Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,7891
Dolar
Arrow
44,3482
İngiliz Sterlini
Arrow
58,8132
Altın
Arrow
7072,2428
BIST
Arrow
10.729

İlber Ortaylı’nın ardından

Türkiye bir aydınını, önemli bir bilim insanını kaybetti. O’nu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi hocalığı yıllarından beri tanırım ve hayranlıkla izlerim. Siyasal Bilgiler Fakültesinin o devasa anfileri dolup taşardı İlber Hoca’nın derslerinde. Kürsü hâkimiyeti, espriyle süslediği akıcı anlatımı, muazzam entelektüel derinliği ve bilgisiyle büyülerdi her birimizi. 

Yıllar içerisinde üniversite dersliklerinden televizyon ekranlarına, halk konferanslarına doğru genişleyen bilgi paylaşımıyla giderek bir halk aydını, toplum entelektüeli haline geldiğini görmek gurur verici. Üniversite kampüslerinde üretilen bilginin topluma aktarılması, halka mal edilmesi çok önemlidir. Halkın gündelik yaşamı içerisine işlenerek pratiğe dönüşen bilgi asıl değerine ulaşmış demektir. İlber Hoca bu anlamda gereğini layıkıyla yaptı. Tarihi, bir masal gibi anlatmayı başardı. Türk toplumu O’nu dinlemeyi, kendi tarihini O’ndan öğrenmeyi çok sevdi. Katıldığı televizyon programlarının yüksek izlenme oranlarına ulaşması bundandı. 

Gerçek bir vatanseverdi İlber Hoca. Gençlere önerisi vatanı terk etmemeleri, vatan için azimle çalışmaya devam etmeleri yönündeydi. “Gidin, gezin, görün, öğrenin, ama sonunda kendi ülkenize dönün ve burada yaşamaya devam edin” diyordu ısrarla. Çünkü biliyordu ki her insan ancak kendi vatanında değer kazanır, kendi vatanıyla bütünleştikçe büyür, yücelir. 

“Üniversiteden mezun olur olmaz yapacağınız ilk şey mobilya dükkanı gezmek olmamalı” diyordu. Vizyon sahibi kuşakların yetişmesini ülkenin gelişmesi için gerekli görüyordu. Bu nedenle de gençlere gezip görmeyi, incelemeyi, farklı kültürlerle etkileşimi, her ırktan, her toplumdan insanlarla iletişimi öğütlüyordu. Dünyayı gezip görmek, bilgi dağarcıklarını genişletmek, daha sonra gelip kendi vatanlarında yaşam kurmalarını öneriyordu. 

Cehalete tahammülü yoktu İlber Hoca’nın. Haksız da sayılmazdı. İnsanlığın başına gelen bütün kötülüklerin, olumsuzlukların kaynağında cehalet olduğunu görüyoruz, biliyoruz. Ayrıca insan, aklı olan bir varlıktır. Aklını kullanarak, kendisini eğiterek, okuyarak, gezerek, görerek, deneyim kazanarak olgunlaşabilir ve iyi şeyler yapmaya yönelebilir. Aklı olanın bilgiye mesafeli koymasını, bilimsel bilgiye, eğitime ısrarla uzak durmasını özellikle de çağdaş zamanlar adı verilen bu dönemde kabul etmek mümkün değil. Bu açıdan da arada bir biraz da espriyle karışık olmak üzere “cahille sohbeti kestim” derdi. O’nun bu nükteli değinilerini bazı kesimler kibir olarak değerlendirse de hiç ilgisi yok. O, bütün insanların eğitim almasını, okumasını, akıl odaklı düşünsel yetilerini geliştirmesini, yaşamlarını akla uygun, insanca bir zemine oturtmasını istiyordu. Çok mu şey istiyordu? Hayır, az bile söylüyordu. Allah mademki insana akıl vermiş, insanın yapacağı şey, bu aklı gereğince kullanmak, akla uygun bir yaşam kurmak, insanca bir dünya yaratmaktır. 

Yaşamı boyunca dik duran, bildiğini söylemekten kaçınmayan, kendi değerlerince, kendi tercihlerince yaşayan bir insandı İlber Ortaylı. Tüm yaşamı toplumun gözü önündeydi. Çünkü yaşamı boyunca hep düşündü, düşündüklerini hep söyledi. Hiçbir zaman belli bir ideolojinin sınırlılıklarına sıkışıp kalmadı. Entelektüel dünyasında dogmalara yer vermedi. Yer yer eleştirenler de oldu, ancak hiç aldırmadı, doğru bildiği yolda devam etti. 

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü çok sevdi. İlkelerini derinden sahiplendi ve tüm gücüyle savundu. Hastanede ağır bir hastalıktan kurtulup da gözlerini açtığında çevresindeki kadın hemşire ve doktorları görünce sevincini gizleyemedi, Türk kadınının başarısı karşısında gururlandı ve paylaşımlar yaptı, Atatürk’ün devrimlerinin hedefine ulaştığına dair. Zaman zaman kızdı, eleştirdi siyasetin aktörlerini ve politikaları, ancak hiçbir zaman ülkesine, devletine ilişkin olumsuz dışavurumlarda bulunmadı. Gittiği her ülkede, bulunduğu her uluslararası ortamda kendi ülkesini gururla temsil etti. Çünkü O gerçek bir vatanseverdi. 

Aramızdan erken ayrıldı. Daha söyleyecek çok şeyi vardı Türk gençliğine. Dersler yarım kaldı, tümceler tamamlanmadı. Ama gözleri açık gitmedi. Çünkü Türkiye O’na sahip çıktı,  çıkmaya devam edecek. Gençler O’nu çok sevdi. Verdiği öğütler kulaklara küpe, ortaya koyduğu görüşler zihinlere rehber olacak.