Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Tartışmadan çatışmaya narsistik dışavurum

Sokakta, caddede, trafikte, pazarda herkes öfkeli, herkes saldırgan. İnsanlar tuhaf bir cinnet halinde. Evler huzur ve güven ortamı olmaktan çıktı, şiddetin beslenip büyütüldüğü yerlere dönüştü. Aile bireylerinin bir araya gelip hoşça zaman geçirdikleri bir an yok neredeyse. Aile içinde küçükten büyüğe ya herkes kendi sosyal medya dünyasına kapanıp ailenin diğer bireylerinden soyut ya da kendi sosyal ilişkilerine odaklı. Öyle ki aile bireyleri fiziksel olarak bir aradayken bile aslında birlikte değiller. Birbirlerinin sosyal medya iz sürümlerini yaparak ancak etkileşim içinde bulunabilmekteler. Sosyal medya iz sürümlerini yapmalarının temelinde ise güvensizlik yatıyor. Aile içinde yeterli iletişim kurulamayınca aile dışındaki ilişkiler merak konusu ediliyor. Herkes birbirinin sosyal etkileşim ortamlarını kontrol etmeye yöneliyor. Bu da çoğu zaman aile bireyleri arasındaki ilişkiler için ciddi tehdit oluşturuyor. 

Saldırgan ve çatışma eğilimli ilişkiler işyerlerini de iş yapılamaz hale getiriyor. İnsanlar her bir iş yerinin gereği olan profesyonellik anlayışı içerisinde işine odaklanmak yerine birbirlerini izlemekle meşgul oluyorlar. Bulunduğu iş ortamının gereği olan niteliğe sahip olmayan, yeterli performans gösteremeyen kişiler iş yerinde kalıcı olmanın yolunu diğer çalışanları izlemek, açık aramak, klikleşerek güç odakları oluşturmaya yönelmek gibi eğilimler içerisine giriyolar. Yani işe odaklanmak yerine ilişkilere odaklanmak. Bu da iş yerlerinin çalışma yeri olmaktan çıkıp çatışma yerine dönüşmesine yol açıyor. 

Burada belki de temel sorun tartışma kavramının çatışmayla karıştırılmasıdır. Tartışma demokrasiler için önemli bir oluşturucu unsurdur. İnsanların farklı fikirler üretmesi, tartışması doğruya ulaşmak açısından önemlidir ve demokratikleşme de böyle mümkündür. Ancak tartışabilmek için fikir üretmek gerekir. Üretim yoksa paylaşım da olmaz. Paylaşımın olmadığı yerde çatışma araçlarına yönelim söz konusudur. Fikirsel bir üretimi olmayan, tartışma ortamına etkin katılamayanlar çatışma yaratarak varlık göstermeye çalışırlar. 

Aynı şey somut üretim süreci için de geçerli. Modern öncesi geleneksel toplumları anımsayalım. Paranın henüz değişim aracı olarak yaygın kullanımda olmadığı takas dönemine uzanalım. Alışveriş, üretenler arasında mümkündü. Üretmeyenin bu ilişkiye katılımı mümkün değildi. Yaşamını sürdürmek için herkesin bir biçimde üretim sürecinde yer alması, emek koyması, üretime katkı yapması ve ürettiğini değişim aracına ve de paylaşıma dönüştürmesi gerekir. Üretim sürecine dahil olmayan, emek vermeyen, üretmeyen ise yaşamını sürdürebilmek için sömürü araçları geliştirmeye yönelir. 

İnsan olmanın doğası üretmeyi gerektirir. Üretmek, bulunduğu ortama katkı sunmak, gelişmek, geliştirmek, iyileşmek, iyileştirmek insan olmanın doğası gereğidir. İnsan ürettikleriyle varlık gösterir. Üretmeyen, geliştirmeyen, iyileştirmeyen ise hiçlik üzerinden varlık göstermeye yönelir. Hiçlikten beslenen egonun dışavurumu ise narsist kişilik özelliğidir. Bulundukları ortama, aileye, çalıştıkları kuruma, topluma katkı sunmayan kişiler zaman içerisinde geliştirdikleri narsist kişilik özellikleri nedeniyle herkes tarafından onaylanmak için çeşitli yollara başvururlar. Başkaları üzerinde baskı kurmak, aynı ortamdaki diğer kişilerle ilgili olumsuz algı oluşturmak, başkalarına yönelik karalama kampanyalarıyla kendilerini temize çıkarmaya çalışmak, asılsız bilgi yayarak ortamdaki diğer kişileri huzursuz etmek, huzursuzluk üzerinden kaos oluşturmak, kaostan beslenerek üste çıkmak, çıkar elde etmek vb. narsist kişilerin ortak özellikleri arasındadır. 

Narsist kişilik özelliğine sahip insanlar sosyal ortamda da görünür olmak ve ilgi çekmek için giyim tarzlarıyla, sergiledikleri tavır ve davranışlarla, yüksek sesle konuşarak, durup dururken kavga çıkararak, çatışma yaratarak dikkatleri üzerlerinde toplamaya çalışırlar. Çünkü onlar her ortamda ve her durumda diğer insanlar tarafından haksızlığa uğradıkları, mağdur edildikleri inancındadırlar. Ailede, okulda, iş yerinde, sosyal ortamda herkes onlara kötülük yapmak için uğraşıyordur. Dolayısıyla da savunma mekanizmasını ve de saldırı mekanizmasını sürekli canlı tutarlar. Bu da toplumun hemen tüm katmanlarında ve yapılarında çatışma potansiyelinin yüksek olmasına neden olmaktadır. 

Toplumda narsist kişilik özelliğine sahip insanların sayısı giderek artıyor. Bu da toplumun tüm katmanlarında şiddetin, çatışmanın, kavganın, gerginliğin, korkunun, kaygının giderek artmasına neden oluyor. Bugün toplumun yüzde seksenden fazlası antidepresan ilaçlar kullanıyorsa, konuya bu açıdan da bakılmasında yarar var. Bugün toplumda uyuşturucu madde kullananların sayısında büyük artış varsa, konuyu bu açıdan da değerlendirmek gerekir. Uyuşturucu ticaretinin yaygınlaşmasının yanında bu maddeye ihtiyaç duyanların sayısındaki artışın nedenlerine de bakmak lazım. 

Ve bütün bunların temelinde öncelikli olarak eğitimin olduğunu burada vurgulamak isterim. Eğer eğitim sistemimiz nitelikli bireyler yetiştirerek topluma gönderebilseydi bugün belki de çok daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Doğduğu andan itibaren uygun eğitim sürecinden geçen her birey toplum için kazanca dönüşür. Dolayısıyla da eğitim sistemimizin sorgulanması ciddi öneme sahiptir. Toplumda giderek artan sayıda mutsuz insan ve de mutsuzluk veren insan varsa bunun kök nedenlerini tüm yönleriyle masaya yatırmak gerekiyor.