1970 yılı Ağustos ayı, iki piyade, komando subayının sıkı bir piyade eğitimi aldık. Heybeliada'nın Ağustos sıcağında epey sıkı bir askeri eğitimdi. Heybeliada Askeri Lisesini bitirmiş bir öğrenci olarak Deniz Harb Okulu öğrencisi olmanın ön koşullarından biriydi piyade eğitimini almak.
Söz konusu eğitimi tamamlayanlar "meç kuşanma töreni"ne katılma hakkını kazanırdı. O yıllarda sivil okullardan gelen öğrenciler de bu eğitimi alırlardı.
Sivil liselerden Harp Okullarına sonradan katılanlara genelde biz "kabak" öğrenci derdik. 15 Temmuz Kalkışma hareketinden sonra o güzelim askeri okullar kapatıldı. Şimdilerde Harp okullarına katılan öğrencilerin hepsi kabak olunca, bu söylemde ya da ayrımda kullanılmıyordur artık. Çünkü hepsi kabak.
Askeri okullara yada harp okullarına hazırlık ya da intibak eğitimleri şimdilerde de devam ettiğini öğreniyoruz. Ordunun bir ferdi olmanın ilk adımı bu eğitimlere katılmak tabi ki gereklidir ve devam etmelidir. İntibak eğitimlerinden sonra genellikle Eylül ayında yapılan "meç takma törenleri" de yapılmaya devam ediyor. Meç, bele takılır ve epey de havalıdır.
Meç, keskin olmayan, yalnızca süngü gibi batırılarak yaralamaya yarayan, düz ve ensiz kılıç. Meç takma töreni, orduya katılmanın ilk adımı, ilk nişanesidir. Ben 1979 yılında Tıp Fakültesini kazanıp, Askeri öğrencilikten ayrılmaya karar verince, Heybeliada Askeri Deniz Lisesi bahçesinde düzenlenen meç törenine katılamadım. “Eğer törene katılırsan Deniz Harp Okulundan ayrılamazsın” dediler. Heybeliada'da Deniz Lisesinin bahçesindeki çam ağacının altından gözü yaşlı olarak, sınıf arkadaşlarımın meç takma törenlerini izlemiştim. İçimde bir uhde olarak kaldı. Evet meç takmak orduya katılmanın bir nişanesi yanında bir onurdur da...
Konuyu NATO'nun kuruluşunun 36. yıl zirvesi 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da yapıldı. Mehter takımlı karşılama, Ankara Caddelerinin geçici süslemeleri, Trump karşılama törenleri ile anılacak. Ama en önemlisi de NATO ülkelerinin liderlerine verilen silah, tabanca ile anılacak. NATO'un kuruluş amacı neydi; "Barışı korumak, sürdürmek, savaşlara karşı olmak ve insanlığı savaşlara karşı güvence altına almak" değilmiydi?…
Bazı köşe yazarlarının da değindiği gibi, tabanca hediyesinin verilmesi ile ilgili yorumlarda; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "biz küçük silah üretiminde dünyada, ilk sıralardayız, bizi unutmayın" ticari bakış açısıyla açıklasalarda ülkemizin barış karşısındaki imajını zedelemiştir. Özellikle Atatürk'ün "Yurtta barış, cihanda barış" ilkesine ters düşmüştür. Keşke; birer zeytin fidanı ya da barışı simgeleyen bir "güvercin" hediyesi pek yakışırdı. Hele Filistin’deki soy kırım, katliamlarının sürdüğü ve Ortadoğu Petrol savaşlarının sürdüğü bir dönemi de göz önüne alırsak , bir çok NATO liderinin ve barışseverleri yadırgattı, üzdü. Savaşı simgeleyen silah, tabanca, barıştan yana olan Türk Milletine hiç yakışmadı.
37. Nato zirvesi Arnavut’lukta yapılacak. Umarım barış o ülkede anımsanır.
Biz Atatürk’ün “ Yurtta barış, Cihanda barış” sözünü rehber etmeye devam edeceğiz.
Çok Okunanlar
Özgür Özel yeni partinin adını ilk kez açıkladı!
Gözaltındaki avukat Ece Güner’in ifadesi ortaya çıktı
Memurların 14 günlük maaş farkı hesaplandı
Haluk Levent'in emniyetteki ifadesi ortaya çıktı
Hemşire kılığına girip bebek kaçırmaya çalışan şüpheli adliyede
'Ceddin Dede'yle karşıladık da sonuç?!
Bir temmuz gecesi
Kayıp ihbarından vahşet çıktı: Babasını parçalayıp tuvalete gömmüş
FETÖ'nün 15 Temmuz'u: Farz-ı kifaye
Küreselleşme komada