Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Pollyanna’yı yeniden okumak ya da pozitif psikoloji

Hepimiz okumuşuzdur Pollyanna Romanını. İyi hissetmişizdir okuduktan sonra da. Pek çok dersler çıkarmışızdır yaşama ilişkin. Her koşulda mutlu olmasını bilmek, durum ne kadar vahim olursa olsun, mutlu olmak. Yaşamın iyi yanlarını görmek, kötü yanlarını görmezden gelerek yaşamı dayanılır kılmaya çalışmak vs. 

Yoksul küçük kız oyuncak bebek beklerken, yardım kutusundan koltuk değnekleri çıkıyor. Ağlamaya başlıyor ve babası ona o hepimizin bildiği ve çoğu zaman da oynadığı o ünlü mutluluk oyununu öğretiyor. Ya o değneklere gerçekten ihtiyacı olsa daha mı iyi olurdu? Haline şükretmesi, sağlıklı olduğu ve o değneklere ihtiyacı olmadığı için mutlu olması gerektiğini öğrenir küçük kız. Aslında bir tür pozitif psikoloji tekniği de denebilir buna. İçerisinde bulunduğun olumsuzluklara üzülmek ve oradan çıkmaya çalışmak yerine daha kötüsünün de olma olasılığını düşünerek mutlu olmasını bilmek. Popüler politik söylemde sıklıkla yer aldığı üzere şükretmesini bilmek, razı olmak, koşulları değiştirmeye kalkışmak yerine devam etmek. Bir bakıma pozitif psikolojinin olanaklarından yararlanmak ve yaşamı daha dayanılır kılmak. Ama pozitif psikoloji denilen şeyin tam da bu olmaması gerekir diye düşünüyorum. 

Pozitif psikoloji son yıllarda Batılı üniversitelerin müfredatlarında ders olarak yer almaya başlamıştır. Üsküdar Üniversitesi de kurulduğu 2011 yılından bu yana Pozitif Psikoloji  ve İletişim Becerileri adıyla tüm öğrencilerin zorunlu olarak alması gereken bir ders olarak müfredatında yer veriyor. Ayrıca yine Üsküdar Üniversitesi bünyesinde bu alanın kapsamlı bilimsel sorgulamasının yapılmasına dönük olarak oldukça kapsamlı bir uluslararası kongre de gerçekleştiriyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden alanda çalışan ya da alana ilgi duyan bilim insanlarının davet edildiği kongre bu yıl da yine Nisan ayında yapıldı. Kongrede pozitif psikoloji alanı kapsamlı olarak masaya yatırıldı. Kongrede pozitif psikolojinin salt bir olumlu bakış anlamına gelmediği, sorgulayıcı, düşündürücü ve eleştirel yaklaşıma açık bir alan olması gerektiği üzerinde duruldu. Pozitif psikoloji sanıldığı gibi bir kamuflaj değil tam tersine sorunlara, olaylara, koşullara gerçekçi, sağduyulu ve akılcı bir tavırla yaklaşmak olarak değerlendirilmeli. Sorunları veya olumsuzlukları aynen kabul edip, öylece bırakmak yerine onların sağlıklı, akılcı bir anlayışla kaynağına inmek, çözüm yollarını yapıcı bir yaklaşımla ortaya koymaya çalışmak gerekir. Küçük kıza gönderilen yardım paketinden oyuncak bebek yerine koltuk değnekleri çıkıyorsa, onlara ihtiyacı olmadığını düşünerek mutlu olmasını önermek yerine yardım paketini hazırlayanların neden bu özensizliği yaptıkları sorusuna yanıt aramak gerekir. Örnekleri çeşitlendirmek mümkün. Birtakım güçler dünyaya rahat vermiyorsa, dünyayı sürekli olarak savaş gündemine maruz bırakıyorsa, ‘ne yapalım, böyle gelmiş böyle gider’ diye teselli olmak yerine barışçıl bir dünyanın mümkün olabileceği üzerine kafa yormak gerekmez mi? Ya da sorunun arka plan ayrıntılarını analiz ederek insanları bilinçlendirmek daha doğru olmaz mı? İnsanlığın kaderinde savaş varsa, barışın da olabileceği olasılığını göz ardı etmek neden? Kader denilen şey neden yalnızca kötüler tarafından yönetilsin ve kötülük üretsin ki? Nedense olumsuzluklarla, sorunlarla, kötülüklerle karşılaşınca sorumluluğu kadere yükleyip işin içinden sıyrılıyoruz. İyiliklerle, olumluluklarla kaderin ilişkilendirildiğine ise hiç rastlamadım doğrusu. Halk arasında yaygın gündelik söyleme baktığımızda da durum aynı. Birinin başına kötü bir şey gelmişse, ‘ne yapsın, kader işte’ deniliyor. Birinin başına iyi bir şey geldiğinde ise hiç duymadım doğrusu ‘kaderde bu da varmış, bu güzelliği, bu mutluluğu görmek de varmış’ diyeni. 

Pozitif psikoloji tam da bunları ele alan bir alan olarak kurgulanmalıdır. İnsanın yaşama her durumda olumlu bakması değil, her durumun insan için olduğunu kabul etmesi, ama bunun yanı sıra da insanın aklı olan, iradesi olan, dolayısıyla da kendi yaşamına yön verme yetisi olduğunu göz ardı etmemesi. Çoğu zaman bu tür alanlar ve de yaklaşımlar popüler bilimin içerisinde doğup yayılırlar, dolayısıyla da sisteme entegrasyon önerisini temel alırlar. Ancak bilimin varlık amacı yalnızca mevcut durumun benimsenmesini, onanmasını değil, değiştirilmesini de kapsar. Dolayısıyla da pozitif psikoloji denildiğinde, çıkış amacı tam da böyle olmasa bile, her durumu olumlu karşılamak değil, insanın varlık amacının olumluluk yaratmak olduğu gerçeği üzerine kafa yormaktır. İçerisinde yaşadığımız dünyada, üyesi olduğumuz toplumda, parçası olduğumuz yapıda birtakım sorunlar varsa, bunları öylece kabul ederek teselliyle sarmalanmış bir mutluluk duygusu yerine, sorunların kaynağına inmek, çözüm bulmak, durumu değiştirmek kapasitesine sahip olduğumuzu düşünerek mutlu olmak. Daha somut bir ifadeyle söylemek gerekirse, insan eğer savaş stratejileri geliştirme kapasitesine sahipse, aynı biçimde barış stratejileri geliştirme kapasitesine de sahiptir. Sorunların kaynağı insan olduğuna göre çözüm de insandadır. O halde olumsuzluklarla birlikte yaşamaya alışmak yerine, onları değiştirerek daha iyi bir yaşam kurmaya yönelmek neden olmasın? Pozitif psikolojiyi de tam olarak bu yaklaşımla ele almak onun daha işlevsel bir bilim alanı haline gelmesine katkı sağlar.