Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
41,1866
Dolar
Arrow
37,9467
İngiliz Sterlini
Arrow
49,2524
Altın
Arrow
3823,0000
BIST
Arrow
9.523

DEM iktidara ve devlete ortak mı oluyor?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve sonrasında yaşananlar çok önemli. Haliyle tüm dikkatler bu konuya yoğunlaştı. Ama bu arada başka çok önemli gelişmeler de dikkatlerden kaçıyor, kaçırılıyor.

Örneğin Suriye’de HTŞ Lideri Ahmet Şara önderliğinde kurulan yeni hükümet.

Geçtiğimiz aylarda MHP Lideri Devlet Bahçeli PKK açılımını yapmakla kalmadı; Suriye için hem anayasa teklifi hazırladı hem de burada yeni bir parti kurdu.

Sadece ilk üç maddesi açıklanan anayasa teklifinin, “çoğulcu, demokratik ve kapsayıcı bir modele işaret ettiği” yorumları yapıldı.

Bunun dışında Suriye’de de Türkiye’deki gibi Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kurulmasını tavsiye eden Bahçeli, “Orada çok çeşitli etnik, dini ve inanç gurupları var. Tüm bunların parlamentoda temsil edilmesi hayati önem taşıyor. Hepsinin parti kurabilmesi, hepsinin seçimlere katılabilmesi gerekir. Aldığı oy oranınca parlamentoda yer almaları toplumsal barışa katkı sağlar. Diğer türlü zaten çok sıkıntı çeken Suriye’nin yeni kargaşalara girmesine neden olabilir.” dedi.

Ardından, Suriye’de birilerinin kurduğu partiye “Yeni Hayat Partisi” adını vermesini çok istediğini söyledi.

Bahçeli ister de olmaz mı? Neredeyse 1 ay içinde “Yeni Hayat Partisi”nin kuruluş çalışmalarının başladığı, Suriye’nin geleceğinde önemli rol oynaması beklenen partinin sloganının “barış ve refah için yeni bir başlangıç” olduğu, logosunda da “Hilal, Ebabil Kuşu, Zeytin Dalı ve 3 Yıldız” bulunduğu bildirildi.

Haliyle bu partinin, Araplardan sonra Suriye’nin en geniş toplumu olan Türkmenlerin öncülüğünde kurulduğu/kurulacağı düşünüldü.

Irak’taki Gibi: Türkmenlerin Adı Yok

Şara’nın birkaç gün önce kurduğu hükümete gelirsek; iktidar medyası, yeni hükümetin “kapsayıcı olduğunu” savundu. Dışişleri Bakanlığı da geçiş hükümetinin kurulmasını memnuniyetle karşılayıp, “Ulusal Diyalog Konferansı’nın düzenlenmesi ve Anayasa Bildirgesi’nin açıklanmasının ardından atılan bu adım, Suriye yönetiminin siyasi geçiş sürecini Suriyelilerin öncülüğü ve sahipliğinde, kapsayıcı bir anlayışla ilerletme iradesini ortaya koymaktadır.” açıklamasını yaptı.

Oysa “adamımız” Ahmet Şara, Cumhur İttifakı’nın tüylerini diken diken eden “LGBT dostu”, “feminist” bir bakanı bile kabineye aldı, ama tek bir Türkmen’e yer vermedi!..

Takip edebildiğim kadarıyla Türkmenlerin yok sayılmasına İYİ Parti ve Zafer Partililer dışında tepki gösteren olmadı.

İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş dedi ki;

“Suriye devriminde en ağır bedeli ödeyen Türkmenlerin Suriye yönetiminde sadece birkaç bürokrat ile temsil edilecek olması kabul edilemez. AKP hükümeti yaptığı açıklamayla Türkmensiz bu kabineden duyduğu memnuniyeti ifade ederken; Suriye’nin bölünmüşlüğünü de hem kabullenmiş hem de altına imza atmıştır.”

Haksız mı? Ve de biz bu filmi aynen Irak’ta izlememiş miydik?!

Görmezden Duymazdan Anlamazdan Gelmeye Devam

İmralı’daki teröristbaşının PKK’ya çağrısının üzerinden 34 gün geçti, hiçbir gelişme yok.

Son olarak Erdoğan, “Bu konuda sınırsız bir vakte ve tahammüle sahip değiliz.” dedi.

Dün de iktidarın sesi Abdülkadir Selvi, Erdoğan’ın bu uyarısının önemli olduğunu belirtip Kandil’in, ipe un sermeye kalkışmamasını isterken, PKK’lıların, “Yasal ve hukuki garanti olmadan bu süreç gitmez” açıklamalarına şu karşılığı verdi:

Öcalan’ın çağrısında bunlar yer alıyor mu? Yok. Bunlar konuşulmuş konular değil. Konuşulmayan konular üzerinden yeni şartlar ileri sürmek demek, ipe un sermek demektir. Öcalan’ın çağrısı çok net. Tek şart silah bırakma ve örgütün kendini feshetmesi. Geçmiş deneyimler gösterdi ki, PKK silah bırakmadan hiçbir adımın atılması mümkün değil.”

Yahu İmralı heyeti, teröristbaşının çağrısını okuduktan sonra Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın son dakika notu olarak “Silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.” dediğini aktarmadı mı?.. Keza İmralı’daki video kaydında bizzat teröristbaşı bu cümleyi söylemedi mi?

Besbelli görmezden, duymazdan, anlamazdan gelip milleti kandırma çabalarına devam ediyorlar!..

Teröristbaşının Paradigması

Teröristbaşının bir diğer önemli cümlesi şuydu:

“Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın...”

Bunun anlamı da gayet açıktı.

Bölücü terör örgütünü bir “çağdaş cemiyet ve partiyle” eş tutmakla kalmamış, “devlet ve toplumla bütünleşmekten” söz etmişti.

Türkçesi; PKK’nın siyasallaşıp devletle ortak olmasını istemişti.

Halihazırdaki siyasi uzantısı DEM’liler de bunu böyle anladığı için örneğin Selahattin Demirtaş, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürtlerin de devletidir... Devlet de artık tekçi resmi ideolojiyi bir kenara atarak Kürtlere tüm kapıları sonuna kadar açmalı.” dedi.

Sabahat Tuncel ise açık açık şunu söyledi:

“Kürtler kendi kendini yönetecek. Ama cumhuriyette de yerini alacak. İkili yönetim olacak. Bu çözüm projesidir.”

Bahçeli’nin Yeni Anayasa Açılımı

Geçtiğimiz aylarda Suriye için yeni anayasa teklifi hazırladığını belirttiğimiz Bahçeli’den önceki gün Türkiye için de yeni anayasa açılımı geldi.

Bahçeli, MHP’nin yayın organı Türkgün Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede; “milli ve katılımcı, kapsayıcı, demokratik yeni bir anayasa”dan söz edip şunları vurguladı:

“Önemli olan herkesin kendisini içinde bulacağına inandığı bir yapı inşa etmektir. O sebeple Terörsüz Türkiye sürecinde tüm vatandaşlarımızı ‘Her şeyden önce Türkiye ve herkes eşittir Türkiye’ anlayışı ile millî birlik ve kardeşlikte buluşmaya, Türkiye’nin kutlu geleceğini hep birlikte inşa etmeye çağırıyoruz.”

Halihazırda PKK’lılar dışında Anayasamızın içinde kendini bulmayan ve kendini “eşit” saymayan kim var ki, Bahçeli bunları söyleme gereği duydu?!

HSK’da Kontenjan ve İki Bakanlık İddiası

Tüm bunları hatırlatmamızın sebebi; gündeme gelen çok dikkat çekici yeni iddialar.

Önceki gün Barzanilerin medyasına konuşan Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Başkanı Hasan Oktay, MHP ile DEM’in bayramlaşmasının anlam ve önemini vurguladıktan sonra özetle dedi ki;

- “DEM Parti’nin önümüzdeki günlerde, bir sürpriz olarak belki ilk defa sizin vasıtanızla duyurmuş olacağız. Belki hükümette yer almakla ilgili de bir süreçle karşı karşıya kalacağız.”

- “Öncelikle önümüzdeki günlerde Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun seçimi var, orada DEM Partisi'ne bir kontenjan ayrıldı.”

- “Daha sonraki süreçte belki MHP örneğinde olduğu gibi, bir bakanlıkta temsil edilmeyecek, ama hükümette önemli görevler üstlenecek... DEM Parti belki hükümetle bakanlık şu anda zaten kapalı kapılar ardından görüşülüyor, ama henüz somutlaşmadığı için bir şey söylememiz mümkün değil. Ama iki bakanlıkla temsil edildiğini duyarsak şaşırmamak gerekir... DEM Parti sürekli sistemin dışında tutuldu, ama bundan sonraki süreçte DEM Parti'nin sistemin içerisinde kendi görüşlerini uygulamakla ilgili bir imkân yakalayacağını yakın zamanda hep birlikte göreceğiz.”

- “Seçimden sonra DEM Parti'nin Cumhur İttifakı birleşenleri içerisinde siyaset yapma imkânı hazırlanacak.

“Devrim Niteliğinde Bir Süreç” Başlayacakmış

Hasan Oktay, Bahçeli’nin yeni anayasa açıklaması hakkında ise şu ilginç değerlendirmeyi yaptı:

Orada çok enteresan bilgiler var. Anayasa değişikliklerinden ziyade toplumsal olarak bütün kesimlerin kabul edebileceği bir barış ve anayasal vatandaşlık hukuku üzerinde daha fazla duruyor, ama anayasanın değişebilmesi için DEM Parti'nin az önce de ifade ettiğim gibi, hükümette yer almasıyla ilgili bir süreç. Çünkü anayasadaki maddelerin değişmesiyle ilgili 400 milletvekilinin onayına ihtiyaç var. Bu bağlamda DEM Parti ile AK Parti ve MHP bir araya gelerek heyetlerin oluşturacağı komisyonlar ve onların ortaya koyacağı bir anlaşma üzerinden anayasanın bazı maddeleri yeniden yazılabilir... Bayramdan sonra oluşacak heyetlerin ve özellikle DEM Parti'nin hükümette resmi veya gayri resmi yer almasından sonraki bir anayasa ile ilgili yeniden maddelerin gözden geçirilmesi söz konusu olacak. Yalnızca 66. madde değil, belki diğer maddeler de gözden geçirilerek bir demokratikleşme süreci hızlanacak. Burada Adalet ve Kalkınma Partisi'nin en fazla üzerinde durduğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir daha seçilmesiyle ilgili maddeler üzerinde düzenleme yapılması. Tabi bu gündeme geldiğinde diğer partiler de 400 rakamını Adalet ve Kalkınma Partisi bulabilmesi açısından kendi görüşlerini ortaya koyacak bir uzlaşmayla beraber anayasa üzerinde bir tadil tamirat yapılması beklenmektedir. Bu bağlamda Devlet Bahçeli'nin hem açılım süreciyle ilgili baştan beri oldukça önemli tutumu ve hem de en son Türkgün Gazetesi'ndeki makalesi son derece önemli... DEM Parti'nin merkeze dâhil olarak hükümette ve karar alma sürecinde yer alması gerçekten çok önemli. Devrim niteliğinde bir sürecin başlamasını sağlayacak.”

Bu iddialar doğruysa; teröristbaşının “paradigması” harfiyen hayata geçiriliyor demektir... Değilse, bakalım yalanlayan çıkacak mı!..

Müyesser YILDIZ

2 Nisan 2025