Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
55,9569
Dolar
Arrow
48,6668
İngiliz Sterlini
Arrow
64,9552
Altın
Arrow
6892,2323
BIST
Arrow
13.550

Kaşif Kozinoğlu bilmecesi!

Haberlerini algoritmaya bırakma, hangi kaynağı okuyacağına sen karar ver. 12punto'yu tercih ettiğin kaynaklar arasına ekle!

2011 Haziran ayında yapılan seçimlerde 24. Dönem Muğla Milletvekili olarak seçildim. Meclisteki kayıtlardan sonra TBMM'de yemin krizi çıktı. 

Kriz 1 aya yakın süre devam etti. Yemin krizinin nedeni tutuklu milletvekillerinin salıverilmemesiydi. Milli İrade çiğneniyordu. CHP Milletvekilleri olarak 11 Temmuz 2011'de yeminimizi yaptık.

Milli irade ile seçilmiş MHP'den (Engin Alan) olmak, 2 CHP'den Mustafa Balbay (CHP - İzmir), Mehmet Haberal (CHP - Zonguldak), Engin Alan (MHP - İstanbul) Hatip Dicle (bağımsız - Diyarbakır) (Milletvekilliği düşürüldü) İbrahim Ayhan (BDP destekli bağımsız Şanlıurfa, Gülser Yıldırım (bağımsız Mardin) , Kemal Aktaş bağımsız Van) Selma Irmak (BDP bağımsız Şırnak TBMM'ne katılmaları engelleniyordu.

CHP'li vekiller olarak, bu özel yemin oturumunda yakalarımıza "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazılı ve üzerinde TBMM silüeti bulunan özel milli irade kokartlarını takarak genel kurula katılmıştık.

Yeminden sonra CHP-CK ( CHP -Ceza Evleri Komisyonu) kuruldu. Çalışmalara hızla başladık. İlk ziyaretler yeminden hemen sonra, Temmuz ayı sonlarına doğru tutuklu gazeteciler ve milletvekillerine yaptık. Meclis çalışmalarının yanında seçim bölgelerimizdeki çalışmalarımız ile cezaevleri ilgili çalışmalarımız başa baş gidiyordu. 

Genel Başkan Yardımcısı, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'ya cezaevlerinden yağmur gibi mektup yağıyordu. Komisyon üyeleri arasında siyasi yaşamda yeni yer alan Yeni Parti Genel Başkanı Manisa Milletvekili Özgür Özel ve birkaç Milletvekili arkadaşımız, cezaevlerindeki sorunları, yakınmaları, ihbarları, mahkumlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın, hiç yorulmadan, gidiyor, görüşüyor, araştırıyor ve izliyorduk. 

Komisyonumuz, 2012 yılının başlarında Adana Pozantı Cezaevi'nde tutuklu ve mahkum çocukların maruz kaldığı cinsel istismar, şiddet ve kötü muamele iddialarının yakından ilgilendik ve istismarı kamuoyuna yansıttık. Sonra bilindiği üzere soruşturmalar ve cezaevinin kapatılması hala hafızalarımızdadır. 

Marmara (Silivri) Yüksek Korumalı Cezaevi en çok gittiğimiz cezaevlerinin başında geliyordu. Prof.Dr Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Soner Yalçın, Doğu Perinçek ve daha pek çok tutukluyu sıkça ziyaret edip yaşadıkları sıkıntıları görüşüp, mecliste gündeme getiriyorduk. 

Özellikle Tuncay Özkan ve Kaşif Kozinoğlu'nun sıkıntılarını yakından görüşebiliyor, konuşabiliyordum. Hekim olmam nedeniyle çok özel işkence olaylarından da söz ediyorlardı.

Kozinoğlu’nun yüzünden ileri derecede tedirginlik okunuyordu. Kozınoğlu ile görüşmemde "Sayın Hocam. İlaçlarımla sürekli oynuyorlar. Değiştiriyorlar. Beni öldürecekler. Bişeyler yapın yada yapılmalı." diye görüşmemiz sırasında bana iletmişti.

Komisyon ve Milletvekili olarak edindiklerimizi sık sık mecliste gündeme getiriyorduk. Aynı zamanda soru ya da kişisel görüşmelerimizle elde ettiğimiz sorunları o günün İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına iletiyorduk. Ama ne yazıkki yeterince yanıt alamıyorduk. Söz konusu bakanlar bizim ilettiklerimizle yeterince ilgilenmiyordu. Kılları kıpırdamıyordu. 

Bugün geldiğimiz noktada Adalet Bakanı ölümü kuşkulu Kozinoğlu dosyasını açtığını söylüyor. O günün savcı ve bazı yetkilileri tutuklatıyor. Yeterli mi? Daha yukarılara bakmalı, ve ihmal etmemeli. Kozinoğlu ile ilgili L tipi Cezaevi koğuş görevlileri, sorumlu personellerden, cezaevinden ambulansla hastaneye sevkine, ölümüne kadar süreçler çok titizlikle incelenmelidir. 

Günlük sporunu yapan, fiziksel olarak sağlıklı görünen Kozınoğlu'nun tutuklandıktan sonra ilk sağlık muayenesinde kalp ile ilgi rahatsızlığının olduğu olmadığı araştırılmalıdır.

Kozinoğlu olayı basit bir kalp krizi ya da cinayet olayı olmadığını düşünüyorum. Arkasında taşıdığı gizem buz dağı misali çok büyük olduğuna inanıyorum. 

Özellikle Afganistan, Orta Asya ile ilgili raporları tek tek incelenmeli ve araştırılmalıdır. Umarız bir sonuç alınır. 

Dosyanın açılması hiç yoktan iyidir. Ama bazı gerçekler varki, bugünkü iktidar ve Adalet Bakanını bu gizemi sonuçlandırabilecekleriyle ilgili derin kuşkularım var.

Dosyanın yeniden açılmasını gelmekte olan seçimlere yönelik bir girişim, şov olarak görüyorum. Ne yazık ki bakan düzeyinde onların bu sorunu çözmeye güçleri yetmez.

Bu konuya başlamışken bugün geldiğimiz noktada cezaevleri ne haldedir?

2011 yılındaki cezaevlerinde yaşam koşulları 15 yıl geçmesine rağmen bir dirhem düzeltilmedi, iyileşmedi. Hatta daha da kötüleştiğini söyleyebilirim. 

İktidara ve Adalet Bakanına seslenmek isterim, siz "Ailem Güvende" operasyonundan önce yıllardır süregelen ve son yıllarda daha da artan cezaevlerinde kötü yaşam koşulları düzeltin. Devlet güvencesinde olan "Tutuklu ve Mahkumların" güvenliğini ve yaşam koşullarını iyileştirin. 

Cezaevlerinin yeniden, çağımıza uygun hale getirebilmek için genel af kaçınılmaz gibi görünüyor. Ne dersiniz?