CHP üzerinde “mutlak butlan” kılıcı sallanmaya devam ediyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin itirazlarına rağmen Saray’daki bir klik tarafından “CHP’nin 38. Olağan Kurultayı” ile ilgili “mutlak butlan” kararının çıkması için yargıya baskı yapıldığını biliyoruz.
CHP yönetimi bunu engellemek için 21 Eylül 2025’te Olağanüstü Kurultay düzenledi ve delegeler Genel Başkan Özgür Özel’e güvenoyu verdi.
Ama süregelen dava, bu kurultayı muhatap almıyor.
Yani Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’in yarıştığı ve Özel’in ipi göğüslediği 38. Olağan Kurultay ile ilgili tartışmalar sürüyor.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in “etkin pişmanlıktan” faydalanması da “mutlak butlan” kararına adım adım yaklaşıldığını gösteriyor.
Yargıda ve “mutlak butlan”ı isteyen iktidar fraksiyonunda Kılıçdaroğlu aşkı harlandıkça harlanıyor. “Casusluk Davası”nda tutuklu yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ da savunmasında buna değinmişti.
Sayın Kılıçdaroğlu, AKP güdümündeki medyada görevlendirilen isimlere “partiyi yeniden yönetme arzusunda olduğunu” birkaç kez dile getirdi.
Bunlar Ankara ve CHP kulislerini takip edenler açısından bilinmedik bilgiler değil.
Geçtiğimiz günlerde CHP’de çok uzun yıllar yöneticilik yapan, klişe tabirle “CHP’yi iyi bilen”, Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu ile diyaloğu olan bir isimle konuştum.
Kendisiyle uzun sayılabilecek bir görüşme gerçekleştirdim.
Görüşlerine başvurduğum “CHP’nin ağabeyi”, kamuoyunda CHP’yi tartıştırmak istemediğini özellikle belirtti.
Trollerin ateşe körükle gittiğini söyledi. İmamoğlu’nun “akademisyen” görünümlü trolleri ile Kılıçdaroğlu’nun Saray güdümlü kalemşörlerinden bir hayli dert yandı.
Haksız sayılmaz…
Kendisine “Sorunlar ve problemler beraber oturulacak bir yemek masasında çözülmez miydi?” diye sordum.
Açıkça şöyle dedi: “Evet, düzelirdi ancak biz bunu maalesef organize edemedik.”
“Mutlak Butlan” gündemiyle ilgili Kılıçdaroğlu’nun tutumuna dair de soru ilettim.
“Derin bir kırgınlığın olduğundan” bahsetti.
“CHP’nin akil insanları” olarak bu meselede de etkin olmak istediklerini ancak başarılı olamadıklarını söyledi. Eski genel başkanların da bu konuda devreye girdiğini, ancak başarılı olamadıklarını ekledi.
Hâlâ bir umudu olduğunu söyleyebilirim.
CHP’nin kaderini “Saray yargısı”na bırakılmasını akıl almaz buluyor. Her ne kadar sağduyunun sesi olmak istese de, “mutlak butlan” meselesinin partiye nasıl bir zarar verdiğini ve bu gündemi köpürtenlerin sorumluluğunu ifade etmekten geri durmuyor.
“Saray yargısı” eliyle partinin dizayn edilmemesi gerektiğini ısrarla söylüyor.
Türkiye’nin içinden geçtiği süreci, İran ve Ortadoğu’daki gelişmeleri, ekonomideki alt üst oluşu da konuştuk.
Ülkenin, geniş kapsamlı bir af ihtiyacına da değindi.
Konuştuğum eski CHP’li kurmay, önümüzdeki dönemde herhangi bir görev talebinin olmadığını, CHP ile ilgili kamuoyunda yeni bir tartışmanın öznesi olmak istemediğini ısrarla vurguladı.
Zira, konuştuğum aklı selim CHP’liler arasında bu analizleri dile getiren tek isim de değil.
Memleket hızla erken seçime ilerlerken, bu erken seçimde “bir dönem daha Tayyip Erdoğan, sonra da Bilal…” formülü konuşulurken CHP’nin iç meselesini bir an önce çözmesi gerekiyor.
Bakalım karşılık bulacak mı?
Çok Okunanlar
Galatasaray yönetimi 11 alanda tam yetki aldı
4 yaşındaki Aren Eren açlık ve susuzluktan öldü
Ev almak için biriktirdiği 1 kilo altın çöpe atıldı
Hastanede yangın paniği
Deniz kültürü yasakla değil aşkla gelişir
CHP'den 86 vekil ile 74 il başkanı o partiye katılacak
Cumhuriyet Halk Partisi'nin bagajı
Tamar Tanrıyar'dan Albayrak ailesine 1 Temmuz uyarısı
Kuru eleştiri: Bir oyalanma siyaseti
Deniz Göktaş'tan stand-up gösterisi için şaşırtan hamle