Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,8652
Dolar
Arrow
43,6905
İngiliz Sterlini
Arrow
59,5336
Altın
Arrow
7103,5093
BIST
Arrow
10.729

Siyaset manzaraları

Toplumlar ekonomik olarak iki katmanlı çalışırlar. Bu duruma birkaç örnek vermek gerekirse; mesela bir ürünü alırken, onun üretiminin her kademesinde nasıl insan emeği olduğunu düşünmeyiz. Bu, işin bir yanı. Bir de işin diğer yanı vardır. O da şudur; beğendiğimiz ürüne fiyatını öderken, kendi emeğimizin yarattığı değerle aldığımız ürüne değer katan emeği karşılaştırmış, hatta denkleştirmiş olduğumuzun farkına dahi varamayız. Biz sürecin farkına varamasak da, süreç çalışır ve devamlı olarak da çalışmaktadır. 

Siyasetin son zamanlarda aldığı olumsuz görüntü sadece siyasete özgü olmayıp, dipte seyreden toplumsal patolojinin sistemin yumuşak karnında sahneye çıkması olayıdır. Öyle ki, bugün siyasette gördüklerimiz, toplumun hemen hemen her kesiminde yaşanan, fakat su yüzüne çıkamayan yolsuzluk, ihanet, sadakatsizlik, ahde bağlı kalmamak gibi her türlü bireysel dalgalanmalar siyasette yansıdığı için siyaset suçlanmaktadır. Oysa, birinci derecede suçlu olan siyaset değil, sistemin toplumu sürüklediği ahlak çukurunun insanlar ve toplum üzerindeki bozucu etkisidir. Diğer bir deyişle, siyaset vücutta biriken iltihapların baş verdiği göstergesel yansıma alanıdır. O zaman meselenin daha derinine inelim.

Sorumuz şudur: Siyaset bu kadar kişiliksizleşmekte ve çirkinleşmekte ise ve yaşananlar ana sebep değil de, bir tür farklı oluşum ve sebeplerin yansıması ise ana sebep nedir ve toplumun hangi katmanında, hangi sebepten kaynaklanmaktadır? Sorunun temeli uçtaki göstergelerde yansıdığına göre uç meseleleri ele alarak analize başlayabiliriz. Milletvekili adayları aday oldukları partiye bağlı olarak seçmenden oy aldıktan sonra nasıl oluyor da seçmenin yargısını bir kalemde çiğniyor ve başka partilere kayabiliyor? Meseleyi parti değiştirme aşamasında değil de, bireyin siyasete girme aşamasından başlayarak analiz etmek gerekir. İnsanlar siyasete hangi saikle giriyor? Bir siyasi partiye neden ve nasıl bir süreçle girilir? Mesele parti ilkesi midir, parti programı mıdır? Bu alanların çözümlemesini lütfen bana bırakmayınız, ama şu verileri de gözden uzak tutmayınız. Bir kişi milletvekili olduğu zaman ulaştığı maddi avantalara (avantaj değil!) bir bakalım:  maaşlar, kendisi ve yakın ailesine ait bitmez tükenmez sosyal haklar, halk hizmetkarı olmaları gerekirken, alicenap halkımızın kendi seçtiği vekiline “devlet büyüğü” sıfatı vererek adeta mazoşisttik patoloji ile tapınış sergilemesi, tüm kanalların sular seller gibi emrine sunulması. Tüm bu olanaklar ekonominin giderek sıkıştığı durumda elin tersiyle itilecek nimet midir! Ülke sorunları sıkışırken milletvekili avantasının yükselmesi karşısında ancak peygamber nitelikli bir insanın karşı durabileceği bir durumdur. İnsan ahlakının erimesi daha bu aşamada ortaya çıkıyor. Bu avantalara bir de aile efradına kamuda ya da özel kesimde de iş ayarlama avantası paketine koyulduğunda, parlamentoya bir kere kanca atıldı mı, gerisi kendiliğinde geliyor. İkinci aşama, siyasetteki mevki ve makama göre bazı ek gelirler de ahlaksal törpü olarak derhal siyasinin yanında biter, çünkü karşıdakinin de avantası bizzat siyasinin avantasına bağlı bulunmaktadır. Hele de yargının siyasallaştırıldığı, Sayıştay gibi denetleyici kurumların kısmen devre dışına alındığı, kısacası “taşların bağlandığı köpeklerin salındığı“ avanta ortamında, en hafifinden trafik polisine “benim kim olduğumu biliyor musun” ya da “haritada yer beğen” havaları insanı insanlığından dahi çıkarır. Böyle bir ortamda, kimsede insaf kalmaz! Ahlaklı nesil hedefleyen imam hatip mezununda ya da diyanet görevlilerinde dahi Hz. Ömer adaletinden eser kalmaz. Demem o ki, insanı yoldan çıkarmak, haktan hukuktan saptırmak için elden gelen her şey yapıldıktan sonra su yüzüne çıkan pisliğin sadece bir sonuç olduğunu görmeliyiz. 

Bir düşünelim, bu yapılanmaya toplumdan bir itiraz yükselebilir mi? Milli piyangonun milyonda bir olasılığı ile milyoner olmaya çalışan zihniyet niçin bu nimetlere bir gün ulaşmayı düşünemiyor olsun ki; ister alandan habersiz futbolcu olsun, ister ralli şampiyonu, ister özel şoför, ne gam, Mesele parlamentoya bir kez kapağı atmaktır. Gerisi için bir gayrete gerek yok, hatta parlamentoya dahi sık gitmeye gerek yok, yeter ki, başkandan parmak kaldırma görevi olmasın!

Bu düşüncenin temellerini de gelecek yazılarda tamamlamak üzere haftaya görüşmek üzere…