Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış haberleri bul
ve ve
ve ve
ve ve
Temizle
Euro
Arrow
52,0252
Dolar
Arrow
43,5617
İngiliz Sterlini
Arrow
59,6155
Altın
Arrow
7052,6595
BIST
Arrow
10.729

İran’a müdahale: Caydırıcılık mı, kaos mu?

İran’a yönelik olası bir saldırı artık yalnızca diplomatik bir pazarlık unsuru olarak değil, somut bir askeri saldırı olasılığı haline gelmiştir. Ancak bu ihtimal yalnızca İran’ın nükleer programı ya da rejimin geleceğine yönelik olarak algılanmamalı. Olası bir saldırı bunların da ötesine geçerek bölgesel güç dengelerini ve uluslararası ittifakları doğrudan etkileyecek sonuçlar doğuracaktır. 

İran’a yönelik olası bir saldırı tartışması, çoğu zaman “olur mu, olmaz mı” sorusuna indirgenmektedir. Oysa asıl mesele, böylesi bir saldırının Ortadoğu ve küresel sistem üzerindeki sonuçlarının neler olacağıdır. Mevcut ekonomik durum dikkate alındığında, küresel ekonominin böyle bir senaryoya ne kadar hazır olduğu konusu da belirsizliğini korumaktadır.

Beklenen operasyonun, nükleer ve enerji tesisleri ile birlikte, dini lider dahil üst düzey yönetim kadroları ve Devrim Muhafızlarına bağlı merkezleri hedef alabileceği değerlendirilmektedir. Devrim Muhafızları’na yönelik tesislerin önemli bir bölümünün yerleşim alanlarının içinde ya da hemen yakınında bulunması nedeniyle olası bir saldırı sivil can kayıpları açısından yüksek risk oluşturacaktır. Böyle bir operasyonun ABD ve İsrail ortaklığıyla gerçekleştirilmesi ise çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimalini güçlendirmektedir.

İran’ın son dönemde içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi koşullar nedeniyle vekil güçleriyle olan bağlarının zayıfladığı görülse de savaş ihtimali bu yapıları yeniden harekete geçirebilir. Özellikle dini liderin hedef alınması gibi bir senaryo, yalnızca İran’da değil, Şii dünyasının genelinde sert ve kontrol edilmesi güç tepkiler doğurabilir.  

Her ne kadar bazı Körfez ülkeleri İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecine girmiş ve ABD askeri varlığına ev sahipliği yapıyor olsa da bu ülkelerin büyük bölümü İran’a yönelik doğrudan bir saldırıya karşı olduklarını açıkça dile getirmektedir. Bu tutum, bölgeyi etkisi altına alacak bir savaş istemediklerini göstermektedir. 

Bu noktada olası bir çatışmanın yalnızca askeri ve siyasi sonuçlarıyla değil, aynı zamanda küresel ekonomi üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Hürmüz Boğazı ve Küresel Ekonomi Üzerindeki Baskı

Bu bağlamda Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi belirleyici hale gelmektedir. Basra Körfezi, dünya enerji trafiğinin en kritik geçiş noktalarından biridir. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık %20-25’i, sıvılaştırılmış doğal gazın ise yaklaşık %20’si Hürmüz Boğazı üzerinden taşınmaktadır. İran, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin enerji ihracatı bu dar su yoluna bağlıdır. Bu nedenle Körfez’de yaşanacak herhangi bir askeri gerilim ya da Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali, küresel enerji fiyatlarını ve özellikle Brent petrol fiyatını artıracak bir etki yaratacaktır.

Dış Denge

Körfez ülkelerinin İran’a yönelik bir askeri operasyona mesafeli yaklaşımı da bu ekonomik kırılganlıkla yakından ilişkilidir. İran ile uzun yıllar rekabet içinde olan Suudi Arabistan’ın dahi son dönemde tansiyonu düşürmeye yönelik daha pragmatik bir çizgi izlediği görülmektedir. Bu tutum, Suudi Arabistan’ın İran’ın yanında olduğu anlamına gelmemekle birlikte, bölgesel bir savaşın maliyetlerinin farkında olduğunu göstermektedir. Olası bir bölgesel savaş, Suudi Arabistan ile İran arasındaki yakınlaşmayı ideolojik değil, çıkar temelli bir ilişki çerçevesine oturtabilir.

ABD açısından bakıldığında ise Ortadoğu’da uzun süreli bir savaş olasılığına sıcak bakmadığı açıktır. İran’a sınırlı operasyon olsa dahi sonuçları kontrol edilemez bir sürecin başlangıcı olabilir. Bu durum, ABD’nin stratejik hesaplarıyla örtüşmemektedir.

İç Denge

İran için dış müdahale hem yönetim için hem de halk için farklı anlamlar taşımaktadır. Yönetim için dış tehdit ve müdahale, içeride ifade özgürlüğünü kısıtlamak, baskıyı daha da artırmak ve muhalefeti yok etmek için fırsat olarak görülebilir. 12 Gün Savaşında da görüldüğü üzere, halk açısından dış müdahale tehdidi toplumun farklı kesimlerini tek bayrak altında birleştirebilmektedir.

Bu nedenle İran toplumunun siyasal değişim için dış müdahale beklentisi son derece riskli bir yaklaşım olur. Çünkü, Irak, Libya ve Suriye örneklerine bakıldığında, dış müdahale yönetim değişikliği ile birlikte devlet-toplum dengesinin bozulmasına da yol açmıştır. İran’da ise olası bir rejim değişikliği ancak iç dinamikler üzerinden şekillenebilir, dış müdahale ancak bu süreci tetikleyici bir unsur olabilir.

Hatta tersine bir ihtimali de göz ardı etmemek gerekir. Dış müdahale halkın tek bayrak altında toplanmasıyla rejimi daha da güçlendirebilir. Bu durum içerideki muhalefeti etkisizleştirerek, reform taleplerinin ötelenmesine neden olur.

Sonuç

İran’a yönelik olası bir dış müdahale planlanırken bölgenin tarihsel ve siyasal yapısı, uluslararası güç dengeleri ve İran’ın iç toplumsal dinamikleri birlikte değerlendirilmelidir. Sadece askeri güç kullanmak suretiyle caydırıcı politika izlemek yeterli değildir. Ayrıca, İran, Afganistan, Irak, Libya ya da Suriye gibi dış müdahalelerle kolayca yeniden şekillendirilebilecek bir ülke değildir.

ABD’nin, İran’ı özellikle nükleer faaliyetler üzerinden baskı altına alarak geri adım attırmak isteme çabası ise İran’ın coğrafi konumu, geçmiş tecrübeleri ve güvenlik algısı nedeniyle gerçekçi görünmemektedir. İran için nükleer teknoloji, yalnızca bir güç unsuru değil, rejimin varoluşsal bir nedeni olarak görülmektedir.

Eğer gerçekten amaç bölgesel ve küresel güvenliği sağlamak ve nükleer yayılmayı sınırlamak ise bu yalnızca İran’a yönelik baskılarla değil, nükleer silaha ve teknolojiye sahip tüm devletleri kapsayan adil ve bağlayıcı bir anlaşmayla daha inanılır bir hal alır. Aksi takdirde Ortadoğu, bir kez daha büyük güçlerin savaş mı yoksa barış mı olacağına karar veremediği bir rekabet alanı olmaya devam edecektir.