Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
51,4850
Dolar
Arrow
44,4973
İngiliz Sterlini
Arrow
58,7512
Altın
Arrow
6806,2388
BIST
Arrow
10.729

Futbolun savaş cephesi: Messi’nin vicdanı

Messi’nin 5 Mart’ta Beyaz Saray’da kendi kalesine attığı son golüne işaret etmiştim son yazımda. 

Şubat’ın ilk gününde ise, “füzelerin insanlara yaklaşmasını bekliyoruz” diye başlamıştım, “bir çocuk gibi soruyorum” derken, çocukça karşı çıkmıştım savaşa...

Sonra vuruldu çocuklar. 

Şubat’ın son gününde Amerika’nın İran’a yönelttiği bombardımanlarda vuruldular... Bilgiyi, geleceği, etiği temsil eden en güvenli yerde: bir ilkokulda.

Bilginin, teknolojinin yarattığı ama etiğin, vicdanın durduramadığı Amerika’nın ‘Tomahawk’ füzeleriyle vuruldular. 

Herkes öğrendi füze isimlerini de, füzelerin vurduğu çocuklar bir sayı olarak kaldı: 153-160-175-...

Belki de, tarih dersinde öğrenecekleri savaşlara henüz sıra gelmeden, bir savaşın kurbanı oldular. Bir kız ilkokulunda korunamadılar, doğrudan kendilerine yönelen bir füzeyle öldü onlar.

O gün ve o günden sonra çocukların bazıları Messi formasının içinde öldü, hala ölüyor... Messi bazı hayranları için son golünü kendi kalesine attı.

Messi yer değiştirirken zihnimde; benim gibi düşünen bazıları için, bundan sonra atacağı tüm goller anlamsız, forması yasaklı oldu. İran’daki bazı taraftarları ise internetten uzak, olup bitenden bihaber, belki hala Messi foması giyiyor...

Yaşayan çocuklar için yazıyorum bugün;

Üzerlerinde Messi formasıyla hala yaşayan, bugünün sadık taraftarları, yarının oyun kurucuları için.

Messi’nin Beyaz Saray’da kendi kalesine attığı golün üzerinden dört hafta geçti; Messi’den gelecek bir açıklama, bir özür, bir geri adım, beyaz bir bayrak bekledim.

O, “profesyonelce” maça çıkmaya devam etti, gol skorunu 902’ye yükseltti.

Profesyonellikle politik görüş karşı karşıya gelebilir, para karşı karşıya gelebilir, ego bile karşı karşıya gelebilir. Her şey gelir de vicdan gelemez diyorum... 

“Vicdan” bir şeyin karşısına geçtiğinde diğer şey kenara çekilmeli.

Aynı Messi değil miydi, 2013 yazında Ortadoğu’da ‘Barış Turu’na çıkan Barselona forması ile Filistinli çocuklarla antrenman yapan?

“Filistinliler zulüm görürken, olmaz” diyerek, 9 Haziran 2018 tarihinde Arjantin’in İsrail ile gerekleştireceği hazırlık maçını iptal ettiren...

Futboluyla alkışlara layık bir futbolcunun, Lionel Messi’nin 5 Mart günü Beyaz Saray’da Trump’ın savaşa ilişkin sözlerini alkışlayışından beri sabrımın sınırında en azından “profesyonel” bir özür beklerken;çocuklara, gençlere, yetişkinlere yönelttiğim Messi’nin hem insani hem de profesyonel duruşuna dair küçük bir araştırmanın arasında yazıyorum:

Messi 898. golünü kendi kalesine mi attı?

Kendi kalesi neresidir insanın?

Hadi profesyonel açıdan bakalım: 

Kendi kalesi neresidir dünyanın dört bir köşesinde çocukların sırtında ismi yazan bir markanın?

Kendi kalesi oynadığı takım mıdır bir futbolcunun?

Peki ya o futbolcu Ortadoğu’da ya da Çin’de, dünyanın herhangi bir yerinde çocukların sadece formasında değil yüreğinde de yazan bir isimse... Değişir mi kale?

Bekledim, bir stadyum içinde, tribünlerde otururken bile futbola uzaktan bakan gözlerimi Messi’ye diktim, bir özür bekledim.

Hayranlarının, toplumun, çocukların tepkilerine karşı bir açıklama yapar mı diye...

Çünkü, futbol benim için ‘futbol’un dışındaki her şeydir.

Tıpkı 2020 yılında, 30 yıl aradan sonra şampiyonluğa kavuşan Livepool’un Anfield Stadyumunda maç yerine seyirciyi izlediğim gibi izledim Messi’yi de; Beyaz Saray’da Trump’ın “öldüreceğiz” diye biten sözlerini alkışladığı günden beri...

Stadyumda maç izlerseniz heyecanlı taraftarlardan golü gözlerinizle göremezsiniz belki, ama aynı anda yükselen sesler golü görmekten öte hissettirir.

Ne kadar dışında olursanız olun futbolun, taraftarın coşkusuna seyirci kalamazsınız…

Bugün de futbola seyirci kalamadım.

Dünya tersine ya: “Messi ağlasa ne olurdu” diye düşündüm…

Messi barış için ağlasaydı, gözyaşları diner miydi ya da susar mıydı ağlayan çocuklar? 

Kaçırdığı şampiyonluk gollerindeki gibi, forma giydiği takımlara vedalarındaki kadar bile olsa yetmez miydi? 

Messi en son dün, 1 Nisan’da Arjantin’in Zambiya’yı 5-0 yendiği maçta ağlamış. Arjantin için belki son kez forma giymesiydi göz yaşlarının sebebi...

“Arjantin” denince, efsane futbolcu Maradona geliyor hemen aklıma; Irak Savaşı için Bush’u “katil” ilan edebilen Maradona...

Peki Messi, kendisine ilişkin araştırmalarım sırasında sıkça göz yaşlarına rastladığım ve “duyarlı” bir imaj çizen Messi, nasıl oldu da dünyayı karşısına alan Trump’ın yanında, ağlatan tarafta yer aldı? 

Dedim ya, futbol ‘futbol’dan öte: Yeşil saha bazen bir savaş üssü, atılan gol de bir seyir füzesi gibi görünebilir.

Bir tarafta masum taraflar, bir tarafta dünyanın karşı çıktığı bir figür. 

Durum benim gözümde, dünyanın karşısında bir yıldızın varoluş inşaasında sıradan profesyonel bir seçimden öte: 

Messi Beyaz Saray davetine karşı duramadı, bazıları bunu profesyonellik saydı. Törene katıldığı yetmezmiş gibi İran’a düşen bombaları alkışladı, Trump’a imzaladığı pembe-siyah bir top hediye etti.

Çocukların sevdiği şekerler, kurduğu düşler kadar “pembe” bir top.

Üzerlerine düşen karabasanlar, füzeler gibi “siyah” beşgenlerle işlenmiş hem de... 

Nasıl iyi bir zamanlama, 5 Mart 2026, füzelerin altında Oscar provası gibi yıldızlı bir geceydi (!)

Böyle bir savaş... Böyle bir dünya… 

Yıllar önce, Filistin’deki zulme karşı maç iptal eden ve Ortadoğu’da ‘Barış Turları’ düzenleyen Messi, küçük bir çocuk sevdi diye sevmiştim ben de seni. Hiç umurumda olmadı futbolun kazananı kaybedeni. O küçük çocuklar anlamadı belki nedenini ama “üzerindeki forma kirlenmiş” dedi çıkartıp attı anneleri.

Şimdi kendi forması bedenine dar gelen Messi, söylesene o günden bugüne vicdanında ne değişti?

Siyasetle de milyonlarla da kol kola gezen hala futbolsa, dün döktüğü göz yaşlarındaki vicdanına inanıp pası Messi’ye atıyorum bugün.

Trump Messi’den güç alabilir mi bilmem, ama belki barış alabilirdi.

Hala alabilir mi?

Spikerin söylediği gibi “Encara Messi”yani top hala Messi’de ama bu sefer “por la paz”- barış için olsun. 

Messi barış için oynasa; kazanmak da kaybetmek de sahada kalsa.

Futbol tüm gücüyle barışa taraf olsa. 

Futbol sadece futbol değilse;

BARIŞA oynasa artık dünya,hem de DEPLASMANDA.

Dünya Kupası’nda, hem de Amerika’da.

Yaşayan çocuklar için diliyorum şimdi:

Pandemide,boş kalan yeşil sahalarda çiçekler açmıştı ya baharlar önce; 

Füzelerin harp başını açsak bu bahar,

Patlayıcı yerine farklı coğrafyaların çiçeklerinden tohumlar koysak.

Tomahawk’tan tohumlar atsak.

Pembe çiçeklerle af dilesek çocuklardan,

Ardımızda af dileyeceğimiz daha fazla çocuk bırakmadan...

Savaşa karşı dursak.

Nazım Hikmet’in Hiroşima’nın ardından yazdığı şiire atıfla;

‘Çocuklar öldürülmese’ artık ‘şeker de yiyebilseler’...