Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Muhalefet medyası ve halk: 'Kitle ikna silahları'

Muhalefet ve Macaristan'daki ABD-AB salıncağından girecek, sonra da “sermayenin has partisi” diye bir hayale odaklanmış “demokratik arayışın” Türkiye solunu nasıl kötürümleştirdiğinden çıkacaktık. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Türkiye'deki korkunç çöküşe rağmen muhalefetin çaresizliği nedeniyle başka bir şeylerin altını çizmemiz gerektiğini düşündük.

Gerçekten de, Viktor Orban'dan Peter Magyar'a geçen iktidar kartının Türkiye'de de yinelenebileceği iyimserliğinin ne anlama geldiğini uzun uzun tartışmaya gerek yok. Macaristan bizim gibi bir ülkeye hiçbir açıdan örnek olamaz. Gerçi Orban-Magyar oyunu, artık gündemde olmayan Recep Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu oyunundan çok da farklı değil, ama büyük Türkiye'ye küçük Macaristan model falan olamaz. Ama bunu düşünenler var.

Şunu görüyoruz: Muhalefet diye masaya oturtulmuş ve miting sayılarıyla övünen senaryo, gerçekten acınacak bir düzeysizlik gösteriyor. Davutoğlu'nun ahı da vahı da kalmadığı için, onun yerine AKP'den iktidarı CHP ve yardımcılarının alabileceği düşünülüyor olmalı. Ekrem İmamoğlu olmazsa Özgür Özel, o da olmazsa Mansur Yavaş... Belki başkaları da masaya sürülebilir.

Oraya doğru gidiliyor.

İyi de, neden?

“KİTLE İKNA SİLAHLARI”

Şuraya dikkat çekerek başlayalım: Budapeşte'deki “pek şaşırtıcı” seçim başarısından bir gün önce Ankara'da bir küçük toplantı yapıldı ve burada gerek bütünsel bir güç olarak Türkiye'nin gerekse de Türkiye aydınının neden çok önemli olduğuna dair bir işaret öne çıktı.

12punto'nun düzenli yazarı Bahadır Selim Dilek, geçen cumartesi Ankara'da düzenlenen ve nedense düşük katılımlı fakat önemli bir toplantıda, Prof. Dr. Örsan Öymen'den sonra bir konuşma yaptı. Dilek orada çok haklı, yaratıcı ve acıtıcı saptamalarda bulundu. Bu saptamalardan biri düzen içi muhalefetin hesaplarına ve onun medyadaki iki şirketine bakarak yapılmış olmalı. Deneyimli gazeteci Dilek'e göre, artık kitle imha silahlarını andıran bir “kitle ikna silahı” ile yüz yüzeydik. Bu toplantıdaki Dilek'in, Prof. Dr. Öymen'in ve avukat Muhammed Aybars Akdoğan'ın akıl açıcı konuşmalarını, teknik kalite istenen düzeyde olmasa da, YouTube'da izlemek mümkün.(*)

Bahadır Selim Dilek'in sadece iktidar medyasına değil muhalif medyaya da bakarak yaptığı yaratıcı saptamalar doğrudur. Bu konu, ki bir “muhalefet tuzağı” olarak da adlandırılabilir, kitap ve yeni makaleler, toplantılar halinde işlenebilir. Dilek'in halkı uyuşturma, hareketsizleştirme, ölmeden mezara koyabilme gücüne sahip medyaya yapılan güzellemelere karşı dillendirdiği reddiyeye ve muhalefetin zaaflarına yönelik dikkatli vurgularına katılmamak mümkün değil.

Şu anda Türkiye'de açık İslamcı bir kadronun elindeki iktidara ilk seçimde son vereceklerini iddia eden “aman bir tatsızlık çıkmasın muhalefeti”, AKP'nin en önemli şansı. Bunu CHP ve DEM'in tabanında ve alt kadrolarındaki insanlar da fark ediyor.

O zaman, halkın öfke gazının alınması ve köklü bir yeni iktidar arayışının frenlenmesi mi gerekiyor? Muhtemelen.

Korkunç bir yoksullaşma ve savaş tehlikesi karşısında bir çıkış yolu arayan halkın yaratacağı basıncı, düzen içi muhalefet partilerinden çok, “makbul muhalif medyanın” önleyebileceği ortada. Sorun orada değil. Sorun, yeni ve ilerici bir Türkiye için elini taşın altına koymak isteyen insanların, bu kumpasa bile isteye katılması. Seçim sandığına -galiba- 13 kez tıpış tıpış gidip, sağcılardan sağcı beğenerek görevini yerine getirdiğini, laikliğin ayaklar altına alındığı bir ülkede mafya ekonomisi üzerinde yükselen dinci bir iktidara karşı çok etkili bir mücadele verdiğini düşünen insanhların, bu oyunu farklı aktörlerle 14'üncü kez oynamaya hazır/teşne hale getirilmesi mi gerekiyor? Bütün ayarlarıyla oynanmış ve çökertilmiş bir cumhuriyetin hangi muhaliflerce nasıl yenileneceğini düşünen var mı?

“Kitle ikna silahları” çerçevesinde, yok.

Çeyrek asırda cumhuriyetin bütün kazanımlarını yerle bir edebilmiş, bunu da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir “anomali” olduğu görüşünü milliyetçiler ve dincilerle paylaşan liberal teknokratlar sayesinde başarmış bir gerici iktidar, bundan daha uyumlu bir muhalefet, bundan daha etkili bir medya desteği bulabilir mi?

Kitle ikna silahlarının, özellikle muhalefetin elinde çok etkili olduğunu görmemek, duymamak için kör ve sağır olmak gerekiyor. Burada bir oyun var.

Soru şu: Bu gerçeği sadece biz birkaç kişi mi biliyoruz? Bu gerçeği Türk medyasındaki yancı medya silahşörleri kadar, onlara karşı olduğunu düşünen binlerce muhalifimiz de biliyor olamaz mı? Susmalarının bir nedeni olmalı.

Onların bir iktidar senaryosu çizememesi, Ankara'da muhalif sanılacak bir Peter Magyar tipi gölgenin cumhurbaşkanlığına oturma olasılığını kolaylaştırıyor. Belki de bu senaryoyu hazırlıyorlar.