Ülke adeta yangın yerine döndü. Çok önemli konuları bile konuşamaz, yazamaz, takip edemez hale geldik.
Hatırlar mısınız; 15-17 Haziran’da Fransa’da yapılan G7 Liderler Zirvesi’ne Trump’ın, “patron benim” demesi damga vurmuş ve bu olay MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bile gündemine girmişti.
Bahçeli, dış politikada bazen bir zirve fotoğrafının, sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlattığını vurguladıktan sonra Trump’ın o sözünün “gelişigüzel söylenmiş bir cümle” değil, Avrupa’nın hâli ile transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraf olduğunu söyleyip, Avrupa’nın Türkiye’ye düşmanlıklarını sıralamıştı.
BM’deki Fotoğraf
Geçtiğimiz 20-23 Eylül’de BM’nin Genel Kurulu vardı. Sömürge valisi Tom Barrack, Trump’la Erdoğan arasında bir görüşme gerçekleşeceğini duyurdu. Ancak bu görüşme olmadı; Erdoğan sadece Trump’ın liderler onuruna verdiği yemek ile Trump’ın Körfez ülkeleriyle İran konusunda yaptığı toplantıya davet edildi.
İşte İran konusundaki o toplantıdaki görüntü de Trump’ın G7’deki tavrı kadar çok şey anlatıyordu. Yine en son geldi. Tüm liderler “saygıyla” ayağa kalktı. Irak Başbakanı ceketinin önü açık, Katar Emiri eli cebinde Trump’la tokalaşırken, Erdoğan’ın ceketinin düğmesini iliklemesi dikkat çekti.
ABD cenahı, her fırsatta Trump-Erdoğan’ın ilişkisinin çok iyi olduğunu ve Türkiye’yi çok önemli ortak gördüklerini anlatıyor ya; BM Zirvesi’nde neden ikili görüşme yapılmadığını sömürge valisi Barrack şöyle izah etti:
“Bölgedeki bu karışıklık ve hassasiyetin ortasında zaten sık sık görüşüyorlar. Bu yüzden ele alınacak çok fazla yeni konu yoktu.”
Oysa yine bizzat kendisinin belirttiği üzere ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı “hasım” yani CAATSA yaptırımları ile F-35 ve S-400 başta olmak üzere birçok mesele vardı. Barrack bunları da iyi geçiştirdi; “Kongre çalışıyormuş”, “zaman alıyormuş”!..
“Zafer” Manşetlerinin Üzerinden 3 Ay Geçti
Türkiye’nin ve Erdoğan’ın “başarılarını” taçlandıran, Trump’ın da sırf Erdoğan’ın hatırına katıldığı Temmuz’daki NATO Zirvesi’ni hatırlayalım.
Trump’ın Ankara’ya gelmesinden 10 gün önce KAAN için 700 milyon dolarlık motor satışını Kongre’ye bildirdiği açıklandı.
Ekim’e girdik. Ne oldu, kaç motor geldi?!
Ya Trump gelince konuşulanlar, atılan manşetler?
Erdoğan, “Sayın Trump her zaman sözünün arkasındadır. F-35 konusunda bu zirveden hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum.” dedi.
Trump, “Çok yakın dostuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan çok iyi bir iş çıkartıyor... Başından beri çok iyi bir ilişkimiz var. Çok iyi bir kimyamız var... Türkiye'nin çok iyi bir cumhurbaşkanı var.” övgülerinden sonra F-35 için, “Bu kesinlikle üzerine konuştuğumuz, düşündüğümüz bir konu. Şu anda dünyanın açık ara en iyi uçağı F-35. Bunu düşüneceğiz.”, CAATSA konusunda da, “Yaptırımları iptal edeceğiz, tamam mı?” açıklamasını yaparken, yine Rahip Brunson’u nasıl kurtardığını anlatmayı unutmadı.
İşte bu sözler medyamızı coşturdu ve şöyle manşetler atıldı:
“Yaptırım kalkıyor. F-35’te sinyal iyi... Türkiye istediğini aldı... F-35'e 7 yıl sonra dönüş yolu açıldı... Yaptırımlar kalkacak uçak ve motorlar verilecek. Yeni dönem zirvesi... Ankara'da tarihi zirve. ABD'yle yeni dönem. CAATSA kalkıyor... Türkiye'nin sahada ve masadaki güçlü duruşu ABD'nin yaptırımları kaldırmasında etkili oldu. CAATSA kalktı sırada F-35 var... Türkiye’yi övdü müjdeyi verdi... Türkiye bastırdı istediğini aldı.”
Yine o günlerde medyamız, F-35’in önündeki en büyük engel sayılan S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılacağını, ABD ve Rusya’nın buna itiraz etmediğini müjdeledi.
Erdoğan da NATO Zirvesi’nden 1 ay sonra F-35 için, “Trump’tan söz aldım, yerine getirmesini bekliyorum.” dedi.
Ekim’e girdik; ne CAATSA’dan ne F-35’ten haber var. S-400’leri satmak için de Rusya’nın düşman saymadığı bir ülke bulmaya çalışıyoruz!..
Güya Paramızı Geri İsteyecektik
BM Zirvesi’ne dönelim; Erdoğan, ABD’nin İran’a yönelik yaptırım taleplerini karşılayarak New York’a adeta eli-kolu dolu gitti, ama Türkiye’nin talepleri konusunda eli boş döndü.
Ama “100 Yıllık Dostluk: Türkiye ABD” etkinliğinde Erdoğan, Trump ile güçlü ve samimi bir diyalogları olduğunu, Trump’ın Türkiye ziyaretinin de ilişkimize yeni bir soluk kazandırdığını anlattı.
Türkevi’ndeki basın toplantısında; Trump’ın F-35’ler konusunda söz verdiği hatırlatılıp son durum sorulduğunda ise sadece şunları söyledi:
“Sayın Trump ile bu konuyu NATO’da da görüşmüştük. Kendisi Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz. Bu konuda temaslarımızı sürdürüyoruz. Netice alacağımıza inanıyorum.”
Oysa 7 yıl önce, 2019’da, “F-35 projesi için 1.2 milyar dolar ödeme yaptık. Yaşanan krize çözüm bulmayı umuyoruz. Eğer yanlış bir hamle yaparlarsa, uluslararası tahkim mahkemesine gideriz ve bugüne kadar yaptığımız harcamaları geri ödemelerini isteriz.” demişti.
Enflasyon da dikkate alındığında; F-35’e harcanan para ve S-400’ler için yapılan ödeme 5 milyar doları geçmiş durumda.
ABD’nin ipe un serdiği besbelli. Yeni patlayan fon skandalında olduğu gibi, yine milletin cebinden çıkan bu paranın da peşine düşülmesi ve hesap sorulması gerekmiyor mu?
Trump’ın BM Zirvesi’nde Körfez ülkeleriyle yaptığı toplantıda Erdoğan hakkında söyledikleriyle bitirelim.
“Tam bir sert adam... çetin cevizdir... Kendisi harika biri, benim dostum.” ifadelerini kullandı.
Oysa birinci başkanlık döneminde Erdoğan’ı, “Sert adamı oynama” diye uyarıp “Türk ekonomisini mahvetmekle” tehdit etmişti!..
Acaba ne veya kim değişti?!
Müyesser YILDIZ
2 Ekim 2026
Çok Okunanlar
ATM’lerde günlük para çekme limitleri değişti
Armudun çürümüşü…
Cristiano Ronaldo 6 ay men edilebilir
Trump’la hayırlı işler!..
Akran zorbalığı: Isladılar, darp ettiler, saçından tutup sürüklediler
12punto Afganistan’da alıkonulan Cansu’yu Türkiye’ye duyurmuştu
Sedat Peker’den Perinçek paylaşımı
Reyhanlı saldırısının faili Avrupa'ya kaçarken yakalandı!
Sosyalist Enternasyonal’den CHP ve YENİ Parti kararı
Bülent Arınç’tan AKP'ye fon krizi tepkisi: Seçimler kaybedilebilir