Bazen gerçekten düşünüyorum:
Araba kullanmak için ehliyet gerekiyor.
Silah taşımak için ruhsat gerekiyor.
Bazı meslekleri yapabilmek için diploma, sertifika, yeterlilik belgesi gerekiyor.
Ama dünyaya bir çocuk getirip onun bütün güvenliğinden sorumlu olmak için hiçbir şey gerekmiyor.
Belki de gerekiyor arkadaş!
Çünkü bazı görüntüleri izleyince insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Ana baba olmak için de bir ehliyet mi lazım?
Dün Beşiktaş’ın İnönü Stadı’nda Avrupa kupası maçı vardı.
Yaklaşık 40 bin Beşiktaşlı Dolmabahçe’de, stadın çevresinde maç saatini bekliyor. Maç günü atmosferini bilen bilir. Formalar, tezahüratlar, kalabalıklar… İnsanların tansiyonu normal bir salı öğleden sonrasına göre biraz daha yüksek.
Tam bu ortamda Galatasaraylı bir baba çıkıyor ortaya.
Yanında tahminen 10-12 yaşlarında oğlu.
Babanın üzerinde Galatasaray forması.
Çocuğun üzerinde Galatasaray forması.
Neredeler?
Beşiktaş Stadı’nın önünde!
Adam telefonu çıkarmış, içerik çekiyor.
TikTok mu, Instagram mı, YouTube mu bilemem.
Mesajı ise gayet açık:
“Bakın, biz Galatasaraylıyız. Formamızı giyer, Beşiktaş Stadı’nın önüne geliriz. Kimse de bize bir şey yapamaz.”
Peki kardeşim…
Senin derdin ne?
Kendini mi ispatlıyorsun?
Galatasaray’ın büyüklüğünü mü?
Beşiktaş taraftarının hoşgörüsünü mü test ediyorsun?
Yoksa üç beş beğeni, birkaç bin izlenme, belki biraz takipçi uğruna oğlunu da yanına alıp sosyal medya için “meydan okuma videosu” mu çekiyorsun?
Üstelik Türkiye daha birkaç gün önce Ankara’da yaşanan rezaleti konuşmuşken…
Kucağında küçücük bir çocuk bulunan bir babanın yanında, çocuğun üzerindeki Fenerbahçe forması yüzünden olay çıktı. O küçücük çocuğun formasının çıkarıldığı görüntüleri hepimiz izledik.
Polis araya girmese olayın nereye varacağını kim bilebilir?
O görüntüler daha hafızamızdan silinmedi.
Şimdi sen kalkıyorsun, kendi oğlunun üzerine Galatasaray formasını geçirip 40 bin Beşiktaşlının toplandığı maç günü kalabalığının ortasına giriyorsun.
Niye?
İçerik çekmek için!
İşte benim aklımın almadığı yer burası.
Belki şuna güveniyorsun:
“Beşiktaş taraftarı çocuğun yanında bir şey yapmaz.”
Muhtemelen doğru.
Nitekim yapmadılar da.
Ama sen baba olarak çocuğunun güvenliğini, tanımadığın 40 bin kişinin sağduyusuna teslim edebilir misin?
Oradaki 39 bin 990 kişi dünyanın en medeni insanı olabilir.
Ya kalan 10 kişi?
Maç öncesi alkol almış olabilir.
Kendini bilmez olabilir.
Provokasyona açık olabilir.
Bir anda etrafınızda üç-beş kişi toplansa…
İtiş kakış başlasa…
Birisi elindeki telefonu düşürse…
Birisi bağırsa…
Birisi karşılık verse…
Sen o küçücük çocuğu nasıl koruyacaksın?
Babalığın ilk refleksi bu değil midir zaten?
“Çocuğumu tehlikeden nasıl uzak tutarım?”
Sen ise tehlike ihtimalinin bulunduğu yere çocuğunu kendi ellerinle götürüyorsun.
Üstelik zorunda olmadığın halde.
Tesadüfen oradan geçiyor olsan anlarım.
Evin oradadır, yolun oradan geçiyordur, başka seçeneğin yoktur…
Hayır.
Adam özellikle gidiyor.
Telefonunu açıyor.
Formaları giyiyor.
Çocuğunu yanına alıyor.
İçerik üretiyor.
İşte burada artık mesele Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe meselesi olmaktan çıkıyor.
Bu bir ebeveynlik meselesi oluyor.
Hatta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bile üzerinde düşünmesi gereken bir mesele.
Yanlış anlaşılmasın…
“Çocuğunu elinden alın” falan demiyorum.
Ama çocuğunun güvenliğinden birinci derecede sorumlu olan bir ebeveyn, sosyal medya uğruna çocuğunu böyle gereksiz bir riskin içine sokuyorsa bunun hiçbir karşılığı olmaması da bana tuhaf geliyor.
Belki babaya verilecek en anlamlı ceza şöyle olurdu:
Bir sonraki Beşiktaş-Galatasaray maçında aynı Galatasaray formasını giyecek…
Aynı telefon elinde olacak…
Aynı yerde içerik çekecek…
Ama bu kez oğlu yanında olmayacak!
Bakalım yine gider mi?
İşte bütün mesele burada.
Çünkü insanın aklına kötü bir ihtimal geliyor:
Çocuğunu yanında olduğu için mi bu kadar cesursun?
Çocuğun sana farkında olmadan bir güvenlik kalkanı mı sağlıyor?
“Yanımda çocuk var, kimse dokunmaz” diye mi düşünüyorsun?
Eğer öyleyse iş çok daha vahim.
Çocuk kalkan değildir.
Çocuk sosyal medya aksesuarı değildir.
Çocuk “challenge” malzemesi değildir.
Çocuk algoritmaya sunulacak figüran hiç değildir.
Sevgili futbolseverler…
Değerli anneler, babalar…
Güzel memleketimin güzel insanları…
Zaten yeterince gerilmiş bir ülkede yaşıyoruz.
Takım taraftarları birbirine kızgın.
Siyaset yüzünden insanlar birbirine kızgın.
Kimlikler, görüşler, mahalleler birbirine kızgın.
İnsanların birbirleriyle çatışmak için bahane aradığı bir ortamda bir de çocuklarımızı bu hesaplaşmaların içine sokmayalım.
Futbol eğlencedir.
Rekabettir.
Takılmadır.
Şakalaşmadır.
Yenilirsin, kızarsın.
Kazanırsın, böbürlenirsin.
Ertesi hafta yine maç izlersin.
Ama çocuk başka şeydir.
Çocuğun güvenliği bütün bunların üzerindedir.
Velev ki o video 10 bin beğeni aldı.
Velev ki 100 bin Galatasaraylı seni takip etti.
Velev ki “Helal olsun abi, büyük adamsın” diye yüzlerce yorum geldi.
Değer mi?
Bir saniyelik kontrol kaybında oğlunun yaşayabileceği korkuya değer mi?
Elbette buradan Beşiktaş taraftarına da bir parantez açalım.
Kimse kimseye formasından dolayı sataşmamalı.
Çocuğu yanında olsun olmasın.
Galatasaraylısı da Fenerbahçelisi de Trabzonsporlusu da Beşiktaş Stadı’nın önünden geçebilir.
Normal olan budur.
Medeniyet de budur.
Ama hayat bize her zaman “normal insanlardan” oluşan steril ortamlar sunmuyor.
Babalık da zaten biraz bunun hesabını yapabilmek değil midir?
“Ben haklıyım” demek başka şeydir.
“Çocuğumu riske sokmam” demek başka şey.
Sosyal medyada içerik üretmek kolay.
Öyle şeyler görüyoruz ki artık…
İsterseniz sokağın ortasında pantolonunuzu indirin, emin olun onu da izleyen çıkar.
Milyon görüntülenir.
Ama her izlenen şey doğru değildir.
Her alkışlanan şey akıllıca değildir.
Her viral olan şey de marifet değildir.
O baba ve oğlunu dün önce Allah korudu.
Sonra da Beşiktaş taraftarının sağduyusu.
Ama ebeveynlik, çocuğun güvenliğini Allah’a ve rakip takım taraftarının sağduyusuna havale etmek değildir.
Önceliğiniz çocuklarınız olsun.
Beğeni sonra gelir.
Takipçi sonra gelir.
Futbol zaten her hafta var.
Ama bir çocuğun hafızasına kazınan korkuyu bazen yıllarca silemezsiniz.
İşte bu yüzden tekrar soruyorum:
Ana baba olmak için gerçekten ehliyet gerekmiyor mu?
Çok Okunanlar
3 kardeşin son görüntüleri ortaya çıktı
Tutuklu Erdal Beşikçioğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na dikkat çeken sözler
Filenin Sultanları Letonya'ya şans tanımadı
Fenerbahçe'de Talisca için ayrılık iddiası
Hilmi Tuna Kuriş yurt dışına kaçış hazırlığındayken yakalandı
Rasim Ozan Kütahyalı'nın tahliyesinde dikkat çeken ayrıntı
'Demokrasinin yolu Silivri’den değil İmralı’dan geçer' demişti
FC 27’de Beşiktaş reytingleri açıklandı
Erdoğan ile CHP’li başkan arasında dikkat çeken diyalog
Motorine bu gece zam bekleniyor