Gazeteci kardeşimiz İsmail Arı bayramlaşmak için gittiği memleketi Tokat’ta gece yarısı gözaltına alınmadan önce Ayhan Bora Kaplan davasıyla ilgili bir haber yapmıştı.
Haber; Bora Kaplan operasyonunu gerçekleştiren, ancak daha sonra bu davanın hem M7 kodlu gizli tanığı hem iki numaralı sanığı olan Serdar Sertçelik’in firarında “görevi ihmalden” tutuklanıp yargılanan polislerden birisinin avukatının bürosunun kapısına asılı bulunan, Savcılığın da bilirkişilerden aldığı, “Telefon ve yazışmalar Serdar Sertçelik’e ait” şeklindeki rapora yansıyan bazı WhatsApp yazışmalarına ilişkindi. Yazışmalara göre; MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “darbecilikle” suçladığı polislerin tutuklanmasıyla sonuçlanan grup konuşmasına, o bölümü “İzzet U.” eklemişti.
İsmail Arı’ya yöneltilen suçlamalar arasında bu haber yoktu, ama süreci takip eden herkes neyin ne olduğunu anlamış, ben de Arı’nın tutuklanmasından sonra olan biteni özetleyip, “Bora Kaplan davasının ‘mafya-yargı-siyaset’ üçgeni bağlamında daha da dallanıp budaklanacağı anlaşılıyor” diye yazmıştım.
Tesadüf bu ya; birkaç gün sonra MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, görevinden istifa etti. Bahçeli de, Yönter’in “akademik çalışmalarına ağırlık vermek istemesi nedeniyle istifa ettiğini” açıkladı.
Polisin Suçladığı Savcılar, Polisler ve Gazeteciler
İstinafın kısmen bozma kararından sonra geçen hafta bugün Ayhan Bora Kaplan davasının yeniden görülmesine başlandı. Yine İstinafın birleştirme kararı nedeniyle operasyonu yapan polisler de Bora Kaplan’la beraber yargılanıyor. Polisler, buluntu telefon nedeniyle aynı zamanda davada müşteki konumunda.
Geçen haftaki duruşmalarda Bora Kaplan ile Serdar Sertçelik, dosyanın tamamı ve dijitaller kendilerine verilmediği için savunma yapamayacaklarını bildirirken, sanık/müşteki polislerden bazılarının savunması alındı.
Perşembe günü dönemin Ankara İl Emniyet Müdürü, şimdinin Polis Başmüfettişi Murat Çelik konuştu. Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün başsavcılar, savcılar, hatta hakimlerle işbirliği içinde olduğuna dair kuvvetli deliller elde ettiklerini belirten Çelik, şu iddiaları da dillendirdi:
“Örgütün lideri Bora Kaplan değil, daha büyükleri var. Maalesef siyasete de sızmışlar... Bunların üst aklı var. Alp Aslan (Süleyman Soylu döneminin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı) algıyı yönetiyor, gazetecileri kullanabiliyor. Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener... Böyle bir örgütle nasıl mücadele edeceğiz?”
Cuma günü savunmasını yapan dönemin KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan da eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, şimdinin Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman’, hem Kocaman döneminde hem de şimdi Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan Veysel Kaçmaz’ı ve Abdurrahman Şimşek’i suçladı.
Bunlar Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde söylenenler. Çelik ve Demircan’ın, buluntu telefon üzerine müşteki olarak soruşturma savcısına verdiği ifadelerde ise daha fazla isim var.
Yargı kısmından başlarsak; Çelik, “Daha önce birçok organize operasyonda görev aldım, ancak adliyede ve Emniyette bu kadar yapılanmış ve etkili eylemler yapabilen bir örgüte ilk kez rastladım.” dedikten sonra kendileriyle ilgili gözaltı kararını veren Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’ın şüpheli olarak dosyaya dahil edilmesini istedi.
Kaplan’ın Kardeşinin Gözaltına Alınmasını İstemedi
Demircan da Bora Kaplan soruşturmasından sorumlu olan, ancak operasyondan birkaç ay sonra Yargıtay savcılığına atanan, dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Yıkılmaz hakkında şu iddialarda bulundu:
“Yapacağımız operasyonel çalışmada gözaltına alınacak şahısların isimlerini kendisi söylüyordu. Bazı şahısların gözaltına alınmasını istememişti. Bunlardan en dikkat çekeni ise Ayhan Bora Kaplan’ın kardeşiydi. Defalarca bu kişinin alınması gerektiğini söylememize rağmen her seferinde olumsuz cevap verdi. WhatsApp grubu kurmuştuk ve Ahmet Yıkılmaz da gruptaydı. Ancak benim eşimle yaptığım yazışmalar bile dosyaya konurken Ahmet Yıkılmaz’ın talimatları konulmamıştır. Bunun araştırılmasını istiyorum. Ahmet Yıkılmaz’ın bize verdiği talimatları sorgulamadan yerine getirdik, ancak görüleceği üzere kendisi bizlere komplo kurarak soruşturmayı örgütün lehine ve sonuçta örgütü aklamaya yönelterek sabote etti. Bulunan telefondaki yazışmalardan, operasyon hakkında suç örgütüne bilgi sızdırdığı düşüncesindeyim. Ahmet Yıkılmaz’ın örgütle bağlantısının olup olmadığının tespit edilmesini, mali kayıtlarına dair hesap hareketleri ve HTS hareketlerinin incelenmesini talep ediyorum.”
Bu iki polis müdürünün, hem kendilerinden önceki hem de -dönemin KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner başta olmak üzere- birlikte çalıştıkları çok sayıda Emniyet mensubunu da, “suç örgütüyle birlikte hareket etmekle” suçladığını belirttikten sonra, savcılık ifadelerindeki medya kısmına gelelim.
Şimşek Polis Müdürünü mü Takip Ettirdi?
Murat Çelik, buluntu telefondaki bazı yazışmalarda Abdurrahman Şimşek, İsmail Saymaz ve Nedim Şener’in adlarının geçtiğine dikkat çekerken, 11 Aralık 2024’te, daha neyle suçlandıklarını bilmeden savcıya ifade verirken Zihni Çakır’ın, “Şüphelilerin önümüzdeki saatlerde adliyeye sevk edilmesi bekleniliyor. Adliye kaynaklarına göre, soruşturmanın FETÖ’ye üye olamamakla birlikte yardım ve yataklık suçlaması ile sevk edildiği iddia ediliyor” şeklinde paylaşım yaptığını anlatıp, savcıya bunun nasıl olduğunu sorduğunu, onun da, “Ne yani, beni mi suçluyorsunuz?” dediğini vurguladı.
Çelik şunları da kaydetti:
“En çok zoruma giden bazı isimler var ki, tarafıma yönelik hiç olmayacak derecede ağır ithamlarla iftira haberleri yapmışlardır. Bunlardan en çok dikkatimi çeken Abdurrahman Şimşek, Halit Turan, Nazif Karaman, Zihni Çakır, Cem Küçük ve Nedim Şener’dir. Abdurrahman Şimşek, ben gözaltına alınmadan önce yeni açığa alınmışken, hakkımda koruma kararı olduğu için koruma polisi arkadaşlarımla beraber avukatımla buluşmayı beklerken Dikmen Vadisi’nde konumunu sunduğum yerde beni videoya aldırmıştır. ‘Murat Çelik açığa alınmasına rağmen bu polis aracına nasıl biniyor?’ diye polis aracını da ifşa etmiştir. Koruma tedbiri polis aracı tahsisi ile birlikte alınmıştır. Beni o gün orada şüphelendiğim gri renkli Mercedes bir jeepte 30-40 yaşlarında kadın bir şahsın çektiğini ve bu görüntülerin Abdurrahman Şimşek'e o şahıs tarafından gönderildiğini düşünüyorum. Çünkü bulunduğumuz alan kuytu; halka açık değil, otopark değil - Dikmen Vadisi’ne inen arka bir yol. Restorana çıkması nedeniyle, tesadüfen bir karşılaşma ile videoya alınması asla söz konusu olamaz. Bunun bir takip neticesinde olabileceğini değerlendiriyor, canlı baz bilgilerimin Abdurrahman Şimşek’le paylaşıldığını düşünüyorum. Ya da çok ciddi bir şekilde beni fiziken takip ettirmeleri söz konusu olacaktır. Bu hususun, ayrıca Abdurrahman Şimşek’in örgütle irtibatının araştırılmasını istiyorum.”
Nedim Şener’in “Halı Satıcısı” Benzetmesi
Murat Çelik’in, Nedim Şener hakkındaki ifadesi ise şöyle:
“Benim gibi FETÖ ile mücadele etmiş bir devlet görevlisine bu denli ağır hakaretler içeren yayınları neden ve ne amaçla yaptığının sorulmasını özellikle istiyorum. Nedim Şener yaptığı bir yayında hakkımda, ‘Ankara Kalesi’ndeki halı satıcılarına benziyor’ şeklinde beyanda bulunmuştur. Ben bu ülkenin şerefli bir Emniyet mensubu olarak kalelerini de simitçilerini de halıcılarını da şerefle korurum. Bana hakaret etmek için elinden ne gelirse yapmıştır. Hatta bir yayınında, üst düzey Emniyet KOM görevlisi bir tanıdığı ile röportaj yaptığını belirtmiştir. Güya o üst düzey polis müdürü organize suçlarla mücadelenin en üst sıralarında yer alan birisiymiş, silah da taşımaya hiç gerek duymuyormuş ve benim yaptığım operasyonları eleştiriyormuş. Türk polis teşkilatındaki herkes silah taşımak zorundadır. Silah taşımayan memleketini, milletini kendisini bile koruyamaz. Benimle ilgili Nedim Şener'e hangi savcı, hangi polis müdürü ne bilgiler vermiş; sorulmasını ve o görevlilerin suç örgütleri ile ilişkilerinin araştırılmasını talep ediyorum.”
Şimşek’in Hesap ve HTS Kayıtlarına Bakılsın
Dönemin KOM Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan da savcılık ifadesinde Abdurrahman Şimşek, yardımcısı Halit Turan ve Zihni Çakır’a şu suçlamaları yöneltti:
“Bulunan telefondaki WhatsApp yazışmalarında Abdurrahman Şimşek’in bizlere karşı haber yapmasının istendiği, şahsın bunu kabul ederek aleyhimize sosyal medyada ve ulusal basında ağır iftira-karalama kampanyası başlattığı görülmektedir. Yardımcısı Halit Turan isimli gazeteciden de şikayetçiyim. O da yalan haberler yaparak bizleri zan altında bırakmıştır. Gazeteci kimliğini kullanarak bizlere iftira atan, haysiyetimiz ve onurumuzla oynayan bu iki gazetecinin mali hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının ve suç örgütü üyeleriyle bağlantıları olup olmadığının araştırılmasını istiyorum. Ayrıca yine WhatsApp yazışmalarında, Abdurrahman Şimşek’in diğer gazetecileri de örgütleyerek örgüt propagandası ve bizlerin aleyhinde yayınlar yaptırmak için ayarlayacağı yazmaktadır. Bu diğer gazeteciler kimlerdir, ortaya çıkarılsın. Zihni Çakır isimli şahıs da FETÖ’ye üye olmamakla birlikte yardım ve yataklık yaptığımız iddialarında bulunmuştur. Daha biz savcılıkta ifade verirken bunu kimden öğrenmiş, kim servis etmiştir? Şikayetçiyim, suç örgütüyle bağlantısı araştırılsın.”
Zihni Çakır’dan Çelik’e Çok İlginç Sorular
Murat Çelik’in mahkemedeki ifadesinden sonra Zihni Çakır sosyal medya hesabından, “M.Ç.” kodlamasıyla, “Gözaltına alınmalarıyla ilgili yaptığım haberler dahil kendisinin içinde olduğu süreçlere yönelik haberlerimi eleştirip bal gazetecilerin yanına ekleyerek saçma sapan yakıştırmalarda bulunmayı sürdürüyor. Nedim Şener, Abdurrahman Şimşek susuyor olabilir ama benim susmayacak biri olduğumu en iyi bilen o müdüre şimdilik şu hatırlatmaları yaparak asıl cevabı yeri ve zamanı geldiğinde vereceğimi not düşmek kaçınılmaz oldu.” diyerek şunları sordu:
“Benimle aracılar vasıtasıyla tanışma sebebinin, benim yargı/Emniyet kulislerinden aldığım etkili haberler olduğunu, dikkatini bu yönümle çektiğimi daha ilk tanışmamızda bizzat söylemedin mi? (Tanığı vesile olan emniyet mensubu T.T.’dir).. Senin 15 Temmuz operasyon ve soruşturmaları sürecinde FETÖ şüphesiyle gözaltına alınan bir kadın Vali’nin sorgusundan kaynaklı Organize’den alınıp Bomba İmhaya verildiğin, devam eden süreçte neredeyse ihraç edileceğin zaman sana verdiğim desteği tüm ortak tanıdıklarla paylaşıp, ‘hakkını ödeyemem’ diyen sen değil miydin?.. Kendine hasım gördüğün ve göreve geldiğin gün ‘hesabını göreceğim’ dediğin, nihayetinde de kolluğu olduğun bir adli dosyaya dayanarak ihraç edilen bir Emniyet Müdürü’nün (A.A.) soruşturma, kovuşturma ve yargılanma sürecinde birçok detayı ilk kez yayınlamak dahil yaptığım haberlerden aldığın keyifle yine aracılar vasıtasıyla ‘Türkiye’nin en cesur gazetecisi’ mesajı gönderip ‘hürmetlerini’ iletmedin mi?.. Sırf yaptığım haberlerden dolayı yine senin ve cirimlerinin dilinden düşürmediği sözde bir ‘örgütün’ medya ayağı imasından bulunuyorsun ya! Peki bir dönem ‘FETÖ iddiasıyla’ tutuklanan iki meslektaş dostun tahliye olduktan sonra benimle nerede, kimin ‘ofisinde’ buluştun? Hafızanı tazelemen için de ipucu vereyim; araçlarınızı buluştuğumuz binanın 3 sokak ötesine park edip telefonlarınızı da araçta bırakıp geldiğiniz ve sizin talebinizle gerçekleşen buluşmadan bahsediyorum... Hani ifadende neredeyse soruşturma savcısını, senin hakkında yürüyen soruşturmanın içeriğine dair bana bilgi sızdırmakla itham ediyorsun ya; 15 Kasım 2023 günü ‘öğleden sonra’ beni WhatsApp üzerinden aradığında, sana ABK operasyonu ile ilgili basına yansıyan operasyon görüntüleri ve bilgileri hatırlatıp ‘niye bize gelmiyor da muhalif medyada çıkıyor’ dediğimde, ‘ne yapalım sizler yazamıyorsunuz mecburen onlara’ demedin mi? Bunun üzerine sana senin yaşadığın dönemdeki desteğimi hatırlatmadım mı?.. Bu görüşmemizden birkaç gün sonra yaptığımız WhatsApp görüşmesinde, kendine hasım gördüğün Emniyet Müdürleri A.A. ve O.Ö. ile ilgili soruşturma olduğunu, bu isimlerin görevde oldukları süreçte yaşadığım 2 ayrı gözaltı sürecinde uğradığım hukuksuzluklar için ifade vermemi önermedin mi? Bunun üzerine benim yakınmamın adli soruşturma değil idari soruşturma konusu olduğunu söyleyip önerini reddetmedim mi?.. Aynı görüşmede, ‘sakın intikam hissiyle hareket edip hukuksuz yollara girme. Sana hukuksuzluk yaptığını düşündüğün insanlardan haklı olsan da hukuk dışına çıkarak intikam almaya çalışma. 8 senedir bu göreve gelmeyi bekliyordun 8 ayda bitirme kendini’ diye uyarmadım mı seni?.. Yargılanmakta olduğun ‘köstebeklik’ iddiasıyla tutuklanıp serbest kaldıktan sonra Söğütözü bölgesinde ortak bir dostun davetiyle gittiğim mekanında hala ‘tesadüf’ olduğuna inandığım karşılaşmamızda, süreçten çok yıprandığını ve lekelendiğini söyleyip benden kamuoyu nezdinde ‘iade-i itibar’ sağlayacak haber ve paylaşımlar yapmamı istemedin mi?.. Bütün bu 9 yıllık yaşanmışlıklardan sonra ifadende ve duruşmada o sözleri sarf ederken hiç mi utanmadın?”
Nedim Şener Dava Açıp Erdoğan ve Bahçeli’yi Hatırlattı
Suçlanan isimlerden Nedim Şener ise duruşmanın ertesi günü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunup Murat Çelik hakkında “iftira” suçundan dava açılmasını istedi. Şener’in avukatı Mehdi Güngör, suç duyurusunda şunları vurguladı:
“Müvekkilim meslek hayatı boyunca başta FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle olmak üzere rüşvet, yolsuzluk gibi organize suçlarla mücadele etmiş ve bu konuda haber, yazı ve kitaplar kaleme almıştır. Bu sebeple de müvekkilim kariyeri boyunca FETÖ, PKK ve mafya kaynaklı oluşumlar tarafından tehdit ve iftiralara maruz kalmıştır. Bugün de eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik'in iftiralarıyla karşı karşıyadır. Müvekkilim köşe yazılarında Ayhan Bora Kaplan'ın bir suç örgütü olduğunu ve siyasette, yargıda, bürokraside, Emniyette bağlantıları olduğunu yazmıştır. Öte yandan suç örgütü kullanılarak kurulan kumpası da anlatırken Murat Çelik'in adının geçtiği kumpas Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından FETÖVARİ kumpas olarak ifade edilmiştir.”
Bakalım bu haftaki duruşmalarda daha kimlerin adını duyacağız!..
Müyesser YILDIZ
13 Nisan 2026
Çok Okunanlar
SGK ve vergi dairelerinden sıkı denetim: Yanlış işlem emekliliğinizi bitirebilir
Cüneyt Çakır başka bir ülkeyle turnuvada yer alacak
Cansu Badur, Afganistan'da alıkonulduğu evden yardım çağrısı yaptı
12punto duyurdu, Mahmut Tanal Dışişleri'ni aradı, yetkililer harekete geçti
Bora Kaplan Davası MHP’den sonra medyayı da karıştırdı!..
Hürmüz için Montrö benzeri model şart
Bungalov kiralama vaadiyle 8 ilde dev dolandırıcılık operasyonu: 210 milyon liralık suç ağı deşifre edildi
Özgür Özel'den İsrail'e 'Türkiye tek ses olur' yanıtı
Türkiye'yi küstahça tehdit eden Ugandalı generalden geri adım
Deniz 100 metre içeri girdi, villalar çöktü