Filenin sporcuları ikinci kez Avrupa şampiyonasını ülkemize getirdi. Bu başarı ile doğal olarak övünüyoruz. Diyelim ki, iki gün önceki maçta voleybolcularımız İtalya’ya yenilip, ikinci olarak yurda dönseydi, bu durumda dövünecek miydik? Tabii ki, hayır! Çünkü her maçta kazanmak da var, kaybetmek de. Ne kazanmakla aşırı övünülür, ne de kaybetmekle aşırı dövünülür. O nedenle, bu yazıdaki amacım da, voleybolcularımızı ikinci kez Avrupa şampiyonluğunu kazanmış olmalarından dolayı kutlamakla berber, meseleye bir başka açıdan bakmaktır. Açıkçası, burada kısaca tartışmak istediğim konu, Cumhuriyet felsefesi ile, Cumhuriyet felsefesine karşı geliştirilen ve AKP döneminde iyice hızlandırılan karşıt felsefe arasındaki farktır.
Zamanımızda adeta bir rozet ya da Kippa gibi siyasallaştırılarak devreye sokulan baş örtüsünün, kalın kafatası içindeki beynin örtüsü olduğu gerçeğini idrakten aciz ve bu gerçekliğin uygulanmasında kutsal kitabın, cevherlerinizi kapatın mealindeki ifade ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığından bihaber cahille alınan yolda, Ortadoğu çukurunda kaybolmaya mahkum olacağa benziyoruz. Hele de, İsrail ve ABD Ortadoğu emellerini canla başla uygulamaya koydukları bu dönemde! Okullarda kıyafet düzenlemesi getiren kafa bize aynen beyin örtüsünde yansıdığı gibi, özden uzaklaşılıp, şekille uğraşıldığı görüntüsü vermektedir. Şurası bir hakikattir ki, siyasi uğraşı alanını özden şekle düşüren bir siyasi kadro sadece topluma ayar veriyor olarak görülemez. Böylesi davranış sergileyen bir siyasi tablo, aynı zamanda, bizzat kendi düşünce ve analiz kabiliyetini de yansıtmış olur. Acaba, her toplum layık olduğu yönetime kavuşur söylemi mi doğrudur, yoksa, her yönetim ancak yönetebileceği topluma hükmeder ifadesi mi daha doğrudur! Bu konuyu belki ileride tartışırız, ama bunu burada bırakarak Atatürk ve voleybolcular konusuna dönelim.
Ülkemizde maalesef hemen her alanda tam bir çürüme ve çöküş yaşanırken, nasıl oluyor da sporun bir dalında, hem de hiç de rastlantısal olmadığı gün gibi ortada olan, böylesi bir başarı yaşanabiliyor. Tabii ki, profesyonellik! Doğru da, neden ve nasıl oluyor da bu alanda sistematik olarak böylesi bir profesyonellik ve başarı elde edilebiliyor! Spor işleri ile uğraşanların, hatta özellikle de voleybol alanı ile uğraşanların mutlaka çok gerçekçi yanıtı olabilir. Benim bu konudaki pratik yanıtım, bu harika oluşumun uzun bir sürecin olgunlaşmış sonucu olduğu şeklindedir. Nedir bu olgunlaşma olayı diye bakarsak, düşüncem, sürecin tam anlamı ile bir sosyal reaksiyon, ya da etki-tepki şeklinde gelişen tetiklenme olduğunu düşünüyorum. Bu sav geçerli ise, aslında tam bir toplumsal baskılama uygulayan siyasi erke, tepkisel olarak böyle bir parıltıya sebep olduğundan dolayı şükran duymalıyız, derim.
Kadınların beyin örtüsü özde tam bir baskılama sembolüdür. Bu durum o denli nettir ki, başını örtmüş bir dizi genç, suratına sürdüğü kimyasallarla tepki koyduğunu sanırken, aslında cehaletini sergilediğinin dahi farkına varamamaktadır. Baş örtüsü o denli baskılama aracıdır ki, oyun seyredilirken, hiçbir edep kaygısı dahi duyulmadan oyuna değil, voleybolcuların bacaklarına yönelinmektedir. Ayıbın da ötesinde, tam bir sosyal baskılama metodu! İşte voleybolcularımız bu baskılamaya tepki göstererek sahadaki başarısını, büyük bir tevazu ile Türk halkına armağan etme nezaketini göstermekteler. Oysa, voleybolcular da tüm kadro ile çok iyi bilmektedirler ki, maalesef, halkımızın belki de yarıdan çoğu oyunla değil, bacakla ilgili olarak, aslında özde kıskanarak, kazanılan başarıyı perdelemekten ve başaranları da örtülü de olsa, yermekten geri durmamaktalar. Ne yapsınlar, onların da içi ancak böylesi sahte tepkilerle soğuyabilmektedir!
Voleybolcular ne yaptılar da Atatürk’ün adı sembol oldu. Evet, voleybolcular Trump’la aynı fotoğraf karesinde görünerek komplekslerini yenmeye çalışmadılar, kendi sıkı ve disiplinli çalışmaları ile, kısacası alınlarının teri ile dünyaya meydan okumaya cesaret ettiler. İşte bu tavırdır ki, İngiliz donaması Çanakkale’yi döverken, her şeyin bittiğini İstanbul hükümeti düşünürken, aslında irade ve azimle her şeyin yeniden başlayacağını ilan eden ve gerçekleştiren bir komutanı, tüm cehalet ve nefret çamur deryası üzerinde yükselttiler. Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı ile yurdumuzdan çıkarılan, en güvendikleri donama ile Çanakkale’yi geçemeyen donanmanın kralı, nasıl oldu da böylesi bir zafer yaratılabildi diye, voleybolcuların ismini andığı komutanı görmeye geldiler, Komutan gitmedi!
Vatan kanla kurtarılır ve yaratılır, bu doğrudur! Fakat vatan ancak beyin gücüyle savunulur ve yaşatılır! Çok övünülen Osmanlı’nın feci durumuna bir bakalım. Avrupa henüz uyanmamış, birliğini kuramamış, teknolojide atılımını yapamamış olduğu dönemde at üzerinde ok atarak Viyana kapılarına kadar dayanılmıştı. Peki, Avrupa teknolojide ilerlediğinde, Osmanlı’nın at üzerinde ok atışı ile giriştiği muharebelerde sonuç ne oldu? Sadece, “tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” türküsü yakıldı! Görüldüğü üzere, vatan kanla kurulur, fakat beyinle savunulur, yaşatılır. Peki, biz bugün ne yapıyoruz? Aç nesilleri, temizliği dahi yapılmamış okullarda oyalamaktan başka; hınç duyduğumuz göz bebeğimiz üniversitelere fideliklerde yetiştirdiğimiz yarı cahilleri en ileri kadrolara atayarak mevzi kazandığımız sanıyoruz; doktorlarımızı ileri ülkelere gönderip, geri ülke göçmenlerinden oluşan vasıfsız kadrolar oluşturuyoruz. Sürecin adına da eğitim diyoruz! Başka bir cehalet havuzunda boğulan hukuk alemini de başka bir zaman tartışırız. Gerçi bu konuda fazla tartışılacak bir şey de yok, her şey zaten ortada. İşte bu ahval ve şerait altında, ata sporumuz okçuluğu geliştirerek huzurla geleceğe bakıyoruz. Ne diyelim, Allah sonumuz hayreylesin!
Çok Okunanlar
Şampiyonlar Ligi'nde sezon başladı: İşte günün sonuçları
2026 Ballon d’Or adayları belli oldu
Ballon d’Or’da genç oyuncu adayları belli oldu
Antalya ve Mersin’deki yangınların enerjisi düşürüldü
‘Sandıkta alınamayan belediyeler yargı yoluyla hedefte’
Kremlin’den Ukrayna için müzakere mesajı
Dusan Vlahovic, hakaret gerekçesiyle PFDK'ya sevk edildi
Trabzonspor'dan Fatih Tekke açıklaması
Melih Gökçek'in savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı
Türker Ertürk’ün tutukluluğu devam edecek