Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
50,2327
Dolar
Arrow
42,7761
İngiliz Sterlini
Arrow
57,9589
Altın
Arrow
6399,3101
BIST
Arrow
10.729

Çalışkan gazeteciler...

"Şu mektepler olmasa Maarifi (Milli Eğitim) ne güzel yönetirdim" sözünü kim, nasıl söylediği, söylendiği günden bu yana hep yapılmaktadır. Espiri olarak söylenen bu söz dizisi onu söyleyen? Halim Paşa'nın (o dönemin en silik bakanı olduğu yazılır) sözleri olarak zaman zaman kullanılır. II. Abdülhamid döneminde, 20. yüzyıl başlarında söylendiği iddia edilen bu sözlerinin eleştiri olarak bir öğretmen tarafından da söylediği iddia edilmektedir. O günün öğretmenleri, mektepleri, hatta öğrencileri pelli perişandır. İsyan düzeyinde olay ve eylemler yapmaktadırlar. O nedenle yöneticileri eleştirmek için de söylendiği bazı kaynaklarda geçmektedir. Günümüzde de bir çok alanda, bakanlık ve yöneticilerin uygulamalarına karşı söylenebilir.

Denetimin sadece muhalif yöneticiler, belediye ve çeşitli kurumlar için baskı aracı olarak kullanıldığı bilinmektedir. Muhalefet partili belediyeleri yüzlerce kez denetimden geçerken, iktidar partilere ait belediyelerde ise çok nadir denetim yapılmaktadır. Bu ayrımcılık bugün geçerli olan Başkanlık sisteminde daha sık uygulanır olduğu su götürmez.

Çalışan, işi gücü habercilik olan gazetelerin hergün olmasa bile haftada bir kaç kez, yazdığı bir yazı, haber, sosyal medyada attığı bir tiwit nedeniyle palas pandıras gözaltına alındığı hatta tutuklandığını görüyoruz. Cezaevlerinde ne kadar tutuklu gazeteci var? izlemekten yoruluyoruz.

Emekliler ve diğer çalışanlar gibi gazete çalışanları da ekonomik zorluklar içinde oldukları bir gerçektir. Ekonomik sıkıntılarını, geçim dertlerini mı düşünsünler? yoksa yayınladıkları yazı ve haberlerden başlarına geleceklerle mi uğraşsınlar?.

Türkiye'de en zor ve sakıncalı meskeklerin başında gazete ve görsel basın çalışanları gelmektedir. Devlet yöneticilerinin baskısı yanında yerel yönetimlerin tutumları da onların yaşam koşullarını daha da zorlaştırmaktadır.

Bu kadar zor koşullar yanında güzel, içimizi serinleten olaylar da olmuyor değil. Fethiye'de gazetecilik yapan Erdal Orhan'ın ölümünün 3. yılında Fethiye Gazeteciler Derneği tarafından bir anma töreni düzenlendi. Fethiye Turizm ve Otelcilik okulu toplantı salonunda, başta Fethiye Kaymakamı olmak üzere kalabalık bir katılımcı önünde 2025 yılının en başarılı gazetecilerinin bazılarına "10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle" başarı plaketleri verildi. Basın hayatının çeşitli alanında başarı plaketleri alkışlar arasında verilirken beni de plaket vermem için kürsüye çağırdılar. Fethiye'de yıllardır tanıdığım, cenaze törenlerine kadar her etkinlikte, eylemde görmeye alıştığımız Erdoğan Cankuş'a plaketi mutlulukla verdim. Fethiye için gecesini gündüzünü önüne katan basın emekçi dost ve hemşerimi içten kutlarım. Ayrıca dernek yöneticilerini Fethiye değerlerine sahip çıktıkları için tebrik ederim.

Bu arada günümüz yerel basının sorunlarının bazılarına burada değinmek isterim.

İzmir'de düzenlenen ve CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer'in ve bir çok değerli yerel gazetecinin katıldığı panelde çığ gibi artan sorunlar gözler önüne serildi, tartışıldı.

Çakıröz, "Yerelde gazetecilik o bölgenin insanının sorunlarının aynasıdır, o kentin meselesidir ama aynı zamanda demokrasinin ve gelişmelerden haberdar olma meselesidir. Yerelde basın olmazsa halkın çıkarını, kamuoyu yararını kimse korumaz. Kente, doğaya, emeğe karşı işlenen suçları basın olmazsa kim ifşa edecek? Çocuklarımıza okullardaki tarikat baskısını, zeytin bahçelerine çökmek isteyenleri, yangınlarda, depremlerde ihmallerine rağmen rahat bir şekilde yataklarında uyuyanları kim ortaya çıkaracak? O yüzden Anadolu'da basın susturulmuşsa, yerelde demokrasi çökmüş demektir. Anadolu'da basın büyük sıkıntılarla karşı karşıyadır. Özellikle yerelde artık doğrudan sansürle değil ilan keserek, reklamı yönlendirerek ekonomik olarak boğarak susturulmak isteniyor." dedi.

Yerel gazeteciler işsizlik başta olmak üzere ekonomik zorluklar içindedir. İstihdam en önde gelen sorunlardan biridir.

İlan hakkının engellenmesi. Anadolu gazetelerinden 103'ü ilan hakkından feragat etmiştir. Bu bile yerel kamuoyunun oluşumunda çok önemli olan yerel basına vurulan darbenin başında gelmektedir. Ulusal basında önde gelen Merdan Yanardağ, Enver Aysever gibi gazetecilerde olduğu gibi yerel basında da soruşturmalar, kovuşturma ve hatta tutuklamalar, basın çalışanlarını bıktırmıştır.

Sağlık çalışanlarına karşı yapılan taciz, dövme gibi şiddet uygulama ve saldırılar basın emekçilerine de uygulanmaktadır.

Yazımın başında değindiğim gibi "basın ve basın emekçileri olmasa bu ülke ne kadar güzel yönetilir" diye içinden geçiren yönetici ve iktidara sunulur.

Çare tabiki var. CHP'nin yeni kabul edilen "parti programının" uygulamaya geçirilmesi ile ulusal ve yerel basının sorunları çözülecektir. Az kaldı. Ülkemiz bu kara günleri atlatacak, tam bağımsız ve demokratik Türkiye'de "her şey çok güzel olacak".

Tabiki "önce sağlık" ondan da siz sorumlusunuz.

Prof. Dr. Nurettin DEMİR