Üsküdar Belediyesi'ne düzenlenen operasyon ve Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınması, sıradanlaşan, halkın da duyarsızlaştığı AKP hukuksuzluklarının son perdesi, eşik ötesi bir eşiktir.
Adalet terazisinin tamamen kırıldığı, hukukun bir silah olarak kullanıldığı sivil bir darbedir. Bu gerçeği, kurulduğu günden bu yana iktidara oy veren seçmenler dahi içten içe bilmektedir.
Hedef net; İradeyi gasp etmek, seçmen tercihini hiçleştirmek, umutları ezmek ve demokrasiyi kökünden söküp atmak.
Bugün bu hukuksuzluğu sessizce izleyenler şunu çok iyi bilmelidir... Kötülük ve adaletsizlik, bumerang gibidir; gün gelir, sessiz kalanları da vurur. Hak yemenin normalleştiği bu düzen; yarın evladınızın hakkı yendiğinde, sizden daha "güçlü" biri elinizdekini hukuksuzca gasp ettiğinde tüm çirkinliğiyle yüzünüze çarpacaktır.
Yirmi altı yıllık gazetecilik hayatımda defalarca şahit oldum. Dün haksızlığa uğradığında "solcu", "komünist" diyerek ötekileştirdiği insanlara sığınan, başı sıkıştığında bizim kapımızı çalan yine bu insanlar olmuştur. Çünkü adaletsizliğin ateşi, eninde sonunda onu harlayanı da yakar.
Kötülük, er ya da geç kaybetmeye mahkumdur. Unutulmamalıdır ki; hakkında sayısız yolsuzluk iddiası ve dosyası bulunan Üsküdar’ın eski AKP'li başkanı Hilmi Türkmen için "işleme konulmama" kararı verenler, bugün halkın seçtiği bir başkana "hukuk" adı altında operasyon düzenlemekte. Din üzerinden siyaset yapanlar, dillerinden Hz. Ömer'in adaletini düşürmeyenler, bugün adaletsizliğin kitabını yeniden yazmakta. Herkes şunu zihninin en derin köşelerine nakış gibi işlesin, adaletin çürüdüğü yerde toplum çürür; adaletin olmadığı yerde nefes alınmaz, hayat biter!
Mesele sadece yıllarca akıtılan milyarlarca liralık kaynakların, yandaş vakıfların kesilen hortumlarının intikamı değildir. Mesele, Salacak'ı talan eden, halka nefes alacak alan bırakmayan mafyatik düzene atılan çelmedir. "Kamuya ait 32 yerin hukuki altyapısı yoktu, buradan asla çıkmayız dediler" diyen vakıflara karşı kamu hakkını savunan bir iradenin cezalandırılmasıdır.
Karşımızda, sarsılmaz zannettikleri, devletleşmiş ve yalnızca imtiyazlı bir zümreye hizmet eden devasa bir "suç imparatorluğu" vardır.
Bu imparatorluk, halka açıkça şu mesajı vermektedir. "Senin ne oy verdiğinin, neyi tercih ettiğinin hiçbir önemi yok. Ya bizim çıkarlarımıza köle olursun ya da yok edilirsin." Polise yaptırılan operasyonların, halkın parasıyla beslenen yandaş medya üzerinden servis edilerek yürütülen itibarsızlaştırma çabalarının da tek bir tercümesi vardır: "Sizin seçtiğinizi işte böyle ezeriz!"
Bu, seçme ve seçilme hakkının açıkça gaspıdır.
Bu, hukuki güvencemizin kalmadığının, hepimizin hayatının organize bir yapının iki dudağı arasına terk edildiğinin kanıtıdır.
Fakat güneş kadar net olan bir hakikat daha vardır... Tarih; zulmedenlerin, yalan söyleyenlerin, iftira atanların ve hak yiyenlerin mutlak yenilgileriyle doludur. Onlar, tarihin kara sayfalarına lanetle yazılacaklardır.
Şimdi, geçmişe değil, yarına ve ne yapacağımıza bakma zamanı!
Hukuku yok sayanları, bu zulme işbirlikçilik edenleri bir kenara bırakarak; aydınların, gazetecilerin, öğrencilerin, emekçilerin ve vicdanı sızlayan her bir yurttaşın omuz omuza vereceği bir direniş zamanıdır. Bu, sadece bir siyaset meselesi değil, bir var oluş mücadelesidir.
Çok hızlı, çok dirençli ve sarsılmaz bir birleşik mücadele hattı derhal kurulmalıdır.
Çünkü başka bir çıkış yolu kalmamıştır.
Çok Okunanlar
Japonya'da bir AVM'deki patlama aracın kamerasına yansıdı
Özel İtalyan Lisesi Müdürü ‘persona non grata’ ilan edildi
Fed faiz kararını açıkladı
Can Özçelik'le kavga eden Selçuk Geçer'den olay açıklama
Beşiktaş'ın Midtjylland maçı kamp kadrosu belli oldu
Galatasaray’dan Mauro Icardi için veda seremonisi teklifi
Bölmediğiniz bir o kalmıştı!..
Selçuk Geçer’le tartışan Can Özçelik yayını terk etti
Takılma Haluk Levent, kıymetli vaktini harcama, icraata devam
PKK'lı teröristler için 5 yıl adli kontrol iddiası