Sefa Taşkın

Sefa Taşkın

Taş yerinde ağırdır-132. unutmayalım, unutturmayalım

Anadolu’nun en önemli tarihi yerlerinden biri olan Bergama/Pergamon’un eşsiz güzellikteki Zeus Sunağı 1864-78 yılları arasında açıkça kaçakçılıkla, 1878-1886 yılları arasından şaibeli izinlerle Almanya’ya götürülmüştü. 

Zeus Sunağı ile birlikte Bergama’nın sayısız tarihi eserini Berlin’e kaçıran mühendis Carl Humann önderliğindeki Alman hırsızlık şebekesi resimdeki, böyle güzel bir heykeli hiç geride bırakır mı? 

O zamanki Alman Emperyalizmi kendi tarih merakını giderdikten, ona sahip olma duygusunu tatmin ettikten, ne kadar soylu olduğunu kendine inandırdıktan sonra bu güzel kadının büstünü/heykelini de nehir ortasında, su içindeki kalın duvarlı bir hapishaneye benzeyen Berlin Müzesi'ne kapatmış.

Sanat tarihçileri bu heykelin Helenistik Dönemde, İ.Ö.3.-2.yüzyılda Batı Anadolu’ya egemen olan Pergamon’un kraliçeleri/ ecelerinden birinin görüntüsü olabileceğini bildiriyor.

Görünümü gerçeküstü olacak kadar eşsiz bu güzel hanımın, kentin soylu kadınlarından biri de olabileceği düşünülüyor.

Kralların aksine bugüne kadar Pergamon Kraliçelerinden hiç birinin tanımlı heykeli, büstü bulunamadı. 

Oysa Satyra, Antiokhis, Apollonis, Stratonike gibi Kraliçeler/Eceler yaşamış Pergamon’un poyrazlı Akropolü'nde.

Kyzikoslu/Erdekli Apollonis, güzelim Zeus Sunağının inşasını tamamlayan Kral II.Eumenes’in annesi, Kapadokyalı gelin Stratonike ise eşiydi.

Bu muhteşem mermer eser İ.Ö. 2.yüzyılın 2. çeyreğine, muhtemelen Pergamon’un kralı II.Eumenes zamanına (İ.Ö.197-159) tarihleniyor. 

Apollonis ile gelini Stratonike’nin Pergamon sarayının hanımefendileri olduğu döneme. 

Onlar Kral oğullarına, eşlerine ülke yönetimlerinde yardımcı olan sıradışı kadınlardı.

Belki de bu zarif büst onlardan birine aittir.

O zamanlar sönük bir kent olan Roma’da yapılan dedikodularda Pergamon Kraliçelerinin altın işlemeli giysiler giydiği söylenirmiş!

Pergamon’un zenginliği, parlaklığı göz alıcıymış!

Bir büst değil, bir heykelin üst kısmı olması da muhtemel bu soylu hanımın saçları mermer üzerine tel tel işlenmiş. Alnını bir taç gibi sarmış. 

Sırtına aldığı atkısını başına bir duvak gibi örtmüş. Vücudunu sıkıca saran giysisi bedeninin güzelliğini de gözler önününe seriyor.

Başını hafiçe soluna doğru eğmesi hanımın görünümüne bambaşka bir hava veriyor.

Masumiyet?

19.yüzyıl sonunda, Carl Humann adlı bir Alman mühendis önderliğindeki organize kaçakçılık şebekesi Bergamalı, bu benzersiz güzellikteki hanımın heykelini Bergama Akropolünde, Zeus Sunağının olduğu terasta, Sunağın kuzey doğu köşesinde bulmuş.

Yanında “baştan çıkarıcı zerafet, güzel kadın başı” denilen bir başka mermer kadın heykel başı varmış.

Bu mermer eserler kazılarak toprak altından çıkarılmış. Bergama’nın bağrından koparılmış.

Yani kazılıp, çıkarılıp, kaçırılarak ya da şaibeyle yurt dışına götürülmeselerdi, yakın bir gelecekte Türkiye Cumhuriyeti onları ortaya çıkarıncaya kadar toprak altında uyuyacaklardı.

El toprağında, Berlin’de değil anayurdunda, Bergama’da olacaklardı.

Güzel kadının heykelinin boyutları 65 x 68 x 47 cm. Çenesinden saçlarına kadar yüzünün yüksekliği 20.5 cm.

Bergama’da bulunduğu yıl, bugünkü Berlin Müze/Hapishane kayıtlarında bildirilmiyor. Götürülme bilgileri verilmiyor. 

Muhtemelen ya kaçırılmış ya da o da şaibeli bir izinle yurt dışına çıkarılmış.

Berlin’deki Müze/Hapishane Numarası: “AvP VII 87”.

Yine hiç sıkılmadan, arlanmadan Alman yetkililer ona Zeus Sunağı gibi “Prusya (Almanya’nın önceki adı) Kültür Mirası” demiş. 

Emperyalizmin buyruğuyla Bergama mermeri birden Berlin taşı oluvermiş! 

Ne garabet!

Güler misin ağlar mısın? 

ZEUS SUNAĞI VE BERGAMA ESERLERİ SOĞUK ve PUSLU BERLİN’E DEĞİL, GÜZEL BERGAMA’YA AİT. MUTLAKA GERİ GELMELİ, EVİNE DÖNMELİDİR!

(Kaynak: http://www.smb-digital.de/eMuseum, Database-Antikensammlung), https://www.deutsche-digitale-bibliothek.de/item/PGPPNZZACCVUYJKDIAYRBZLOEQYQTDWS=


Sefa Taşkın

Sefa Taşkın Tüm yazıları için tıkayın