Kara Harp Okulu mezuniyet töreninin resmi bölümü bittikten sonra kılıç çatarak Subay Andı’nı okuyup, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dediği için TSK’dan ihraç edilen dönem birincisi Ebru Eroğlu’nun bu kararın iptali için açtığı dava oybirliğiyle reddedildi.
Ben size bu kararı veren Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde 5 Mart’ta görülen davada yaşananları anlatmak istiyorum.
Günlerden Salı’ydı. Duruşma saati de 10.45’ti. Ancak heyet uzun süreceğini tahmin ederek Ebru Eroğlu’nun davasını en sona bıraktı. Gerçekten de idare mahkemeleri standartlarına göre uzun bir duruşma oldu.
Ebru Eroğlu, kendisiyle birlikte TSK’dan ihracına karar verilen diğer 4 teğmen ve avukatları hep birlikte duruşmayı beklerken, İdare Mahkemesi’nin çok sayıda çalışanı gelip Ebru Teğmen’le tanışmak, ona sarılmak ve birlikte fotoğraf çektirmek istediğini söyledi. Gelenler arasında PKK’nın şehit ettiği bir askerimizin eşi de vardı.
Mahkeme Başkanı Neye Şaşırdı ve Güldü?
Malûm; idare mahkemelerinin duruşma salonu küçük, sandalye sayısı az olur. O yüzden sadece Ebru Eroğlu’ya destek için gelen diğer ihraç teğmenler değil, çok sayıda avukat da duruşmayı ayakta izledi.
Ebru Teğmen adına ilk savunmayı Av. Demet Reçber Öztürk yaptı. 30 Ağustos’taki mezuniyet töreninden bir gece önce okulda düzenlenen tabur eğlencesinde dönem ikincisinin Subay Andı’nı okuduğunu ve herhangi bir sorun olmadığını vurgulayan Av. Öztürk, ihraç edilen tabur ve alay komutan vekilinin, teğmenlere resmi tören sonrası için herhangi bir emir vermediğini hatırlattı. Av. Reçber, sahada teğmenler kılıç çatarken komutanlarının ne yaptığını da duvara yansıttığı görüntüler üzerinden anlatırken, “Bakın, hiçbir tepkileri yok. Tribünde oturmaya devam ediyorlar, çünkü bu bir gelenek.” dedi. Av. Reçber, sözlerini şöyle tamamladı:
“Teğmenlerin kendi aralarındaki bu kutlama ‘tören bitmiştir’ anonsundan ve protokol alandan ayrıldıktan sonra yaşandı. Protokolün tören alanından ayrıldığını, ama okuldan ayrılmadığını bilmeleri mümkün değil. Kaldı ki, ayrılmasalar ne olacak? Söyledikleri; ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz, ne mutlu Türküm diyene’ sözleri.”
Av. Mustafa Güler ise uzun ve çok detaylı savunmasında; disiplin soruşturması sürecinde yapılan usulsüzlüklere dikkat çekti. Ebru Teğmen’in görevli olduğu Topçu Okulu’nun bölük komutanının, Ebru Eroğlu’nun disipline sevki yönünde görüş bildirmediği için görevden alındığını, yerine gelenin de benzer bir tavır sergilediğini kaydeden Av. Güler, özetle şunları söyledi:
“Soruşturma evrakı eksikse, evraklar değiştirildiyse orada adil yargılamadan söz edilemez. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu baskıyla karar vermiş olabilir, ama siz Türk Milleti adına karar vereceksiniz. Eğer o kanaatler değiştirilmese, Yüksek Disiplin Kurulu yapılamayacaktı. Yapılsa bile tanık dinlenecek, tanıklar, ‘Evet, bize baskı yapıldı’ diyecek ve karar yine böyle çıkmayacaktı. Açıkça kanunsuzluk yaptılar. Subay Andı 1995-2022 yılları arasında tüm törenlerde okundu. Kara Harp Okulu’ndaki törenden 15 gün önce de Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın töreninde Milli Savunma Bakanının önünde okundu. Ebru Eroğlu ve diğer teğmenlere yöneltilen suçlama ne; ‘toplumda karşıtlık yaratmışlar, yaptıkları protest tavır’mış. Protest mi? Neyi protesto ediyorlar? ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diyorlar. Bakın, duruşma için beklerken, İdare Mahkemesi’nin çok sayıda çalışanı Ebru Teğmen’le fotoğraf çektirmek için geldi.”
Av. Güler’in bu son sözleri üzerine Mahkeme Başkanı’nın önce şaşırdığı, sonra güldüğü görüldü.
“İlahlar Kurban İstedi”
Av. Güler, şöyle devam etti:
“Evet, karşıtlık hissi vermiştir; ama Cumhuriyet değerlerini kabul etmeyenlere. Ki, o gün karşıtlık hissi falan olmadı. TRT’de gösterildi. Bu TSK’ya prestij veren, TSK’nın itibarını yükselten bir olaydı. Ancak ‘Kobra etkisi’ denilen yanlış teşhisle, yöneticilerin yanlış yönlendirmesi nedeniyle bu noktaya gelindi. Sebep; okulu yöneten sivil birisi, Harp Okulu marşını bilmez. Yaptıkları suç olsa, haklarında adli soruşturma açılırdı; ama açılmış bir soruşturma da yok. Kasıt var mı, bilerek isteyerek TSK’nın itibarına zarar vermek mi istediler? Ebru Eroğlu devresinin birincisi. Tek bir disiplin cezası yok. O gün Subay Andı’nı okuyan 700 teğmenden 5’i ihraç edildi. Madem vahim bir olay, niye 5 teğmen? Çünkü ilahlar kurban istedi, ‘5’ini atalım, bu işi kapatalım’ dendi. Yüksek Disiplin Kurulu heyetinin başkanı 43 yıllık askerdi. Atılmamaları yönünde oy kullandı. Bunun disiplinsizlik olup olmadığını ondan daha iyi kim bilebilir? Biz burada, maalesef, olmayan bir şeyin savunmasını yapıyoruz.”
MSB avukatlarının, “Olaydan sonra TSK’nın Atatürk’e bağlılığı sorgulandı. Davanın reddine karar verilmesini istiyoruz.” demesinden sonra Mahkeme Başkanı Teğmen Ebru Eroğlu’na söz verdi.
Ama izninizle Ebru Teğmenin söylediklerini en sona bırakıp, ikinci tur savunmaları aktarayım.
Ebru Eroğlu’nun avukatlarından Namık Öztürk de sürecin perde arkasını özetlerken şunları kaydetti:
“Törenden ayrılan Sayın Cumhurbaşkanı, Azerbaycan şehitlerinin aileleriyle birlikteyken yanında olan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ seslerini duyunca, görevlilere, ‘Gidin fotoğraf çekin’ diyor, video kaydı aldırılıyor, sonra basına servis ediliyor. Doğru, yanlış; Afyoncu, Sayın Cumhurbaşkanına, ‘Bu kılıçlar size çekiliyor’ diyor. Sırf rektörlüğünün devam etmesi için kurguladığı bir olay. Teğmenlere resmi tören sonrası için verilen bir emir var mı, nerede? Yok. Sadece 5 teğmeni kurban ettiler.”
MSB avukatları, Av. Öztürk’ün bu iddialarının doğru olmadığını bildirirken, Av. Mustafa Güler, MSB avukatlarının ilk turdaki, “Olaydan sonra TSK’nın Atatürk’e bağlılığı sorgulandı.” sözlerine şöyle tepki gösterdi:
“Ne yani, teğmenler bunu söyleyince öyle mi oluyor? Karşı taraf bize ne demek istiyor? ‘O sözler söylenince, karşıtlık oluşuyor’ diyorlarsa, defter kapatılsın.”
Bunun üzerine MSB avukatları da, “O sözler değil, bu disiplinsizliğin TSK’yı tartışmaya açtığını söylemek istedik.” açıklamasını yaptı.
Ebru Teğmen: “Kırgınlığımız Baki Kalacaktır”
Ebru Teğmen’in savunmasına gelirsek;
Kendisini yalnız bırakmadıkları için “silah arkadaşlarım” diyerek, hem emekli asker olan avukatlarına hem teğmenlere teşekkür ettikten sonra, haklarında TSK’nın itibarını zedeleme bahanesi öne sürülürken, TSK’nın başta kendisi olmak üzere teğmenlere ve ailelerine yapılan hakaretlere sessiz kaldığını hatırlatıp, “Kırgınlığımız baki kalacaktır.” dedi.
Ardından da salondaki herkesi duygulandıran ve tüyleri diken diken eden şu sözleri söyledi:
“TSK’da erinden orgeneraline kadar herkes bu yemini etti. Biz TSK’dan uzaklaştırılabiliriz. Ünformamıza, kılıcımıza, kimliğimize el koyabilirler. Ancak kütüğe çatığım plaket orada duruyor. Üniformamız ruhumuza mozaik gibi işli. Kılıcımız kınında, Türk düşmanlarına karşı çekileceği günü beklemekte. Orduevine girişimiz yasak olsa da Türk Milleti bize gönül kapılarını açmış, sofrasında bir tabak yemek, altımıza bir döşek vermek istemiştir. Bizim için önemli olan budur. Son sözü her zaman Türk Milleti söyler. Ben de Türk Milleti’nin bir ferdi olarak diyorum ki; yaşa, var ol Harbiye, yıkılmaz satvetinle...”
Karar Tarihi İlginç Tesadüf
Evet, Mahkeme Başkanı’nın teşekkür ederek sonlandırdığı o tarihi duruşmada bunlar yaşandı.
Ama nihayetinde Mahkeme, Ebru Teğmen’in TSK’ya dönüş talebini oybirliğiyle reddetti. Tabii şimdilik, çünkü daha İstinaf süreci var.
Bilenler bilir; idare mahkemelerinde karar, duruşmanın üzerinden en erken 1-1.5 ay geçtikten sonra verilir ve açıklanır.
Ancak, ne ilginçtir, Ebru Teğmen’in kararı duruşmadan sadece 8 gün sonra, 13 Mart’ta verilmiş. Herhalde hediye (!) olsun diye de bayram bitiminde tebliğ edildi.
13 Mart’ın çok önemli bir özelliği var; Atatürk’ün Harbiye’ye giriş tarihi, Harbiyelilerin, “1283, içimizde” diye haykırdığı gün.
Yani “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dediği için TSK’dan ihraç edilen Ebru Teğmen’in iptal başvurusu, Mustafa Kemal’in Harbiye’ye girdiği gün reddedilmiş oldu. Ne tesadüf!..
Müyesser YILDIZ
23 Mart 2026
Çok Okunanlar
Teğmen Ebru Eroğlu'nun iade davası reddedildi
Atatürkçüler, mollalar ve bir garip diplomat
İmamoğlu: İddia makamının ortaya koydukları çöp niteliğindedir
Açılımcıların Diyarbakır buluşması!..
1956 Süveyş Krizinden 2026 Hürmüz Krizine
Kızı ve 5 torununun cenazesini gözyaşlarıyla teslim aldı
Kerbela'nın konuşulmayan yüzü: Suçun toplumsallığı
İmamoğlu’na kalp işareti yapan gazeteci
Demokrasinin alacakaranlık yılları ve solun suskunluğu üzerine
Emekli maaşlarında düzenleme iddiasına SGK’dan yanıt