Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Besle Zelenski’yi oysun Türkiye’yi!..

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski birkaç gün önce İstanbul’a gelip Erdoğan’la görüştü.

Zelenski kim?

Yahudi birisi... Her hâl ve şartta İsrail destekçisi... İsrail’in Gazze katliamlarında da Erdoğan’ın Kuvayı Milliye’ye benzettiği Hamas’ı kınamakla kalmadı, İsrail’e destek istedi... Son olarak ABD-İsrail’in İran’a saldırılarında da bu soykırımcıların yanında yer alıp, “Rusya, İsrail’in enerji tesisleri hakkında İran’a istihbarat sağlıyor” diye muhbirlik yaptı.

Erdoğan, Zelenski’nin İsrail taraftarlığını dert etmediği gibi, sadece 9 gün önce Ukrayna güçlerinin İstanbul Boğazı açıklarında hem petrol yüklü bir Türk tankerini vurmuş olmasını da dert etmeyip onu Dolmabahçe Sarayı’nda ağırladı.

İstanbul’a gelişinde Zelenski’yi karşılayan heyette Bağcılar Kaymakamı ile Deniz Kuvvetleri’nden bir subayın yer alması, o saldırıya tepki olarak yorumlandı; ama sonrasında İstanbul’dan Şam’a Erdoğan’ın uçaklarından birisiyle gittiği ortaya çıktı.

Zelenski’nin Suriye ziyareti de çok garipti. Yanında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan vardı. Şara’yla birlikte görüştüler. Oturma düzeninde Fidan’ın Ukrayna heyetinin yanında yer aldığı gibi bir görüntü ortaya çıktı.

Niye birlikte gittikleri kadar, aynı uçakla gidip gitmedikleri sorgulandı. Cumhuriyet’in soruları üzerine Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Zelenski’nin Türkiye’nin uçağıyla Şam’a gitmesini, “Devletler arasında zaman zaman bu tip yardımlaşmalar olur” diye yorumlarken, Fidan’ın iki devlet başkanının toplantısına davet üzerine katıldığını ve Suriye’deki tüm programın “protokol kurallarına uygun biçimde icra edildiğini” söyledi.

Zelenski ve Fidan’ın aynı uçakla gidip gitmediğine gelince; ziyaret olmuş bitmiş, herkes ülkesine dönmüş, ama Dışişleri kaynakları, Fidan’ın uçakta olup olmadığını “güvenlik” gerekçesiyle açıklamadı!..

Deniz Yetki Anlaşması Ne Alemde?

Dışişleri kaynakları, ayrıca bu tip tartışmalardan ziyade içeriğinin ön planda olmasını istediği için Suriye ziyaretinin içeriğine de bakalım.

Zelenski, Şam’a vardığında, “Gerçek güvenlik ve ekonomik işbirliğini hedefleyen aktif Ukrayna diplomasisine devam ediyoruz. Önümüzde önemli toplantılar var - çeşitli esaslı formatlar hazırlandı.” dedi.

Görüşmelerden sonra da şu açıklamayı yaptı:

“Yeni ilişkiler, yeni fırsatlar inşa ediyor ve güvenliği sağlamak için çabalarımızı genişletiyoruz. Her şeyi ele almayı başardık: güvenlik ve savunma konularından, İran çevresindeki gelişmelerin bölgede yarattığı duruma, ülkelerimiz arasındaki enerji ve altyapı işbirliğine kadar. Gıda güvenliği konusunda çalışmaya da devam edeceğiz. Savaşın sonuçlarının nasıl aşılacağı ve Rusya'nın devletimize ve halkımıza karşı yürüttüğü savaşla ilgili müzakere süreci hakkında detaylı görüşmeler yaptık... Halklarımızın ve ülkelerimizin daha güçlü olması ve ekonomilerimizin de daha güçlü büyümesi için daha da yakın bir şekilde birlikte çalışacağız.”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Türkiye’ye döndükten bir gün sonra Trump’ın Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi görünümlü sömürge valisi Tom Barrack’la bir araya geldi. Ne görüştüklerini de Barrack’ın, “ABD Başkanı'nın daha güvenli bir bölge vizyonu doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürürken, Türkiye ile olan ortaklığımız hayati önemini korumaya devam ediyor.” şeklindeki paylaşımından öğrendik.

Trump gibi bir delinin “daha güvenli bölge vizyonu” nedir ve Türkiye bunlarla nasıl bir “hayati ortaklık” yapıyor; gel de anla!..

İktidar medyasının senaryoları da cabası; Ankara-Şam-Kiev üçgenindeki devasa oyunda, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan yeni ticaret otoyolu kuruluyormuş... Ukrayna ve Suriye arasındaki ticaretin ana karargâhı Türk limanları olabilirmiş... Ukrayna, Suriye’de Rusya’ya karşı rekabet alanı oluşturmaya çalışıyor, Suriye de İsrail’e karşı savunma kapasitesini arttırmayı hedefliyormuş.

Anlaşılan o ki, Türkiye bölgeyi dizayn ediyor, Suriye nezdinde Ukrayna’ya garantörlük yapıyor falan. Ancak bu kadar güç ve kudrete karşın 1.5 yıldır halledemediğimiz küçük bir sorunumuz var!..

Şöyle ki;

Esad yönetimi Aralık 2024’te devrildi. Ocak 2025’ten beri de adamımız Colani/Şara devlet başkanı.

İsrail, Kıbrıs Rum kesimine yerleşmiş; ABD’sinden İngiltere’sine, Yunanistan’ından Fransa’sına Doğu Akdeniz’e yığılmışken, hâlâ Suriye ile deniz yetki anlaşmasını imzalayamadık!..

Oysa Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu geçtiğimiz Eylül’de bu konudaki topu Dışişleri Bakanlığı’na atarken, “Suriyeliler savaştan çıktılar, ama pazarlık etmesini iyi biliyorlar. Süreci kaçırmamak lâzım. Onun için süreci takip ediyoruz.” demiş, Aralık’ta da, “Türkiye’nin hazırlıklarını yaptığını, görüşmelerin sürdüğünü” söylenmişti.

Diyeceğimiz; “kelin tırnağı olsa başını kaşır” misali, Ukrayna’nın Suriye ile anlaşmalarını kotarmadan önce bizim için hayati önemde olan deniz yetki anlaşması halledilse... Tabii ABD-Yunanistan izin verirse!..

Zelenski’nin Patrikhane Ziyareti

Zelenski, Erdoğan’la görüştükten sonra ve Suriye’ye gitmeden önce İstanbul’da bir ziyaret daha gerçekleştirdi. Ziyaret ettiği, Ukrayna Kilisesi’nin Rus Kilisesi’nden ayrılıp kendisine bağlanmasını sağlayan ve bunun için Zelenski’den önceki Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ile anlaşma imzalayan Fener Rum Patriği Bartholomeos’tu.

Zelenski 1.5 saatlik görüşmede; Rusya’yla barış anlaşmasına ilişkin müzakere süreci hakkında bilgi verip Ukrayna’daki kilisenin gelişimini konuştuklarını, ayrıca Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35’inci yıldönümü için Bartholomeos’u ülkesine davet ettiğini açıkladı.

Ve o da açıklamasında Lozan’a aykırı olarak Bartholomeos için “ekümenik” dedi.

Bartholomeos’un daha iki gün önce yayımladığı Paskalya mesajında yine “Konstantinopol-Yeni Roma başpiskoposu ve ekümenik patrik” unvanını kullandığını belirtelim.

Bahçeli “Kurucu Önder”den Başını Kaldırsa

Şuraya geleceğiz;

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ömer Keçeli, “Fener Rum Patrikhanesi’nin konumuna ilişkin devlet politikamızda herhangi bir değişiklik olmadığını” vurgulasa da Bakan Hakan Fidan, “ekümenik” unvanının, “dini terminoloji çerçevesinde, belli ve tanınmış bir inanç sistemini temsil eden kurum ile ona inananlar arasındaki iç ve dinsel ilişkiyi ilgilendiren bir kavram” diye tarif edip, “Ortodoks dünyasının ve inancın iç meselesi” olarak görüyor.

Özetle; Bartholomeos’un kendisini 300 milyon Ortodoksun lideri saymasını ve bir devlet başkanı gibi davranmasını dert etmiyorlar.

Ancak AKP’nin ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin böyle düşünmediğini ve gümbür gümbür, “Türkiye'de ekümenik diye bir kurum ve görev tanımı yoktur. Lozan Antlaşması gereğince, Fener Rum Patriği'nin siyasi ve idari işlerle uğraşmaması, ülkemizdeki Rum-Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi hüküm altına alınırken, Fatih Kaymakamlığı'na bağlı bir din görevlisi olmasının dışında hiçbir statüsü de olamayacaktır.” dediğini biliyoruz.

Ahh şu “kurucu önder”li açılımdan başını kaldırıp, Patrikhane işlerinin nerelere vardığını da takip etse!..

Müyesser YILDIZ

10 Nisan 2026