Uzaya ilk biz gittik!

Desem, inanmazsınız tabii…

“Deli misin nesin? Git başımdan” dersiniz…

Ciddiye almazsınız…

En iyi ihtimalle “şaka” yaptığımı düşünürsünüz

Ama…

“O…”

“Benden önce araba yoktu” diyor; kalabalıklardan yanıt geliyor:

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

Devam ediyor:

“Tren yoktu.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Çamaşır makinası yoktu.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Buzdolabı yoktu.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Elektrik yoktu, mumu bile ben icat ettim. Karanlıkta oturuyordunuz karanlıkta.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Zonguldak’taki üniversiteyi ben kurdum.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

Ege Üniversitesi’ni de ben açtım.”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Adnan Menderes Havaalanı benim eserimdir!”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Esenboğa Havaalanı’nı ben yaptım. Şimdi ne istiyorsunuz tren istasyonu mu?”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

“Bakın; Bakan Bey burada, bana bakıyor. Şimdi buyruğumu veriyorum. O istasyon yapıla!”

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

*

Tamamı gerçek olan bu çılgın, bu uçuk diyaloglara her gün bir yenisi daha ekleniyor.

“O”, daha önce onlarca kez yaptığı gibi kendi iktidarlarından yıllarca önce yapılan işleri sahiplenip duruyor.

Bu tür diyaloglar ancak krallıklarda, padişahlıklarda, çarlıklarda olur!

Bir de tımarhanelerde…

Kendilerini Napolyon sananlar da oradadır, Kazıklı Voyvoda sananlar da…

Hezerfan Ahmet Çelebi sanıp ikide bir apartmanın ikinci katından kendisini atan da…

Deli Murat’ı da bulursunuz orada, Mevlana’yı da, Neyzen’i de…

Ve etraflarındakiler; bu çok muhterem insanlar ne söylerse söylesinler “deli” gibi onaylarlar:

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

*

Bir değil, beş değil, on değil…

Hep aynı…

Yaptım dediklerini yapmamış, yapmadım dediklerini yapmış… 

Söyledim dediklerini söylememiş, söylemedim dediklerini söylemiş…

Hep algı operasyonu…

Hep yanıltma, çarpıtma, terse yatırma!

Bu arada rakiplerinin yaptıklarını yok sayma; yapmadıklarını yapmış gibi kurgulama…

Anamuhalefet liderini PKK elebaşlarıyla yan yana getirip sonra da “Montajsa montaj… Ne var bunda?” diyebilme…

Ama benim derdim “O” değil… 

“O”nu dinleyenler…

Onlar; her söyleneni onaylıyor…

“İyi ama o üniversite zaten vardı, o havaalanı zaten yıllardır açıktı” diyeceklerine “deli” gibi alkışlıyor:

“Bravvooo, helal sana, şak, şak, şak!”

Bu, yanlış bilgilerin sadece birini ben versem, topa tutarsınız…

Düzeltmeye kalkarsınız…

Yandaş medya da boş durmaz; adamı maymun yapar!

“O” ise bunu yıllardır yapıyor, yer gök alkıştan yıkılıyor…

Hatta; “Merkezi iktidara oy vermediği için Hatay gariban kaldı” diyor, bir anlamda “suç”  itiraf ediyor, depremde on binlerce canını yitiren Hataylılar’ın bir bölümü… 

Bunu bile alkışlıyor…

*

Tamam bu beyefendi elbet bir gün gider de…

Onun bu “dezenformasyon”larını yutan bilinçsiz ya da bilinçli güruhu ne yapacağız?

Onlardan nasıl kurtulacağız?

Asıl mesele bu!