15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı olup, sözde görevlendirme listesiyle Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümen Komutanlığı’na atanan eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker, asıl Yurtta Sulh Konseyi’nin, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve kuvvet komutanları ile Şamil Tayyar, Şirin Ünal gibi isimlerden oluşması gerektiğini öne sürerken, Fetullah Gülen’in zehirlenerek öldürüldüğünü düşündüğünü söyledi.
38 kişilik sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları iddiasıyla Genelkurmay Çatı Davası’nda yargılanan, ancak konsey üyesi olmadıkları anlaşılınca 15 Temmuz’daki yaralamalara ilişkin suçlamada dosyaları ayrılan 14 sanıklı davada, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların alınmasına devam edildi.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen ve savcının 10 sanığın beraatını talep ettiği davada savunma yapan, dönemin Silahlı Kuvvetler Komuta Kontrol Merkezi (SKKM) amiri eski kurmay albay Osman Kardal, merkeze ait görüntülerde saat 21.00’den 06.00’ya kadar atlama yapıldığını iddia etti. 15 Temmuz’a ilişkin en önemli çelişkilerden birisinin de o gece verildiği söylenen uçuş yasak emriyle ilgili olduğunu belirten Kardal, şunları söyledi:
“Bu konuda Hulusi Akar ile Yaşar Güler’in anlattıkları ile TSK’da tutulan kayıtlar arasında fark var. Yapılması gereken, tüm hava sahasını uçuşa kapatmakken, Hulusi Akar, darbeyle ilgisi olmayan bölgelerin hava sahasını göstermelik olarak kapatırken, darbe girişiminde en fazla ve travmatik etkisi olan uçuşların yapıldığı Ankara ile Cumhurbaşkanının bulunduğu Marmaris bölgesinin hava sahasını açık bırakmıştır. Ayrıca Semih Terzi’yi Diyarbakır’dan alacak ulaştırma uçağı kalkış yapmadan hemen önce Yaşar Güler, ulaştırma uçakları için uçuş yasak emrini kaldırmıştır. Böylece Özel Kuvvet unsurlarının Ankara’ya gelişi kolaylaştırılmış ve ÖKK’da Ömer Halisdemir’in ölümü ve birçok kişinin yaralanmasına sebep olunmuştur. Normal koşullarda en ufak hadisede Karargâhı ayağa kaldıran Akar ve Güler, bu hadisede doğrudan konuyla ilgili karargâh personeli dahil hiç kimseye haber vermemiş, korgeneral seviyesindeki ilgili karargah başkanlarını dahi çağırmamışlardır.”
''ÖRGÜTLE İLTİSAKLI KİŞİYE TALİMAT VERDİ''
O gece Genelkurmay Başkanı Akar’ın telefona ısrarla istediği, dönemin Daire Başkanı Tuğgeneral İlhan Kırtıl’ın MİT ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından örgütle iltisaklı olduğunun bilinen bir kişi olduğunu öne süren Kardal, şöyle devam etti:
“İlhan Kırtıl paşa verilen emirleri yerine getirdikten sonra evine kaçtı, ‘geliyorum’ demesine rağmen 5 dakika mesafedeki görev yeri olan TSK Harekât Merkezi’ne dönmedi. Genelkurmay Başkanı bu aramalar sırasında neden Etimesgut’tan tank çıkış yasağı emrini takip etmemizi istemedi? Bu soruların cevabı elbet bir gün gün yüzüne çıkacaktır. Ben de tam bu soruları sorguladığım için cezalandırıldığımı düşünüyorum.”
Tüm bunların ise darbeye yön verilerek, ölüm ve yaralanmalara bilerek göz yumulması anlamına geldiğini iddia eden Kardal, “Sunduğum askeri telefon kayıtları, video ve fotoğraflar, tanık ifadeleri ve resmi askeri ceride kayıtlarının suç duyurusu olarak kabul edilerek Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay İkinci Başkanı ve Daire Başkanı İlhan Kırtıl’ın darbede ölen ve yaralananların faili statüsü taşıdıklarından; benim yargılandığım gibi, 2 bin 885 yaralıdan yargılanmalarını, en az benim cezaevinde kaldığım süre kadar ceza almalarını talep ediyorum.” dedi.
FETULLAH GÜLEN VİDEOSUNA YASAK
Sözde görevlendirme emriyle Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığı’na atanan eski tuğgeneral Ahmet Bican Kırker de Diyarbakır Cezaevi’nden SEGBİS’le yaptığı, iki gün süren savunmasına, “Anadolu’nun ikinci bir Endülüs olduğunu ve Moğol işgaline maruz kaldığını düşünüyorum. 15 Temmuz kontrolle darbe komplosu Türk Milleti’ne yapılmış en büyük ihanettir. 15 Temmuz gazisi Necmettin Utuş, ‘Türkçe olimpiyatlarında, Meclis’te FETÖ’yü övenler bakan yapıldı’ derken ne söylediğinin farkında mı acaba?” ifadeleriyle başladı.
Darbe davalarının ayrı ayrı görülerek, 15 Temmuz’un bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasının engellendiğini belirtip, bu nedenle çok sayıda eski asker, akademisyen, gazeteci ve Fetullah Gülen’in görüş ve açıklamalarının yer aldığı videolu bir sunum yapan Kırker, şöyle konuştu:
“Darbe ile çatı davasında yargılananlar suçlanıyor, Maydonoz döner suçlanıyor. Bir sürü insan, Fetullah Gülen'in o gün söylediği şeylerin bugün bin katını söylüyor. İsmail Ağasından, Menziline kadar... Devlet Bahçeli'nin pozisyonu değişmiş. Fetullah Gülen’in söylediklerini tekrarlayan cübbeliler, sarıklılılar, Kudüs’e vali olmak isteyenler yarın ne olacağını bilemezler. 17/25'ten sonra bütün siyahlar beyaz, beyazlar siyah. Anayasa’yı ihlalden bir kişi yargılanacaksa, o Erdoğan’dır, iki kişi yargılanacaksa Bahçeli’dir.”
Video’nun 20’nci dakikasında gazeteci Abdurrahman Şimşek’in Marmaris’teki hayalet helikopterleri sorguladığı program, peşinden de Fetullah Gülen’in bir açıklaması geldiğinde Mahkeme Başkanı, videonun denetimlerinden geçmediğini belirterek, “Dava dışı kişilerin konuşması beni ilgilendirmiyor. Kimin ne düşündüğünü, haberlerdeki konuşmaları dinlemek istemiyorum. Bu yaptığın savunma değil. Yaptığını anlat.” uyarısında bulundu.
Kırker, “Ben bir şey yapmadım. Necmettin Utuş, ‘şunlar niye yargılanmıyor?’ dedi. Abdurrahman Şimşek’in söylediği de aynı. Açın davaları, yargılansınlar. Sadece hatırlatma amacıyla gösteriyorum, ona bile tahammül edemiyorsunuz.” derken Mahkeme Başkanı, videonun tamamını izleyerek, bu konuda karar almak üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından da Başkan, “Devamında dava dışı kişiler, FETÖ/PDY kurucusu olduğu iddia edilen Fetullah Gülen ile kaçak kişilerin, terör örgütü propagandası niteliğinde kayıtların yer alması ve davaya katkısı bulunmadığı” gerekçesiyle videonun izlenilmemesine oybirliğiyle karar verildiğini bildirdi.
Kırker karara şöyle tepki gösterdi:
“Beni neden engellediniz? Fetullah Gülen davanın 1 numarası değil mi? Hükümetle ne görüştüklerini anlatıyor. İsmail Hakkı Pekin'in, fişlemeleri nasıl yaptıklarını anlatan konuşmalar vardı videoda. Fetullah Gülen, 'Ülkede hukuk olsun gideyim oraya.' diyor. Numan Kurtulmuş da 'Bunlar beraat etse bile aklanmaları anlamına gelmez.' diyor. Sizin Meclis Başkanınız diyor. Bu kumpası kuran Doğu Perinçek ve İsmail Hakkı Pekin bunu kendi ağzıyla anlatıyor. Kafanızda dayatılmış bir resim, konsept var, onun dışında hiçbir şey konuşturmamaya çalışıyorsunuz. Bunlara tahammül edemiyorsanız, orada niye oturuyorsunuz ki? Çekilmenizi teklif eden arkadaşlar oldu, çekilmediniz. Cumhuriyet tarihinde sizden daha çok reddi hakim alan hakim yoktur. Eski başkan Oğuz Dik bile bu kadar almadı. BM, 251 şehitten sadece 70’ini kabul etti. Bunu araştıracağınız yerde, habire engellemeye çalışıyorsunuz. 10 sene biz hukuksuzluğa maruz kaldık, şimdi sıra CHP’lilere geldi.”
YOKLAMA VE DEVŞİRME
Kırker, 15 Temmuz’dan önce çeşitli yoklama ve devşirme faaliyetlerinin yapıldığını öne sürerken de şunları anlattı:
“Bir gün TOKİ Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gelip Kurmay Başkanı İhsan Uyar’la yemek yedi. Ardından generalleri toplayıp, ‘350 bin liraya, hele de tripleks ev nasıl olur?’ denildi. Mehmet Partigöç’ün, Hulusi Akar’ın çocuklarının TOKİ’de ev almasını söylemesinden sonra bu ziyaretin sebebini anladım. OYAK Genel Kurulu’nun kıdemli üyesiyken, Coşkun Ulusoy’un neden ve nasıl tasfiye edildiğine tanık oldum. Ondan sonra OYAK’a çöküldü.”
Mahkeme Başkanı, Kırker’in bu anlatımlarına da, “Aranızda geçen konuşmalar davamızın konusu değil, Kim dürüst; onun yarışını yapmıyoruz. Davanın kapsamında konuş” diye müdahale etti. Kırker şöyle devam etti:
“Diğer sanıklar, ‘devlet sırrı’ diyerek, isim vermiyor. Kanunsuz olan hiçbir şey devlet sırrı değildir. Dönemin General-Amiral Şubu Müdürü Cemil Turhan, Başbakanlık’ta bir hakim albayın koordinesinde yapılan toplantıya çağırıldı. Burada fişlemeler konuşulmuş. Cemil Turhan, böyle bir kanunsuzluğu kabul etmediğini söyleyince ben, ‘O zaman burayı kapatın, paralel devlet kurulmuş.’ dedim. Davamızın sanıklarından Osman Ünlü o gece Gazi Orduevi’nde Zekai Aksakallı ile birlikteydi. Ne konuştuklarını bilmiyoruz. İşte bu yüzden de içerden çıkamıyoruz; niye düştüğümüzü anlayamıyor, burada debelenip duruyoruz. Balyoz davasında yargılanan Ali Demir devre arkadaşım. Çocuklarımız aynı dershaneye gidiyor. 15 Temmuz’dan 3-4 ay önce aradı, ‘Orduevi’nde kahvaltı yapalım’ dedi. Eve davet ettim. Yoğun olduğunu, arayacağını söyledi, bir daha aramadı. Tüm bunlar yoklamaydı, devşirme faaliyetiydi. Hulusi Akar ve Sadık Üstün, FETÖ’cü olsun olmasın, ‘Sen FETÖ’cüsün’ veya ‘ölüm listesindesin’ diyerek insanları devşirdiler. Hukuk varmış numarası yapılması, hukuksuzluktan daha büyük zulümdür. 15 Temmuz tiyatro olmasa bile yargılamalar tiyatroya dönüştürülmüştür.”
AKP GENEL MERKEZİ'NİN KAMERA KAYITLARI
Mahkeme Başkanı’nın “Etimesgut’a gel” uyarısının ardından da Kırker şu iddialarda bulundu:
“Darbelerin asli üssü kurumsal olarak Mamak 4. Mekanize Tugayıdır. Bugüne kadar 28 Şubat dışında Etimesgut’un görevi olmamıştır. Keşke Osman Kardal, İlhan Talu, Osman Ünlü o zaman anlatsalardı. Ben ne biliyorsam anlattım. Darbeyi yapacak veya engelleyecek birliğin komutanı Metin Gürak, Hulusi Akar’ın talimatıyla hiç tereddüt etmeden Etimesgut’a gidiyor. Tek başına bu bile Hulusi Akar, Hakan Fidan ve Metin Gürak’ın darbeyi bildiğinin delilidir. TSK tarihinde Sakarya savaşı dışında tüm komuta kademesinin Karargâhı terk ettiği olmamıştır. Metin Gürak saat 19.00’da Etimesgut’a gittiğinde, o zamanki Zırhlı Birlikler Komutanı Erdoğan Akyol’la ne konuştu? Akyol, komutanları Kamil Başoğlu, Metin İyidil’e bunu haber vermiyor. Erdoğan Akyol hakkında FETÖ’cü kaydı var ve yargılanmıyor. Erdoğan Akyol’un yaptıkları Hulusi Akar’ın emri ve Metin Gürak’ın bilgisi dahilindedir. Metin İyidil’in, ‘görevlendirme emri sahte olabilir’ uyarısına rağmen görevi güle oynaya bana devredip Akıncı’ya gitti. O gün Zırhı Birliklerde KOKTOD (Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme) eğitimi yaptırmışlar. Bu eğitimi niye verdiniz? Kimse ‘Bu nereden çıktı?’ diye sormuyor. At pazarlığı ile yargılanmaktan kurtuldu. 20 Temmuz’da Erdoğan Akyol’un emriyle kayıtlar alınmış, başka yere kaydedilmiş, deliller muhafaza altına alınmayıp karartılmıştır. Savcılıklara ayıklanmış görüntüler teslim edilmiştir. Necmettin Utuş’un dediği gibi, kimsenin hesap sorduğu yok. Başkomutan, komutanlara, ‘Birliklerinize sahip çıkın’ emri vereceği yerde, halkı sokağa çağırıyor.”
Delillerin nasıl üretildiğini ve karartıldığını anlatmak için Etimesgut’tan Jandarma Genel Komutanlığı’na terör saldırısı olduğu gerekçesiyle gönderilen iki tankın başına gelenler ve binbaşı Barış Dedebağ’ın yaptıklarına ilişkin videoları gösteren Kırker, şöyle devam etti:
“Tanklar geri dönmeye çalışırken, kalabalık tarafından yolları kesilip AKP Genel Merkezi’ne yönlendiriliyor. Burada da Şamil Tayyar’ın liderliğindeki kışkırtmalarla personel linç edilmeye çalışılıyor. Üsteğmeni bizzat hareket halindeki tanktan Necmettin Utuş atıyor. Tankları ele geçirmeye çalışanlar siviller değil, SADAT, ASDER mensupları ve aktif AKP’li özel eğitimli paramiliter gruplar. Yargı, kolluk ve AKP işbirliğiyle ifadeler ve tutanaklar defalarca değiştirildi. AKP Genel Merkezi’nin kamera kayıtları dosyada yok. Bunun sonucunda kursiyer teğmen, uzman erbaş mahkum olurken tank bölük komutanı, tabur komutanı, kurmay başkanı ve okul komutanı beraat etti. Etimesgut davasında Metin Gürak, Metin İyidil, Erdoğan Akyol ve ben birlikte yargılanmalıydık. Hulusi Akar Metin Gürak’a, Gürak Erdoğan Akyol’a, Akyol Metin İyidil’e ne dedi; bunların açıklanması gerekir. 15 Temmuz’da sokağa çıkanların olayların sorumlusu sayılmayacaklarına dair KHK çıkarıldı. Asıl mutlak butlan budur; Şamil Tayyar’ı, Necmettin Utuş’u kurtarmak için çıkarılmıştır.”
Gazi Necmettin Utuş, Kırker’in bu iddialarına, “yalan” diye tepki gösterince, Mahkeme Başkanı, “Son kez ikaz ediyorum. Tekrarı halinde salondan çıkarırım.” uyarısında bulundu.
ÜÇ YERDE ÖLÜM KAYDI
Ahmet Bican Kırker, Etimesgut’ta hiç ölüm olayı yaşanmadığını, ancak daha fazla ceza almaları için Emin Güner’in burada öldürülmüş gibi gösterildiğini öne sürerken de şunları söyledi:
“Emin Güner’in ölümü 1 yıl sonra gündeme geldi, Jandarma davasından Etimesgut davasına eklenmeye çalışıldı. Mahkeme 3 ay sonra bunu reddetti, ancak 9 ay sonra yeniden kabul kararı verdi. Emin Güner, Jandarma iddianamesine göre, Jandarma Genel Komutanlığı önünde ateşli silahla şehit edilmiş. Savcılık ve bilirkişi tutanaklarına göre, AKP Genel Merkezi önünde tanktan düşmüş. Jandarma raporuna göre ise Anadolu Bulvarı’nda bulunmuş ve ‘Künt kafa travması sonucu şüpheli ölüm’ denmiş. Nihayetinde de çok hızlı gitmesi nedeniyle tanktan düştüğü/düşürüldüğü kararlaştırılmış.”
Mahkeme Başkanı, Kırker’in bu anlatımlarına ise, “Davamızın konusu değil. Emin Güner’le ilgili savunma yapma. Hep yorumlarını dinliyoruz.” diye müdahale etti. Kırker’in, “15 Temmuz yargılamalarının nasıl yapıldığını göstermek için anlatıyorum. Bu sözleriniz bir niyet beyanıdır.” cevabı üzerine Başkan, “Sen de niyet okuyorsun. Tartışma istemiyorum.” deyince Kırker şöyle tepki gösterdi:
“Millet değil, Saray adına yargılama yaptığınıza inanıyorum. Her şeyi kesiyor, yönlendiriyorsunuz. Yargıçların ülkeyi ve Sarayı kurtarmak gibi bir görevi yoktur.”
''GÜLEN'İ ZEHİRLEDİLER'' İDDİASI
Kırker, Erdoğan’a suikast olayıyla ilgili olarak da şu iddiaları dillendirdi:
“Suikastı Erdoğan’dan başka söyleyen yok. Gökhan Şahin Sönmezateş, ‘Komutanlar bana bu görevi verdi’ dedi. Abdurrahman Şimşek bile Marmaris’teki iki hayalet helikopteri gündeme getirdi. Suikast iddiasının amacı, Fetullah Gülen’in iadesini sağlamaktı. İktidar sahiplerinin, Gülen’in ölüsünden bile neden bu kadar korktuklarını anlayamıyorum. Şahsen Fetullah Gülen’in başarılı bir operasyonla zehirlenerek öldürüldüğüne inanıyorum. Adam şişmişti. Papa da aynı dönemde öldü. Gülen için ‘Vatikan’ın kardinali’ deniyordu, ikisi birden gitti.”
''MÜŞFİK MONARŞİ İÇİN''
Ahmet Bican Kırker, savunmasının son bölümünde; 15 Temmuz’a bir şekilde yol verildiğini, planlayıcılarının da Kozmik Oda olayında takip edildiği söylenen Baki Kaya ile Sadık Üstün olduğunu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bile kriz masası kurulurken, Hulusi Akar başta olmak üzere Abidin Ünal, Salih Zeki Çolak, Yaşar Güler, Metin Gürak ve Zekai Aksakallı’nın krizi bilerek yönetmediğini öne sürüp, “İhanet varsa, asıl ihanet budur.” dedi.
Yurtta Sulh Konseyi’nin, asıl bunların yanı sıra Şamil Tayyar, Şirin Ünal, Cihat Yaycı gibi isimlerden oluşması gerektiğini de savunan Kırker, Türkiye’de yeni bir sistem kurulduğunu, “müşfik monarşinin” hızlandırıldığını, Abdullah Öcalan’ın, “3. dünya savaşı Kürdistan’ın kurulmasıyla bitecek” diye akıl verdiğini ve İsrail’in liderliğinde, ABD’nin himayesinde Türkiye ile Suudi Arabistan’ın da dahil edildiği büyük İsrail projesinin hayata geçirildiğini kaydetti.
Çok Okunanlar
Putin: Ukrayna ile masaya oturmaya hazırız
Eğitimde 'liyakat yerine sadakat' esaslı yapılanma iddiası
AB Parlamentosu komitesinden dijital euroya onay
Litvanya’da hükümet istifa etti
Kılıçdaroğlu'nun yeni ihraç listesi ortaya çıktı
CHP'de Özgür Özel cephesinin toplu istifası için tarih verildi!
Dünya Kupası’nda dolaşan ‘hayalet’ ve Lumumba
Oto galericiler sitesinde silahlı saldırı
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şerif ile görüştü
Yeniden Türk iktisadı, yeniden kalkınma