Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
37,3497
Dolar
Arrow
42,7708
İngiliz Sterlini
Arrow
57,9539
Altın
Arrow
6424,7575
BIST
Arrow
10.729

Millet uyuyor mu, uyutuluyor mu?

Haberleri izlemek insanın içini karartıyor. Emekçiler ayakta, emekliler perişan, siyasi mahkûm diye bir kitle yaratıldı, yargı üst mahkeme kararlarına uymuyor, sanki tek usulsüzlük yapan belediyeler sadece CHP’ye aitmiş gibi kategorik takibatlar yapılıyor. Depremde yıkılan hastane için istenen takibat iznini vermeyen makamlar kendilerini yargı merci gibi algılayarak geri çeviriyorlar, sanki izni vermeyen kamu otoritesi nihaî karar merci imiş gibi! Yaşamımın son yıllarına doğru yaklaşırken, hayretle ve üzüntüyle izlediğim böylesi ve benzer muamele ve işlemlerin hiç bir dönemde böylesine pervasızca uygulandığına tanık olmamışımdır. Tüm yaşananlara siyasi basiret tutulması desem aklım almıyor, toplumsal körelme desem nasıl bu kadar açık cereyan eden olaylara karşı halk seyirci kalır, anlayamıyorum! Sanırım, tam bir toplumsal akıl tutulması yaşanmaktadır. Bazen düşünüyorum da, acaba dört bir yanımıza elektronik sersemleticiler koyulmuş olabilir mi, zira böylesine derin bir gaflet uykusuna dalış başka türlü anlaşılır gibi değildir. 

Böylesi toplumsal rehavet hali acaba kimin eseridir ve kimin işine yarar? Bu soruyu iki bağlamda ele almak durumundayız. Birincisi, dünya kapitalizmi her gün biraz daha sıkışırken, ülkeler kendi içlerine doğru gerilemekte ve diktatör ve faşist iktidarlara doğru hızla kaymaktalar. Bu kayışı salt iktidarı ele geçiren siyasi kadro zihniyeti ya da kifayetli propaganda algısı ile açıklayamayız. Bu kayış, ülkelerin alt-yapısı, toplumsal zihniyet ve değişiminin siyasete yansımasıdır. Hal böyle olunca, çözümlemeyi üst-yapı siyasi kadrolardan alt-yapı toplumsal yapılara indirgemek durumundayız, ki burada işler daha da karmaşık bir hal almaktadır. Üstelik sözü edilen ülkelerin çoğu gelişmiş ve eğitim düzeyi yüksek toplum yapısına sahiptir. En tipik örneği, bazı değerli dostlarımın itirazını göze alarak, ABD’de Trump’ın iktidarı ele geçirmesinin oluşturduğunu söyleyebilirim. Tabii ki, ABD halkı genel kültür ve dünyayı tanıma ve dünyaya bakış açısından Avrupa halkından geridir. Güzel de, Avrupa ülkelerinin de, biraz daha geriden gelmekle beraber, tedricen aynı kulvarda ilerlediğini gözlemlemiyor muyuz! Ünlü Avrupa ülke liderleri ilkokul talebeleri gibi Trump’ın önünde parmak kaldırarak söz alıp konuşmadılar mı? Bu utanç verici toplantının bir simetriğini Trump bir de çağımızın dijital teknolojisine hakim dünya milyarderleri ile yaptığı toplantıyı anımsayalım. Sizce, hangi grup, Trump’ın önünde daha bir kendine güvenli olarak oturuyor, hatta konuşuyordu. Acaba işin sırrı burada mıdır, dersiniz!

Teknoloji ilerledikçe, geçmişimizi andırırcasına, birer maymun misali, önümüze koyulan somut görüntü ve seslerle geri plandaki soyut dünyasal ilahlara tapar hale gelmekteyiz, daha doğrusu getirilmekteyiz. Önümüze koyulan somut olgular bizi öylesine içine almakta, hatta çekmektedir ki, nerede ise yolda yürürken de başkalarına çarpma ya da düşme pahasına bu oyuncağı elimizden bırakamıyoruz. Lütfen, herhangi bir araçta insanlara bakınız; insanların yüzde sekseninden fazlası elindeki elektronik tesbih ile etrafa bigane bir halde kendi dünyasında ilahına tapınım görevini ifa ettiğini görürüsünüz. Allah’ım, bu nasıl bir bütünsel ihatadır ki, her yerde, her koşulda insanları yanına almada, hatta içine çekmede inanılmaz bir başarı sergileyebilmektedir. Adeta bir kutsal ibadetten de daha derin bir vecd içinde ilahi görevini yapan insanlar içine itildikleri derin yalnızlığı anlayamadan yaşamlarını idame etmektedirler. Evet, kocaman bir toplumda eline verilmiş ibadet aracı ile yalnızlığa itilen insanlar artık bir toplumsal amaç ya da hedef doğrultusunda bir araya gelemezler. Böylesi korkunç derin toplumsal yalnızlık hali siyasilere inanılmaz manevra olanağı sağlayabilmektedir. Zira kendisine dokunmayan hiçbir usulsüzlük ya da hukuksuzluk yalnızlaşan bireyin sorunu olamamaktadır. Olaya tersinden bakarsak, usulsüz ya da haksızlığa uğrayan bir kişi de, yanında kimseyi göremediğinden kendi sorunlarıyla yalnız kalmakta ve yalnız başına mücadele verme çabasına girmektedir.  

Çağın inanılmaz oyuncağı ile bireyler salt yalnızlaştırılmamakta, aynı zamanda metalaştırılmaktadırlar da. Tesbih misali ellerden düşürülmeyen çağdaş oyuncak bu kadar da masum değildir. O masum görülen oyuncak aynı zamanda iki yoldan insan beynini tutsak almaktadır. Birincisi, binlerce para verilerek alınan oyuncak aynı zamanda geniş bir sosyal ortam yaratarak, merkezden bilgi ve /veya hiç fark etmediği şekilde örtülü yönetim emri iletiminde kullanılmaktadır. İşte bu süreçtir ki, çağdaş oyuncak insanları aynı zamanda metalaştırmaktadır. Metalaşan insan komut alan ve düşünce ve eylem sistemini ona göre şekillendiren bireye dönüşmektedir. 

Şu halde, yalnızlaştırılan ve metalaştırılan insan adeta bir kurşun asker misali her emre hazır ve nazır konumda olur. Neoliberalizm ne demişti? Herkes bir bireydir. Evet, herkes bir bireydir, ne kadar gururlandırıcı bir niteleme, değil mi! Görünüş öyle, fakat bu masum görüntülü komut, aynı zamanda da insanları örgütsüzleştirmede baş aktör rolü oynamaktadır. 

Güzel bir proje değil mi, parasını bizzat insanlara ödeterek, hem ajan rolündeki büyük dijital firmalar varsıllaştırılıyor, hem bireyler derin narkoz altında mutlulukla toplumdan soyutlanıp, yalnızlaştırılıyor,  hem de metalaştırılarak komut almaya hazır, kişiliksiz ve hamurlaşmış beyinlere dönüştürülüyorlar. Bundan ötesi, ülke siyasileri ve küresel emperyalizm için bulunmaz fırsat değil mi bu süreç? Sizce!