Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,8696
Dolar
Arrow
48,2300
İngiliz Sterlini
Arrow
65,2922
Altın
Arrow
7024,2011
BIST
Arrow
14.642

Zafer Bayramı: Gururluyum, umutlu değilim

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

19 Mayıs 1919 Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı ve İstiklal Savaşının başlaması…

23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulması ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete geçmesi.

30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanılması, Zafer Bayramı

29 Ekim 1923 Cumhuriyetin İlanı…

Büyük Zaferin 104’üncü yılını kutluyoruz. Gururlu muyum?

Evet gururluyum. 

Bir Zafer Bayramı havasında Cumhuriyetin geleceği için umutlu muyum?

Maalesef hayır. Atalarımıza karşı mahcubum.

Dört büyük ulusal bayramımız var. Her biri Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük önem taşıyor. 30 Ağustos Zaferi ise diğer tüm önemli ulusal günlerin bayram olarak kutlanmasının anası… 30 Ağustos olmasaydı, 19 Mayıs’ı da kutlayamazdık, 23 Nisan’ı da… Ve elbette Türkiye Cumhuriyeti de olmazdı…

Hani “Keşke Yunan kazansaydı” diyen zihniyet var ya… Hani bunların niyeti ve dileği gerçekleşmiş olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti kurulmayacaktı, Sevr Anlaşması ve Haritası gerçek olacaktı.

Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) uygulanmış olsaydı, Osmanlı Devleti'nin elinde kalması öngörülen toprak parçası yaklaşık 120.000 ila 150.000 kilometrekare arasında değişen dar bir alandan ibaret olacaktı.

Sevr Antlaşması'na Göre Osmanlı Topraklarının Durumu

• Doğrudan Osmanlı'ya Bırakılan Alan (~120.000–150.000 km²… Bugünkü topraklarımızın yüzde 20’sinden daha az bir alan): Sadece İstanbul çevresi (küçük bir alan) ile Kuzey ve Orta Anadolu'daki dar bir bölge (Ankara, Kastamonu, Bolu, Çankırı, Amasya, Tokat ve Çorum çevresi) Osmanlı hakimiyetinde kalıyordu.

• Nüfuz Bölgeleri ve Terk Edilen Topraklar:

- İzmir ve Ege Bölgesi: Yunanistan’a veriliyordu.

- Doğu ve Güneydoğu Anadolu: Bağımsız bir Ermenistan ve özerk/bağımsız bir Kürdistan kurulması planlanıyordu.

- Güney ve Güneydoğu (Adana, Sivas, Malatya hattına kadar): Fransa nüfuz bölgesi.

- Akdeniz ve İç Anadolu'nun Güneyi (Antalya, Konya, Muğla): İtalya nüfuz bölgesi.

- Doğu Trakya: Yunanistan’a devrediliyordu.

- İstanbul ve Boğazlar: Osmanlı'nın başkenti olarak görünse de Boğazlar uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakılıyor, antlaşma şartlarına uyulmaması durumunda İstanbul'un da elinden alınması öngörülüyordu.

Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Kurtuluş Savaşı ve ardından imzalanan Lozan Barış Antlaşması (1923) ile bu harita tamamen yırtıldı, günümüz Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları (~783.562 km²) çizildi. Bu haritaya sonradan Hatay katıldı. 

EMPERYALİZM 100 YIL GEÇSE DE VAZGEÇMİYOR

Emperyalizmin planı buydu ve aradan 100 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen bu plandan vazgeçmedi. Emperyalizm, kurulduğu günden beri Türkiye Cumhuriyetini zayıflatmak ve ortadan kaldırmak için uğraşıyor. 

Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarından itibaren başlayan isyanları, siyasal İslamcı ve ayrılıkçı Kürt hareketlerini tek tek burada yazmama gerek yok sanırım.Şeyh Sait ve benzerlerine, Seyit Rıza ve Dersim İsyanına ve İskilipli Atıf’a övgü düzen bakanlar, siyasal güç sahibi kişiler ve hatta CHP Genel Başkanı bile gördük.

AKP ve DEM Partili yöneticilerin, PKK sözcülerinin Lozan ve Cumhuriyet'in yüz yıllık geçmişi hakkındaki açıklamaları da ortada.

Milli Eğitim Bakanı, Sevr Antlaşması ile parçalanmış, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Ermenistan, Kürdistan tarafından paylaşılan Osmanlı topraklarını ve Türk Yurdunu hatırlamıyor, “Hangi Kurtuluş Savaşı, kimden kurtulmuşuz” diye soruyor. Profesör unvanlı Milli Eğitim Bakanının bu açıklaması için yorumu okuyucuya bırakalım.

ABD Büyükelçisi Tom Barrack Türkiye için, “Merhametli Monarşi ve Osmanlı Ümmet Sistemi” öneriyor. Siz Ortadoğulusunuz, size Cumhuriyet olmaz demeye getiriyor. Birebir olmasa bile Cumhurbaşkanı Erdoğan da Osmanlı Ümmet Sistemini övüyor. Dolaylı olarak ulus devlet sistemini eleştiriyor. 

AKP sözcüleri de, DEM sözcüleri de Türkiye’deki 100 yıllık yanlışın Lozan’da başladığını defalarca tekrarlıyor. PKK’nın 12 Mayıs2025’te açıkladığı kendini fesih bildirgesinde, Türkiye Cumhuriyetinin temeline saldıran ve terörü meşru göstermeye çalışan ifadeyi hatırlamakta yarar var:

“PKK, kaynağını Lozan Anlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkar ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı… Doğuşunda reel sosyalizmin etkilerini yaşadı… Silahlı mücadele stratejisi temelinde, meşru, haklı bir mücadele yürüttü...”

Terörü ve katliamları meşrulaştırmak için hedefte Lozan var. Aralarında benim de bulunduğum çok sayıda yurtsever gazeteci ve aydın “Bu sözler geri alınmadan Terörsüz Türkiye sürecini mecliste tartışmaya açmak, tartışma masasına Lozan’ı ve ulus devleti getirir” diye yazdık. Sürecin destekleyicileri olarak hem Mutlak Butlan öncesi CHP yönetimi, hem Mutlak Butlancı CHP yönetimi, hem de Yeni Parti yönetimi hedefte Lozan ve ulus devlet olduğunu ya görmedi ya da görmezden geldi. Sevr’e Karşı İstiklal Mücadelesi veren Meclisin bugünkü temsilcileri, 467 gibi büyük bir çoğunlukla kamuoyunda Terörsüz Türkiye için Çerçeve Yasa diye bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasayı kabul etti. Yasayı kabul edenler, kardeşlik ve demokrasi ikliminin Türkiye’de egemen olacağını söylüyorlar. Toplumun büyük bir kesiminde yasaya karşı olanlar ise bu yasa ile Türkiye Cumhuriyetinin iki temel kolonu, ulus devlet ve laik yapının yara alacağını, yurttaşlık tanımı başta olmak üzere etnik ayrımcılığın ön plana çıkacağı endişesini dile getiriyorlar.

Türkiye Cumhuriyetinin taşıyıcı temel kolonları üniter devlet (ulus devlet) ve laik devlet yapısıdır. Yukarıda ulus devlete karşı son zamanlarda karşı devrimin aldığı mesafeyi kısaca özetlemeye çalıştım.   

Diğer taraftan laiklik karşıtı eylemlerin devlet katında her geçen gün arttığı, laikliği savunmanın artık yasayla değil ama uygulamalarla suç sayıldığı bir ortam oluştuğu da ortada.

NATO VE KARADENİZ

Bugünlerde başımızı büyük bir derde sokacak gelişmeler de yaşanıyor. Ankara'da yapılan NATO Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarı için ‘uzun vadeli tehdit’ olarak tanımlanmasının Türkiye açısından getirdiği riskler az değil.

“Uzun vadeli tehdit” diplomatik dille “Düşman” tanımlaması değilse nedir?  Emekli bir subay dostumun değerlendirmesini özetlemek istiyorum.

“Dört yıl önce İstanbul anlaşması ile sonlanmaya çok yaklaşmış bu savaş şimdi; Türkiye dahil tüm NATO'yu içine alacak şekilde büyük savaşa evrilme eğiliminde...Türkiye, mutlak tarafsızlık ilkesinden uzaklaşarak, giderek artan oranda Ukrayna'yı destekleyen bir politika izlemeye başladı. Türkiye son olarak, TSK envanterinde bulunan ABD yapımı bazı silah ve cephanenin Ukrayna'ya verilmesi rezaletine de çok yakındır.”

Emperyalizmin Türkiye’yi getirdiği noktaya bakar mısınız?

TBMM’nin kurulmasından sadece 3 gün sonra 26 Nisan 1920’de TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Sovyet Rusya Lideri Lenin’e mektup yazar. Emperyalizme karşı verilen mücadele için silah ve maddi yardım ister. Bu çağrı yanıtsız kalmaz. Sovyet Rusya, Türkiye’ye Kurtuluş Savaşı boyunca silah, mühimmat ve maddi yardımda bulunur. (1)

Bugün ise NATO üyesi Türkiye’nin, elindeki Amerikan silahlarını Ukrayna’ya vermesi konuşuluyor. 

Yazının girişinde sormuştum.

Büyük Zaferin 104’üncü yılını kutluyoruz. Gururlu muyum?

Evet gururluyum.

Bir Zafer Bayramı havasında Cumhuriyetin geleceği için umutlu muyum?

İşte kısaca özetlediğim bu nedenlerle maalesef hayır.

Ama yine de bir not eklemeliyim.Kurtuluş Savaşının bize öğrettiği şey, toprakları işgal edilmiş, ordusu dağıtılmış Türk ulusunun tüm olumsuz şartlara rağmen, Sevr Haritasını yırtıp atabilme kudretidir.

(1) Türk ve Sovyet kaynaklarındaki rakamlarda küçük farklılıklar bulunmakla birlikte, Millî Mücadele sırasında Sovyet Rusya'dan yaklaşık 11 milyon altın ruble, 38–39 bin tüfek, 300'ün üzerinde makineli tüfek, 50–60'ın üzerinde top, yaklaşık 63 milyon tüfek mermisi ve 150–200 bin civarında top mermisi sağlandı.