Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,2217
Dolar
Arrow
42,7694
İngiliz Sterlini
Arrow
57,8170
Altın
Arrow
6488,4612
BIST
Arrow
10.729

Çocuklar arası şiddetin kaynağı

Yine bir çocuk öldürüldü, bir çocuk da cezaevine gitti. Çocuklarımız üzerlerinde suç aletiyle dolaşıyorlarsa durum ciddi demektir. Normal koşullarda çocukların oyalanmak, eğlenmek, yaşama hazırlanmanın coşkusunu paylaşmak üzere bir araya gelmeleri gerekiyor. Oysa son zamanlarda çocuk yaştaki bireyler arasında akran şiddetinin yaygınlaştığını gözlemliyoruz. Şiddetin hat safhaya ulaşması, cinayete varması ise durumun ne denli trajikleştiğini gösteriyor. 

Çocuklara, oyun ya da eğlence yerine şiddeti düşündürten nedir? Çocuklar akranlarıyla buluşmaya giderken yanlarında neden suç aleti taşıma gereği duyarlar? En küçük bir tartışma nasıl olur da cinayetle sonuçlanabilir? Şiddet uygulamak, öldürmeye yeltenmek, hatta öldürmek nasıl bu kadar sıradanlaştı? Çocuk yaştaki bireyler yaşamlarının henüz başındayken gelişmeyi, iyileşmeyi, varlıklarını pekiştirmeyi değil de neden yok etmeyi ve yok olmayı seçebiliyorlar?

Bu soruların belki de tümü için akla ilk gelecek yanıt çocuklarımızın ve gençlerimizin henüz yaşamlarının baharındayken yaşama sevincini yitirmeleri ya da zaten onu hiç tatmamış olmaları. Yaşamdan ayırmayı ve ayrılmayı bu kadar kolay kabullenen çocuklar ya bir biçimde yaşama sevincini yitirmişler ya da onu hiç tatmamışlardır. 

Yaşama sevincini tatmamak ya da yitirmek. Bunun kök nedenlerine inilmediği sürece şiddet olaylarının, cinayetlerin önüne geçmek mümkün olamaz. Olayları anlık öfkelenmelere bağlayıp işin içinden çıkamayız. Çocuk yaştaki bireylerin nasıl olup da şiddete yöneldiklerinin arka plan nedenlerini ortaya koymak ve çözüm yollarını bulmak gerekiyor. Bunun için de konunun çok yönlü ele alınması, araştırılması önemli. 

Çocuğun, içerisine doğduğu aile ortamı belirleyici. Her birey doğduğu andan itibaren içerisinde bulunduğu ortamdaki kişilerin kod yüklemelerine maruz kalır. Çocuğa hangi davranış biçimleri, hangi değerler, hangi duygular, hangi düşünsel kodlar yüklenirse çocuk ona göre kişilik geliştirir. Şiddet içerikli söylemin ve davranışın ağırlıklı olduğu aile ortamlarında yetişen çocuğun şiddet eğilimi daha fazla olur. Aynı şekilde çocuğun, büyüme sürecinde anne ve babasından ya da aile yakınlarından yeterince ilgi görmemesi de onu şiddete yöneltebilir. Oysa sevgi ve ilgiyle büyütülen çocuğun şiddet kodlarını barındırması beklenmez. Günümüzde özellikle de büyük kentlerde, anne ve babanın çalışıyor olması nedeniyle, bebek yaşlardan itibaren kreşlere bırakılan çocukların, ihtiyaç duydukları sevgi, ilgi ve güven ortamından uzak yetişmeleri onları belki de ağırlıklı olarak kendilerini koruma duygusuyla savunma mekanizmalarını beslemelerine yol açmaktadır. 

Diğer yandan özellikle günümüzde çocuklar bilgisayar ortamına doğmaktalar, sanal mecralarla etkileşim içinde yetişmektedirler. Dolayısıyla da sanal mecralardan erişim sağladıkları içeriklerin etkilerinin ne denli olumlu ya da olumsuz olduklarını tahmin etmek kolay değil. Çocukların ne tür içeriklere maruz kaldıklarının öncelikle aileler tarafından çok iyi bilinmesi ve gereğinin yapılması önemli. 

Televizyon yayınlarının, özellikle de çocukların da izlediği filmlerin, dizilerin etkisinin ne denli büyük olduğu yapılan araştırmalarla da desteklenmektedir. Ancak ne yazık ki televizyon dizilerinin ve filmlerin çoğu ticari amaç odaklı yapıldığı için bilgilendirici olmaktan çok duyguları hedef almaktadırlar. Bu da çoğunlukla şiddet içerik yoğunluklu yayınlara maruz kalınmasına neden olmaktadır. 

Ve elbette ki bireyleri, dolayısıyla da çocuk ve genç bireyleri şiddete yönelten en önemli etkenlerden biri de ekonomik koşullardır. Hayal ettikleri, özlemini duydukları yaşam koşullarını ekonomik nedenlerden dolayı yakalayamayan genç bireylerin çoğu zaman bunu öfkeye dönüştürdüklerini biliyoruz. Bu yöndeki sorunun çözümü elbette ki ailelerin de ötesinde kamu otoritelerinin yetki alanındadır. Çocuk ve genç bireylerin, yaşamlarını daha anlamlı hale getirecek alanlara yönlendirilmeleri, enerjilerini yaratıcılığa dönüştürebilecekleri fırsatlar yaratılması, yetenekleri, amaçları, hevesleri doğrultusunda kendilerini gerçekleştirebilecekleri olanaklar sunulması toplum genelinde tablonun tümüyle değişmesini sağlayabilir. 

Gençlerimizin, çocuklarımızın boşluğa düşmekten kurtarılması, kendilerini gerçekleştirmelerine olanak verilmesi, bu yönde gerek ailelerin gerekse de kamu otoritelerinin bir araya gelerek sorunlara birlikte çözüm getirmeleri ciddi önemdedir. Yaratıcılığa, kendisini gerçekleştirmeye dönüşmeyen enerjinin tehlikeli patlamalara yol açabileceğini unutmamak gerekiyor. Nitekim bütün bu şiddet patlamalarının en önemli nedeninin de bu olduğunu görüyoruz. 

Bu toplumun hiçbir bireyi haksız yere yaşamdan koparılmamalı ya da çocuk yaşta cezaevine kapatılmamalı. Şiddete maruz kalarak yaşamdan koparılan da şiddet uygulayacak kadar yaşamdan vazgeçmiş olan da bu toplumun çocukları. Onları korumak, kollamak, hayata, topluma ve ülkeye kazandırmak ise bu toplumun görevi.