Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
54,9652
Dolar
Arrow
47,6610
İngiliz Sterlini
Arrow
64,1652
Altın
Arrow
6618,6220
BIST
Arrow
13.726

Yeni Parti'ye eski program: Ey Kemal Derviş, geldinse vur!

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

Haksızlık etmeyelim: Ortada bir program yok. Bir sürü sloganın sığıştırıldığı bir yığın var: “Ortak Bir Gelecek için Yeni Parti Programı”.

Ulaşmak kolay.

Bir göz atılmasında yarar var.

Tabii, bir soru eşliğinde: Acaba bir partinin bugün “çağdaş sosyal demokrat değerlere”, AB ve NATO gibi Batı ittifakına bağlı kalacağını ilan etmesi, ne anlama gelir? Cumhuriyete başlı başına bir tehdit, bir yıkım habercisi olmak dışında?

Eğer günümüzün Alman ve Avrupa sosyal demokrasisi kastediliyorsa, ki herhalde öyle, içinde yoğun bir Rusya ve Çin düşmanlığı besleyen, Ukrayna'daki savaşın sürmesi için elinden geleni yapan bir savaş partisi var sahnede. Eski sosyal demokrasiyle, pek ilgisi kalmamış bir “şey” bu: Soğuk Savaş'ta reel sosyalizm düşmanlığını bile frenlemek zorunda kalan Willy Brandt türü (ki hazretin Berlin belediye başkanlığı sırasında ABD istihbaratıyla çalıştığı bilinirdi ve zaten Der Spiegel dosyalarına on yıllar sonra konu oldu) bir sosyal demokrasi tarihe karışalı çok oldu. Sermayenin açıkça saldırgan bir savaş partisi var artık sahnede.

Yeni Parti, bu sosyal demokratlıkta kararlıysa, savaşta kendisine bir yer arayacak demektir.

Eski ve galiba sosyalizme (hiç değilse) görece yakın gibi duran son sosyal demokrat Oskar Lafontaine'i mesela, anan bile yok. Ne butlancılar ne de Yeni Parti bu ismi anıyor. Farkında bile değiller... Türkiye'nin sosyal demokratlarından söz ediyoruz. Yeni Parti'ye Lafontaine çizgisinden şeytan görmüş gibi kaçacak kadroların egemen olduğunu söylemek için erken değil. Böyle bu.

Neyse...

Daha açığı, şöyle: Yeni Parti'nin programı ve herhalde tüzüğü, hiç öyle yeni bir dokuya sahip değil. Peki, adından başka hiçbir yeniliği bulunmayan Yeni Parti, bu slogan yığınıyla, acaba nasıl bir çizgi oluşturabilir?

Butlancılar, denecek. Bunlar kesinlikle dikkate alınmaması gereken, zaten şansları da olmayan bir kariyerist ve seviyesiz ekip. Bırakın solculuğu, sıradan bir siyasal ahlaka sahip oldukları bile ileri sürülemez. Hak ettikleri yerdeler... Reis'in tetikçileri olarak sahneden çekip gidecekler, tabii Reis'leri için epey bir hasar yaratmayı umarak...

Biz “yeni” iddiası taşıyanlara bakıyoruz.

III. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDEN IV. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNE Mİ?

Türkiye altüst olmuş durumda ve “bu daha başlangıç”. Bir “hasar dökümü” bile yapılamıyor, ama ana muhalefet, III. Abdülhamid'in (isteyen “Reis” de diyebilir) bütün dayaklarına tahammül göstermeyi, bu skandallarla test edilmeyi sineye çekiyor ve hatta bunun siyaset olduğunu düşünüyor. Hukuk kisveli tüm dayakların birer test olduğunun farkındalar mı, bilemiyoruz. Ama “Reis” biliyor ve testi sürdürüyor. Kitlesel ve sokaktan bir tepki gelmediği sürece, bu dayaklar sürecek. AKP iktidarı böyle günlük testlerin üzerinde duruyor artık.

III. Abdülhamid, Reis, AKP rejimi... Adını nasıl koyarsanız koyun, bunlardan sonra iktidar olacaksa eğer Yeni Parti, herhalde iddia o yönde ve program denilen tuhaf salataya bakarak söyleyebiliriz, öyle bir çağdaş sosyal demokrasiden geriye bir parça Türkiye kalır, ona da en fazla IV. Abdülhamid dönemi denebilir.

Bu bir Afgan karanlığı olur.

Milliyetçi ve dinci alt emperyalist heveslerin (Yeni Osmanlıcılığın) yıkıcı sonucunu yaşarız. Yeni Parti Programı denilen derleme maalesef böyle bir gidişin “alâmet-i fârikalarından” biri... Bir ara durak, daha doğrusu...

Neden?

Çünkü ortada kendi çözüm mekanizmalarını öneren bir program değil, Tony Blair-Gerhard Schröder-Kemal Derviş ortalaması bir tuhaf slogan salatası var. Büyük sermaye için kestaneleri ateşten almakta kararlılar. Biz, geçmişin bazı devrimci metinlerinden de “yürütülmüş” ve “işlenmiş” bu derlemenin, bol bol Kemal Derviş'i hatırlatan böyle bir metnin yöneldiği adresi sormak durumundayız.

Ne demek mi?

Şöyle: Bu sol içerik yoksunu fakat bol soğanlı laf salatasını herhalde yoksullukla cebelleşen ve nüfusu 90 milyon sınırına dayanmış bir “kitle” okusun diye yazmadılar. Bu kitleye sol-sosyalist-cumhuriyetçi bir Türkiye programı doğrultusunda hedefler gösterebilecek, ülkeyi (laik, emperyalizmden bağımsızlaşmış, kamucu ve mutlaka plancı, her durumda aydınlanmacı) bir sol cumhuriyet halinde ayağa kaldırabilecek kadrolara veya kadro adaylarına yazdılar. Oradan apartılacak olanlara yazdılar. Çok da haksız sayılmazlar: Türkiye'nin kalbi, beyni ve “aort”u oralarda çünkü.

Solu Ecevit'in bile çok gerisindeki bu slogan parçalarının peşine takabileceklerinden eminler. Bu, gerici ve pek de görkemli olmayan iş, bir yanıyla kuğunun son şarkısını andırıyor. Finaldir.

Açık olalım: Bu tür metinlerden çözülen Türkiyemize ve yoksul halkımıza hiçbir hayır gelmez. Çok daha kötü bir yeni (Afgan şeriatçılarını andıran) AKP güdümünde, üstelik epey kırpılmış bir Türkiye çıkar bu slogan salataları eğer iktidar olursa. Ara durak, dedik ya...

Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı kadar, sosyalist solun ve işçi sınıfının bağımsızlığına da kıskançlıkla sahip çıkacak, büyük sermayeden tamamen kopmuş, emperyalist merkezleri kovmakta kararlı, Türkiye'yi yeniden “üniter bir sosyalist devlet” halinde ayağa kaldıracak, Kürtçe başta olmak üzere içerideki tüm kadim kültürleri, dilleri bu çerçevede özgürleştirecek “program gibi program” elbette var.

“Ama o programın henüz büyük bir kitlesi yok” itirazını dile getirenlere 1919'u hatırlatmak zorundayız. 1923 kitleyle mi kuruldu?

Ne var ki, bütün bunları, böyle slogan sıralaması yaparak program boşluğunu doldurduğuna inanacak kadar dengesini kaybetmiş sığ çevrelere de anlatamayız.

Program sandıkları o metni üretenlerin, Türkiye'de sol adına her türlü kire bulaşmaya meraklı kariyer arayan çevrelerden umutlu oldukları anlaşılıyor. Haklılar. Var öyle bir topluluk...

Ama başkaları da var.