Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Asıl sorunlar halı altına!

Toplumla ne güzel oynanıyor; bir gün hiçbir sebep ileri sürülmeden bir imza ile büyük bir üniversite kapatılıyor, ertesi gün bir imza ile açılıyor. Mesele; tek bir imza olayı mıdır, yoksa olası CHP köpüğünü dağıtma stratejisi midir?

Bir kurultay, bazı dayanaklara bağlı olarak kanunsuz ve usulsüz iptal ediliyor, toplumun hemen her kesimi tüm diğer sorunları unuturcasına bu konu üzerinde tepiniyor; üstelik de konuyu diğer ana sorunlarla ve ülkenin geleceği ile, emperyalizm ile derinden bağlantısıyla değil de, salt yüzeysel görüntüsü ve polisiye boyutuyla tartışıyor.

Toplumumuzu derinden ilgilendiren meseleler bunlar mıdır, yoksa bu köpükler etrafa salınarak AKP’nin ve emperyalizmin toplum ve ülke üzerindeki hâkimiyetinin bekası mı sağlanmaya çalışılıyor! 

Sayılabilecek daha onlarca usullü usulsüz konular varken, bazı konuların öne çıkarılmasının amacı, belli ki yaratılan tali sorunlarla bazı ana ve asıl sorunlar halının altına süpürülmek istenmektedir. CHP üzerinde yürütülen manevranın toplumsal köpüğünün dağıtılması için olsa gerek, bir üniversitenin kapatılması planlanabiliyor ise, burada iki temel sorun var demektir. Birincisi, ülkede hak-hukuk diye bir şey kalmamış, her olay ya da konu bir kişinin ya da bir çevrenin arzu ve isteğine göre yürütülebiliyor, hatta karmaşıklaştırılarak zaman kazanılabiliyor. Bu mesele, oturmuş bir devlet yapısı ve kamu sistemine karşı hepimizin derinden güvenini sarsma potansiyeli taşınmaktadır. Bir devlete ve kamu sistemine olan güven ve vatandaşların temel aidiyet bağları güçlü hukuk sistemi ve böyle bir sistemin uygulamasının bireylere sağladığı güç ve güvenle kaimdir. Öyle ki, vatandaşlar haklı olduğu durumda devletin en üst düzey görevlilerine karşı kendisini savunabilmelidir. Öyle ki, devletin en üst düzey görevlisi de vatandaşlara karşı saygı ve hürmetle yaklaşmayı kendine yedirebilmelidir.

İkinci temel mesele ise, demokratik sistemlerde iktidar partisinin de denetlenebilir olmayı içine sindirebilmesi, gazetecilerle konuşmalarında açık yüreklilikle soruları almaya ve samimi olarak yanıtlamaya uygun davranabilmesidir. Gazetecilerle soru-cevap ilişkisi bir had bildirme yeri değil, gazeteci vasıtasıyla sağlanan toplumla iletişim ortamıdır. Siyasinin anlaması gereken temel konu budur! Gazeteci-siyasi ilişkisi Habermas’ın “kamusal alan” olarak bilim dünyasına armağan ettiği, kamusal yönetimde fevkalde etkili bir demokrasi yöntemidir. Şöyle ki, bir gazeteci dönemin konuları ile ilgili bir siyasiye sorular yöneltirken halkın adına bu işlem yapılarak, işlem esnasında siyasi kişiye bir toplum şikayeti yansıtılmış, ya da bir talepte bulunulmuş olmaktadır.

Siyasi kişi tarafından konuya samimi olarak yaklaşıldığında ise, siyasi kişinin de halkın görüşü ya da talebi veya bir konu hakkındaki şikayeti ile ilgili bilgi edinilmiş olur. Kısaca, bu tür soru-yanıt sisteminin Batı’da geliştirilmesinin sebebi tam da Habermas teorisine dayalı olarak ‘Kamusal Alanı’ olabildiğince genişletmektir. Durum bu ise, kimi siyasilerimizin gazetecilere karşı tavrı siyaset bilimi alanında derin siyasi patoloji konusu olarak irdelenebilen bir alan olarak karşımıza çıkar. 

İkinci sorun kategorisinde çok önemeli bir başka konu da, siyasi karar ve eylemlerin bağımsız yargıda inceleme konusu olabilme meselesidir. Toplum adına karar alan, toplumun varlığını yöneten, toplumun geleceğini belirleyen bir kadro sorumsuz ve hesapsız olarak işlerin başında olamaz. Her şeyden önce, iktidarı alan siyasi kadronun “devlet büyüğü” değil “kamu hizmetkarı” olduğunu hazmetmeli ve bunu içine sindirmelidir. Batı ülkelerindeki demokrasilerde görülen bisikletle işine giden başbakanları örnek almak değilse bile, Ortadoğu ülkeleri siyaset ağalarının akla hayale sığmaz şatafatı da makul ve halkın hizmetindeki bir siyasinin yaşam biçimi olamaz. Siyaset, halka hizmet görüntüsü altında, kendisine ve ekonomik durumuna hizmet alanı değildir!

Son CHP meselesi bir konuyu çok açık ortaya koymuş oldu. Şöyle ki, sistem ve hukuk açık ve ortada iken, nasıl oluyor da, hukuksuzluk ya da sistemsizlik yanında durabilen insanlar bulunabiliyor! Meseleye daha başka bir açıdan bakacak olursak, nasıl oluyor da istihdam olanağı ya da farklı şekillerde menfaat dağıtan bir parti ilanihaye iktidarda kalabiliyor? Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: Neden çoğu Batı demokrasilerinde bir parti ya da bir lider iki dönemden fazla işbaşında kalamıyor? Bunun sebebi, halkın yararından çok, bizatihi siyasinin yararının sağlanmasıdır. Nasıl bir talebenin başarı durumu dönem sonu sınavla güçlendiriliyorsa, aynı şekilde bir siyaset adayının da kişisel ve  görevsel temizliği de hiçbir gerekçe ile aşılamayan zorunlu belirli sürelerle sağlanır. Siyasetçi, zorunlu sonu değiştirmeye kadir olamadığında, kendisini ve kadrosunu görevsel ve kişisel aklamaya yönelir. Bu durum siyasetten çıkma kadar siyasete girmede de aranmalıdır. Siyaset, bir meslek değil, bir hizmet makamıdır. Bu makamın yüceliği maaş ve emeklilik vs gibi parasal getirilerle değil, makul düzeyde nakdî fakat büyük çapta bilgi ve deneyimle kaim olmalıdır. Bunun tek yolu da, usuller dairesinde siyasetin her vatandaşa açık olması ile değil, parlamentoya girenlerin ilgili, bilgili ve amaçlı olmaları gereğidir. Bu ilke elitistik değil, işlevsellik olarak görülmelidir. 

Parlamento mensupları, parti başkanının değil, oylarını aldıkları milletin temsilcisi olabildiklerinde ancak milletin geçim derdi, sağlık konusu, yetersiz eğitim konuları ile hemhal olarak, çare üretmeye yönelirler. Parlamento kararları, parti başkanlarının kararları şeklinde değil, gerçek halkın kararları şeklinde tecelli etmelidir. 

Bu yazıları okuyan değerli dostlarım biraz uçtuğumu, burjuvazi sisteminde bunların hayal olduğunu, böylesi durumların halk meclislerinin etkin ve etkili olarak çalıştığı sistemlerde geçerli olduğunu düşünür. İşte ben de tam bunu söylemek istiyorum; kayıkçı kavgalarının ana sebebini görelim, bunları elimizi tersi ile itelim ve iktidarımızı böyle oluşturalım!