Merhabalar,
Fikri hür, vicdanı hür, güzel insanlar.
Sanatın aynasından bakmaya devam…
Sanatın aynasından bugün bize görünen,
Geometri ve ATATÜRK
“Geometri bilmeyen giremez”
Platon’un Akedemi’sinin kapısında yazılı olan söz.
Bu söz, geometrinin sadece biçimlerin bilimi olarak değilde, matematikle, felsefenin zorunlu bağını göstermesi açısından önemli olabilir mi?
Kuşkusuz olabilir.
Duyular aracılığıyla deneyimlenebilir hale gelen doğanın ve evrenin akılsal olarak kavranabilmesi ve aklın ilkeleri üzerinden bütünleşik bir düzen içinde soyutlanabilir bir halde kendi sembolik dilini simgeleyen figürler üzerinden gösterebilmesi açısından önemlidir. Çünkü felsefe bu matematiksel simgesel dile ontolojik bir anlam atfetmektedir
Abidin Hocam, daha yazının başında bizi kavramlara boğdun dediğinizi duyar gibiyim...
Ama olsun, kavramlara boğulmak, iyidir diyelim mi?
Dedik bile...
Geometri bilmeyen giremez sözünün iki temel mesajı olabilir.
Birincisi, herkesin anlayabileceği haliyle bu alanda; belirli bir bilgiye sahip olamayanların giremeyeceği,
İkincisi ise herkesin anlayamayacağı ama zihinsel ve bilgisel olarak meseleyi sezebilecek düzeyde olanların kavrayabileceği mesajdadır.
Bu mesajda ise felsefenin anlık düşünceler ve bunlara dair spekülasyonlarla değil, sürekli ve disiplinli bir düşünce etkinliği ile kazanılan soyutlama gücü ve böylece usun bu yönde biçimlendirilebileceğinin mesajı verilmektedir. Bu sayede; geometri, içinde barındırdığı derin anlam katmanlarıyla, hayatımızın akışını, duyularımızın deneyimiyle beslenen rutinlerden değil, idealardan yani düşüncelerden öğrenen aklın en güçlü zihinsel alıştırmasıyla şekillendirecektir.
Hocam yine uzattınız diyorsunuz...Biliyorum da bu işler uzatmadan olmuyor ki....
Demek ki sadece düşünmek yetmiyor....
Bir de ne gerekiyor, düşünceyi görünür kılmak gerekiyor, onun için önce imgelemek, sonrasında ise imgelediklerimizi kendi sembolik diliyle görünür hale getirmek de gerekiyor.
Peki Hocam tüm bunları yaptık diyelim...
Sadece kendimiz için yapmış olmuyor muyuz?
Kapıda yazılanı hemencecik unuttun galiba...
Ne diyordu?
“Geometri bilmeyen giremez”
Unutur muyum be sevgili dostlar.
İşte şimdi geldik geometriye ve Ulu Önderimiz ATATÜRK’e
Bildiğiniz üzere ATATÜRK, 1936 yılında bir geometri kitabı yazmış ve kitap 1937 yılında basılmıştır. Kitap hakkında genel olarak kabul görmüş kanı; kitabın geometride kullanılan yabancı sözcüklerin türkçeleştirilmesi amacılığıyla ATATÜRK tarafından yazıldığıdır. Agop Dilaçar, kitabın yazılışını şöyle anlatıyor; “1936 sonbaharında bir gün Atatürk beni, Özel Kalem Müdürü Süreyya Anderiman’ın yanına katarak Beyoğlundaki Haşet Kitabevine gönderip uygun gördüğümüz Fransızca geometri kitaplarından birer tane aldırttı. Bunlar Atatürk’le birlikte gözden geçirildikten sonra, yazılacak geometri kitabının genel tasarısı çizildi. Bir süre sonra ben ayrıldım ve kış aylarında Atatürk bu yapıt üzerinde çalıştı. Elinizdeki kitapçık bu emeğin ürünüdür.”
44 sayfadan oluşan bu kitapta, açı (zaviye), artı (zait), bölü (taksim), düşey (şakuli), taban (kaide) gibi birçok terim kullanılmaya başlıyor.
Hiçbir şeyi kendisi için yapmayan ve her şeyini milletine miras bırakan, ölümünden sadece 2 yıl önce, hastalıkları, ülke ve dünya sorunlarıyla boğuşurken bu derece önemli bir kaynak kitabı tasarlaması ve yazması olağanüstü bir iradenin yansımasından başka bir şey olarak isimlendirilemez kanaatindeyim.
Peki Hocam, bu yazıyı yazdığınıza göre vardır bir bildiğiniz dediğinizi duyar gibiyim.
Platon’u, onun okulunu, okulun kapısında yazan yazıyı, yazının ne anlatmak istediğini açıklamaya çalıştın da...
Sadede gel diyorsunuz...
ATATÜRK Cumhuriyeti’nin kapısında ne yazıyor peki;
“Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.”
Abidin Hocam, o yazı silindi gitti mi diyorsunuz....
Silinmez, silinemez, niye biliyor musunuz?
Bu topraklarda Mustafa Kemal’in Öğretmenleri, yine yazar, yine yazar da ondan silinmez.
Platon’un Akademisi insan medeniyetinin yapı taşlarının akılla örülmesini sağlayacak filozoflar yetiştirdi ve insanlık tarihinin akışını değiştirdi.
Okulunun kapısına geometri bilmeyenler giremez yazıldı.
Ondan 2500 sene sonra, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ise Türk Milleti bu okula girebilsin, bilimle, sanatla, felsefeyle aydınlanabilsin diye geometri kitabı yazdı.
Niye biliyor musunuz?
Çünkü vatanını bir okul, milletini de evlatları gibi gördü de onun için.
Ne mutlu bu okulda öğretmen olanlara.
Mesajım alınmıştır diye umuyorum...
Bir daha ki buluşmamıza kadar, şimdilik hoşça kalın, şu an ve her zaman, sanatla nefes alın, sanatla kalın.
(Aslında bugün geometri ve resim sanatı ilişkisi üzerine yazacaktım ama sonra aklıma ATATÜRK ve Geometri Kitabı düştü. İyi ki de düştü. Böylece dehası üzerine bir kez daha düşünme şansım oldu.)
Çok Okunanlar
Rixos otellerin sahibi Fettah Tamince'den 'Epstein' açıklaması
Skriniar için Pascal Nouma'yı örnek verdi: Lisansını iptal ederim
1 milyonu olan bir maaş daha alıyor
Danıştay'dan Gökçek dosyasında kritik hamle
Yalova’da denizde bulunan kadın cesedinin kimliği tespit edildi
Epstein'ın hücre ve ceset fotoğrafları ortaya çıktı
O ülke sosyal medyaya yaş sınırı getirdi
Ortaokul öğrencilerinin önünü kesip darp ettiler
SDG/YPG de hazmedildiğine göre sıra hangi açılımlarda?!
Dalgaları karşılayan gemi