsidir, gelecekte etkili olabilecek yöntemler devrededir ve ne düşman alenidir, ne de yöntemler günlük yaşamda net olarak algılanabilmektedir. Vücutta kemik erimesine benzer süreçte çevresel toplumlar, bizzat kendi oyları ile iktidara taşıdıkları, hatta aile fertleri gibi anlamsız duygu ile bağlandıkları siyasiler tarafından adeta “altara” taşınmaktadır. Günümüzün emperyalizmini geçmişin sömürgecilikten ayıran en temel özellik, düşmanın silahının yüksek derece etkinliği yanında algılanamayacak derecedeki muğlaklığıdır.
Bu yılın ve gelecek yılların 19 Mayıs kutlamalarının heyecanın aklımızı almadığı, algılamamızı ve düşüncemizi köreltmediği netlik ve berraklıkla idrak etmemizi diliyorum!
Her şeye rağmen, istikbale umutla ve gururla bakarak, tüm gençlerimizin ve halkımızın '19 Mayıs Bayramı'nı candan kutluyorum!
Çok Okunanlar
Mango’nun kurucusu İsak Andiç’in ölümünde korkunç şüphe
İmamoğlu'ndan iktidara 'baskın seçim' resti
Monarşi...
MAPEG'i bilgilendirme yazısı
Rasim Ozan Kütahyalı hakkında çarpıcı CHP iddiası
Erdoğan peş peşe imzaladı
AKP'de Eser Yenenler krizi
Kulis: Ersin Beyaz'la birlikte 2 milletvekili AKP'ye katılacak
Sağlık raporlarında köklü değişiklik
Süper Lig'de bahis oynayan kulüp başkanı kim?