Ajet ile İzmir Esenboğa üzerinden Elazığ'a tam zamanında indik. Akşam olmuş hava kararmıştı. Tunceli'ye doğru TÜLOV ( Türkiye Tanıtım Araştırma Demokrasi ve Laik oluşum Vakfı) YK yeni başkanı Ramazan Tanal ile Tunceliler VIP dolmuşundayız. Tanal tekrar altını çizdi "VIP ile gidiyoruz" dedi. VIP?
Halkın, minibüsten (Minibus) ziyade dolmuş dediği 17 kişilik araçlara Tunceliler dolmuş, minibüs adlarını kendilerine yakıştıramamışlar ki birde VIP ( çok önemli kişi yada kişiler) İngilizce kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltmayı eklemişler. Geçmişe baktığımızda "dolmuş" kelimesinin "minibüs" kelimesinin atası olduğu söylenir. Aslında bu konunun geçmişi İstanbul'da 1934 yıllarına dek gider. Dolmuş, Minübüs ve VIP...
Yağan karların beyazlığı ayın aydınlatması kadar olmasa da zifiri karanlıktan daha aydınlık bir yolculuk yaptık. Tunceli'ye yaklaştıkça karın kalınlığı da artıyordu.
Yolculuğumuz süresince özellikle gençlik yıllarımızın devrimci türkülerini dinleyerek geçti. Son durakta VIP yolcu onur ve gururuyla, Ramazan Tanal ile birlikte indik. Yollar buz tutmak üzereydi. Kaymayalım diye dikkatlice Şaroğlu Oteline doğru yürürken soğuk da kendini hissettiriyordu. Otel girişinde CHP PM üyesi, önceki dönem Tunceli Milletvekili Sayın Polat Şaroğlu ile karşılaştık. Bizi görünce sevindi. Bizleri buyur ettikten sonra eşyalarımızı resepsiyona bırakıp, içimizi ısıtmak üzere otelin verandasında bulunan "OT Restoranta" girdik. Daha sıcak bir masa bulup oturduk. Çorbalarımızı içerken bir Tuncelili tanıdık masamıza geldi ve benim karşıma oturdu.
Buluşmanın ilk hoşbeşinden sonra, Tunceli, Munzur ve Kamer Genç sohbetlerini yaparken yan masadan 25-30 yaşlarında bir delikanlı yerinden kalktı. Hışımla karşımızdaki konuğumuza var gücüyle vurmaya başladı. Benim şaşkınlığım ile birlikte Ramazan Tanal ve restoran personeli vuran kişiyi apar topar yakaladılar ve dışarı çıkardılar. Konuğumuz sakinleşince sordum "Hiç tanımıyorum!? ilk defa görüyorum" dedi. Bizim gibi salondaki herkes şaşkın ve birbirimize bakıyorduk Acaba neden oldu ve neler oluyor?
Konuğumuz biraz daha oturup izin isteyerek kalkıp gitti. Yetkililer ve restoran çalışanlarından herhangi bir açıklama da gelmedi. Restoran boşaldı, biz de odalarımıza çıktık. Sabah kahvaltıya indiğimizde olayı sorguladık, kimse herhangi bir açıklamada bulunamadı. Konuğumuz da otele bizi almaya geldi. Çaylarımızı yudumlarken akşamki nahoş olayı sorduk. Saldırgan, konuğumuzu geç saatte aramış, özür dilemiş ve "telefonunuzu yeni bulabildim. Kusura bakma sizi birine benzettim" demiş. Bu kadar kolay mı? Her gün bu tür ölümle sonuçlanabilen olayları haberlerde görüyor ve çevremizde yaşıyoruz. Daha fazla detaylara girmiyorum.
Sinirler gergin. Hangi TV kanalını açarsanız açın, filmlerde, dizilerde silahlı, kavgalı sahneler gırla. Kadın cinayetleri, sokak olayları, okullarda eli silahlı öğrenci haberleriyle dolu. Siyasette gergin saatler, TBMM üyeler ve parti sözcülerinin demeçlerindeki gerginlikler, suçlamalar. Ekonomide geçim sıkıntılarının evlere, eşlere ve iş yerlerine hatta sıradan kadın ve çocuklara kadar ulaşan şiddet olayları yaygınlaşmış durumda. Dünya geneline baktığımızda Gazze olayları, hergün olmasa sık sık ABD başkanı Trump başta olmak üzere bazı devlet başkanlarının yaptığı çirkin hareket, demeç ve gerginlikler hem bireyler düzeyinde hem de küresel yaşamda bir moda olma yolunda yaygınlaşıyor. Bu gerginliklerin sonu nereye varacak? Dünyanın huzura ihtiyacı yok mu?
Halkın vekili Kamer Genç'in ölümünün 10. yılında, ailesi (eşi Sevim Hanım, çocukları Seçil ve Seçkin) ve sevdikleriyle birlikte, mezarı başında buluştuk. Özlemimiz hiç bitmedi. Onun muhteşem TBMM mücadelelerini, insan sevgisini, Munzur ve Tunceli sevdasını bir kez daha söylemlerimizde dile getirdik.
Her yıl 22 Ocak'ta mezarı başına gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve diğer dostlarının emekliler ve emekçiler için Meclisteki mücadeleleri nedeniyle onları kutladığını ve keşke ben de orada olsaydım der gibi bir duruşu vardı.
Özellikle Veli Ağababa'nın Meclis kürsüsündeki mezar taşı ve tabut eylemini coşkuyla alkışlıyordu. Omuzlarımıza dek yükselen karların altında, dua ve karanfiller arasında, Munzur dağlarıyla baş başa bırakarak veda ettik. Ayrılırken, çok arzuladığı ve bize emanet ettiği "Özgür, Demokratik ve Tam Bağımsız Türkiye" idealine ulaşmak için çıktığımız bu yolda yanımızda olduğunu hissettiriyor ve bizleri el sallayarak uğurluyordu. Ben öyle hissettim.
Ruhun Şad Olsun halkın vekili Kamer Genç.
Çok Okunanlar
10 seyahat sitesine erişim engeli talebi!
Kürtler, neden tarihten ders almıyor?
Sevgilisini öldüren Gamze'nin ifadesi ortaya çıktı
En yüksek promosyon veren bankalar belli oldu
Polisin açılıma karşı çıkması da 'Cumhurbaşkanına Hakarete' bağlandı...
4-5 bakanın değişmesi gündemde!
Barış Yarkadaş TGRT Haber'den ayrıldı: Yeni adresi belli oldu
Şişli’deki vahşette gözaltına alınan 3 kişi hakkında yeni gelişme!
'Ünlüler ve iş insanları gizlice kayıt altına alındı'
Allianz’la dans