Savaş, Kırmızı bir İran halısında Oscar’lık bir film değil, gerçek şimdi!
Savaş, yeşil sahada karşı tarafı yenmekten de başka... Kazananı hiç olmadı, insanlık bir kez daha kaybetti. Son golünü kendi kalesine atan Messi gibi.Tüm seyirciler yenilgiyi hissetti.
Ve biz, hepimiz öyle bir dünyada seyirci...
Kırmızı halıdan geçip, yıldızların arasından sıyrılan bir savaş filmini mi yoksa “çok uzak diyarlarda” havada dağılan füzelerden düşen yıldızların mı karşısına geçsek…
Bugün hangi filmi izlesek?
Amerika Birleşik Devletleri İran’ı bombalarken, aynı gece, bir yandan da Oscar törenine ev sahipliği yapıyordu.
İş bölümü ve uzmanlaşma bu olsa gerek (!)
Hangi ekrana bakarsanız bakın, yıldızlar havada uçuşuyor!
Dünyanın ironisi devam ediyor:
En iyi film dahil 6 Oscar “adalet şiddetle sağlanamaz” diyerek güncel bir eleştiri sunan “Savaş Üstüne Savaş” diye çevrilen “One Battle After Another” filmine gidiyor. Belgesel dalında ise Putin’e karşı bir belgesel “Mr. Nobody Against Putin” ödüle layık görülüyor.
Alkışlıyoruz… ‘Hayat devam ediyor’ ya da onların diliyle ‘Show must go on’…
Hayat kimliklerimizle, kimliksizleştirilmelerimiz arasında devam ediyor...
Filistinli bir aktörün oynadığı bir film Oscar için yarışabiliyor ama aktör Filistinli olduğu için törene katılamıyor.
“İnsan, rol aldığı bir film kadar değer göremiyor” diyorum.
“Yoksa ‘Hind Rajab’ın Sesini’ aday gösterdiğimiz için mutlu değil misiniz?” diyor dış ses, sonra ekliyor:
“Siz yoksa asla mutlu edemediğimiz protest tüketicilerden misiniz? Sizin için ne yapabiliriz?”
“Barış!” diyorum, bir hayalin içinde sayıklar gibi usulca…
“Üzgünüz, biz özgürlükler ülkesi bu sıralar İspanya Başbakanı kadar açık görüşlü ve özgür değiliz. Belki de bu kadar mutlu olmaya sizin bütçeniz yetmiyor. Biraz daha gayrete ne dersiniz?”
Protest bakışlarımdan hiç rahatsız olmadan ve “mutluluk dağıtan” tavrından vazgeçmeden, yanı başımda durması beni ürkütüyor; elimi uzatıyorum, parmaklarım bir hologramın içinden geçiyor…
New York’ta irili ufaklı her mağazada kasa önüne geldiğimde alışveriş deneyimimden mutlu olup olmadığımı soran ve ürün yanında bana “mutluluk” da ikram eden çalışanlar geliyor birden aklıma…
Sonra kaldırımda yanımdan geçerken “fularının rengine bayıldım” diyen beyaz yüzlü yaşlı kadın… Karşı kaldırımdan el sallayarak aynı marka bebek arabasına sahip olduğumuza işaret ederken gözleri parlayan mutlu bir Latin Amerika’lı…
Kimisi için “küçük mutluklar ülkesi”
Küçük mutluluklar ve derin yaralar kıtasını keşfeden İspanya’dan sesler yükseliyor:
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez savaşa karşı duruşu temsil edip, o basit iki kelimeyi dile getirmeyi başarıyor: No to War!
Sánchez, savaşı başlatanların dilinden “Savaşa Hayır” derken savaşın 19. gününde diplomasi yerine hala füzeler konuşuyor.
“Teknoloji ve dünya savaşla büyür” diyor ruhundan vazgeçmiş eski bir makine. Böyle büyük savaşlardan sonra dünyanın nasıl geliştiğini anlatmaya devam ediyor...
‘İnsansız’lığın da ‘vicdansız’lığın da nereye kadar ilerleyebileceğine dair hala merakınız var mı?
Gelecek bir tarafa; bugünlerde pek çoğumuzun dilinde eski günler... Bu, kişisel bir geçmişi özlemekten başka bir şey. Eski dünyayı özlüyoruz bunca gelişmenin içinde.
Öngörülebilir, kontrol edilebilir, tanıdık, varsa da yoksa da, azıcık da olsa “vicdana” inanılan eski dünya…
Yeni dünya kontrolümüzden çıkıyor, bizi kontrolü altına almaya kalkıyor.
Bir dev çıkıyor elimizdeki ekrandan, ‘stealth’ gibi radarımıza yakalanmadan:
“İşte oldu, kara kutu çözüldü” diyor, “insan şimdi avuçlarımda!”
Geleceğin öngörülemezliğine ve teknolojinin insanı öngörme çabasında aldığı yola inat insan; insana dair tüm öngörülemez savunma mekanizmalarıyla, her açılan kilidi için ‘kara kutu’nun, kendi içine yeni bir ‘kara kutu’ ekliyor ve öngörülemezliğiyle koruyor yine kendini…
Veri tabanlarının, yapay zekaların, algoritmaların henüz duymadığı sözlere, henüz öngöremediği güçlere de sahip insan; vicdan bir gün ayaklanmayı bekliyor…
Tersine bir keşif gibi, o gün insana dönecek dünya…
Hayat devam edecek…
İspanyollar’ın Amerika’yı yeniden keşfi gibi dünya, bilmem kaçıncı kez,‘barış’ı keşfedecek.
Sonra herkes, “Yurtta barış, dünyada barış” diyecek...
Çok Okunanlar
AKP'den CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e Akın Gürlek tepkisi
İmamoğlu aday olamazsa CHP'nin adayı kim olmalı
Kafe yöneticisine Atatürk Barış Ödülü vermek!..
Emperyalizme karşı en büyük güç: Millî Birlik
İran-Amerika savaşı sürerken, Türkiye üzerinden silah geçişine yeni düzenleme
Ersan Şen'den 'tapu' gündemine dair 'orijinal değil' çıkışı
Dışişleri Bakanı Fidan: Savaş, ciddi riskleri beraberinde getiriyor
Özgür Özel Akın Gürlek'in malvarlığını açıkladı
Akın Gürlek'ten Özgür Özel'in malvarlığı iddialarına yanıt!
Savaş kırmızı bir İran halısında Oscar'lık bir film değil